Friday, November 11, 2016

yasasin okulumuz!

her okula giden cocuk gibi elbette ki deniz de hastalanacakti, soguk alginligi olursa halsiz kuzuyu bol bol dinlendirip sukredecektik, bulasici olursa da kara kara bu keyfi yerinde olan kuzuyu nasil eglendirecegimizi dusunup sukredecektik. iste bu ikincisi geldi basimiza bu sene ilk olarak. bu sabah uykudan sismis, yemekten yanaklari kocaman olmus, anneye doymus bi kiz gonderdim okula.

butun hastaliklari boyle gecsin, daha beterlerini gormeyelim. 
ama bu dort gunun sonunda, bi ev kusu olmama ragmen ativerdim kendimi yollara, yagmur yagiyormus, hava buz gibiymis hic bakmadim. bu yaptigim sey benim kendi dunyamda buyuk bi olay diye yaziyorum, yoksa ne var ki canim.
benim icin cok seyi var ki canim!



Friday, November 4, 2016

schoggi tram

her pazartesi kizimla, kahve gunumuz. hazir buralar noel icin senlenmeye baslamisken ve etkinlikler alip basini gidiyorken ben de kostur kostur en iyi arkadasimla birlikte gidelim diye aliverdim biletleri. etkinlikler cok, ama cok iyi takip etmek muhim. hem sureler kisa, hem de kontejyanlar az. mesela bu schoggi tram. zurih'te yuz seneden fazla olan bi pastanenin duzenledigi kucuk bi gezi. yarim saat suruyor, zurih'in merkezinde bi daire yapiyor ve o sirada da kucuk bi kek, 3-4 tane kendi yapim cikolatalarindan ve bi fincan da sicak cikolata servis ediyorlar. cok keyifli, hele yanimdaki deniz kizla... yine gidelim dedi ama yok, bilet yok. arada bir havali pastanelere goturup avutmaktan baska bi care yok.

ayrica her ne kadar bayilsa da sicak cikolatasini sogutamadigimiz icin icemedi ama onunla yanyana oturup teddy bear'li cataliyla kek yemek bile unutulmayacak anilar depomda.



kasim 2016, zurich

yoo yooo

bu degildi tabi ki, yazmalara baslamak. ama bahaneler aynisi. neden zaman denilen sey, hafta hafta ilerliyor acaba. ve neden benim beynim arada bir siliveriyor ki yasananlari.
neyse psikologcugum geldi de biraz toparlama vakti. valla bu psikologla sefkati icin konusuyorum, baska kimselerden cok gordugum yok da.

gecen hafta hele super gectiydi, sporun yeri nasil da bambaska. senin nefes alip vermen yetmiyor ki iste yasamak icin. beyninin de nefes almasi gerekiyor, o abudik gubidik dusuncelerin aralanmasi gerekiyor di mi. sonra kaninin dolastigini hissetmen gerekiyor, miden bos olunca da midenin oldugunu farkediyorsun, mis. kisacasi aclik ve spor herseyin oldugu gibi bu psikolojinin de en onemli caresi. bunlarin ustune baska hicbi sey tanimam. ha, tamam belki biraz naz yapacagin birileri de iyi olurdu ama onlar sana bagli degil, onun icin ana maddelere bakalim biz.

ama carsambalari guzel, hele de konusacak birim varsa, guzel geliyor. guzel gelecek. 

Monday, October 17, 2016

haftasonu ve kayboluyorum.

haftasonunun nasil gectigini ben anlayamiyorum ki bir turlu. hem de simdi dusununce, cumartesi gunu cocuklar kac saat evde degillerdi, ben tek basimaydim, supurge, mutfak, yemek yapmaca ve bi saat bas agrisiyla gecirsem de tek basimaydim.

oyle fazla yasiyorum ki bu kaybolmalari. zaten buraya yazmamamin nedeni de o degil mi. bulamiyorum ki icimdekileri, ipin ucunu tutup da soyle guzel bir yumak yapamiyorum cogu zaman. boyle, sabirla, yavas yavas, yumaklari cogalta cogalta, bi gun bi bakmisim hersey oluvermis, olmasa da olanlar o kadar cok olacak ki, tolere etmek daha kolay olacak.

bu sabahin boyle baslamasinin en buyuk sebeplerinden biri de belki, dun aksam yaptigim kacamaktir. bu kacamagin tabi ki de sabah midemde ve enerjimde bi etkisi oalcakti. ama iste bu kadar da bozulmamaliyim bu etkiye di mi? yok, o sarap bana odem olarak donmus, yok iki aydan fazladir sonunda ciddiye aldigim kilolarima harcadigim emegime yazik olmus, yok, 4 senedir gormedigim sayilari gormusum de yine kaybetmisim. yuz mekik, bi saat yurume hallederiz biz onu.


Wednesday, October 12, 2016

simdi.

deniz'in uc yasinda olmasina bi aydan az zaman kaldi.
bi senedir kreste.
carsamba gunleri orman gezileri oluyor.
zurih'teyiz hala.
ne kadar buradayiz belli degil.
cocuk, yine okulda. calisiyor.
ben, evdeyim.
yedi ay, her gun, oglene kadar almanca kursuna gittim, baya baya da ogrendim.
almanca'mi kullanacak yer ariyorum simdi. 
bi mail bekliyorum, onumuzdeki senemi belirleyecek.
iki haftasi var, gelecek o mail.
acikogretim sosyoloji okuyorum bi de.
pahaliymis ama guzel.
psikologa basladim yine.
hem de 8 sene onceki psikologuma.
ne de farkli geliyorum kendime, degisik, buyumus, pismis.


guzel seyler olmus. hem de cok. illa yazdikca mi gorecek insan. belki de.

ozlemisim. gercekten.

cook uzun zaman oldugunu tahmin ediyordum da bi seneden fazla oldugunu hic dusunmemistim. yazmaya her zamankinden cok ihtiyacim var, yazmamamin nedeni ise cok basit, tembellik.
bir de tabi enerjimi verdigim diger sacma seyler.
yeni bir blog mu dedim ama yapamadim, yapamam da sanirim. aslinda, buradaki gorkem'le de oyle farkliyim ki, kimbilir, belki iyi geliriz birbirimize.

soyle bir baktim da, nasil da buyuyor insan, nasil da pisiyor. bunu bugunlerde hersey de gorur oldum, ve kendimi daha onceden gorseydim, fark etseydim demekten geri alamiyorum ve enerjimi yine somuruyorum.

var ama icimde biseyler, tek yapmam gereken bu icimdeki seyler'in usutune cok dusmeden, onu bi nevi cok da simartmadan, hep varmis gibi davranip onume, yine onume bakmak.

hadi bakalim.


 
design by suckmylolly.com