Thursday, December 31, 2009

geldin mi ikibin10

guzel dilekler dilemenin, ikibin9'a kist kist, ikibin10'a gulucukler sacmanin sirasi bende.

herkese cok cektirmis ikibin9, kime baksam nereye baksam oyle yaziyor. dusundum de 'e kotu yasayanlar varsa illa ki ikibin9'u da sevenler' vardir. kendimi dusundum bi de, ciddi ciddi, hakkini yememeye calisarak, demek ki benmisim dedim, ikibindokuz'u seven.

cunku,
-lozan'da guven'le bi hayat basladi.
-maasimiz turkiye standardlarinda dusleyemeyecegimiz kadar yukseldi. (burasi icin ortalamadayiz)
-hayalimizden bile guzel bi evimiz oldu.
-esyalari bi gunde gule oynaya ikea'dan kamyona, kamyondan eve birlikte tasidik. onun mutlulugunu yasadik.
-paris'e gittik, yasadik geldik.
-Kutu, taaa nerelerden kadayif gonderdi.
-arkadas mucizeleri yasadim.
-okulda islerimiz bi iyi bi kotu gitti, biz birlikteydik.
-semos geldi, evimize en guzel hediyeyi boyadi, astik.
-gezebildigimiz kadar gezdik.
-borclarimizi bitirdik.
-nisanlandik.
-evlilik hazirliklarini yapmaya basladik.
-bi suru yeni arkadasim oldu.
-.....

daha da vardir kimbilir ne kadar, hatirlayamadim simdi.

kotu seyler de oldu, elbette, yine bi suru agladim, yeni hayata alisma calismalari, dedem oldu, hikmet oldu.

muthis bi sene degildi biliyorum, ama yine de sukur sukur, daha once muthis bi sene yasamistim, ikibin6. ama inan ki, ikibin7 kadar da kotu degildi.

ikibin10 da gelsin, yasayalim gorelim. yeni yil dileklerinde en cok sevdigim sey, insana umut veriyor ya o iste. oyle yoktan bisey, umut dagitiyor, belki icinde unuttugun ya da kendine guvenemedigin seyleri sanki yeniyilin etkisiyle yapiyorsun ya, o'su guzel bu yeniyillarin.



o zaman bu sabahki nezquikli sutumu ikibin10'a kaldiriyorum ve size sokak cam agacimizdan en kocaman, renkli hediye paketleri gonderiyorum.

Wednesday, December 30, 2009

bu benim cocugum olamaz

ya da koca kasedeki meyve salatasi olamaz

giderayak kendime not: kimseden bekleme bi sey e mi kizim, onlar sana buradayiz dese de bekleme, he he de gec, unutma ama.

roma mi dedin sevgilim?!




hadi elele gidelim de evlenelim o zaman

ilkokul 4ten bu yana

hiiic bisey degismemis, o ayni hande, nerede olsa tanirim, ben de oyleymisim, evrim gecirdim saniyordum ama degilmis, napalim. isvecten arkadasim geldi, gitmez miyiz onu gormeye. gerci keske o bize gelebilseydi, doya doya hasret giderseydik, tren saatleri, ucak saatleri derken hersey karisti birbirine biz zamaninda anlasamadik, 4 saat ile yetindik, ama artik daha sik, isvec surasi caniiim.





ve noel'i kutlamaya cikmis canavarlar

en guzel hediye benim hediyem!



cekilis mi varmis, hic dinlemem aramizda 2.716km fark varmis, araba ile bi gun 9 saatte, yaya gitcem ben dersen 10 gun 23 saatte kavusuluyormus. ben hazirlarim hediyemi, keyfine vara vara, bana cikan kisinin blogunu okuya okuya.
bi de oyle cok sevinirim ki semos eve bi paket geldi dediginde. hele de boyle guzel, boyle renkli bi hediye paketi ise, nasil anlatsam bilemedim ki, surpriz diye buna denir iste diyorum, JOY'a tesekkur edip, kocaman sariliyorum ve iddaa ediyorum ki en guzel hediye benimki!

kendimi toparlayacam, az kaldi

hani ben buradayim, herkes orada ya, herkes birbirine sarilip icindekileri doktu ya, benimkiler azar azar cikiyor icimden, daha cok canim aciyor ama.

paylasmam, anlatmam gerek, sustukca uzun suruyor bu donem.

biliyor musun, ben cumartesi gecesi ruya gormustum, hani okula gidiyordum, uzunca bi zamandan sonra, asil gozlerim bi arkadasimi ariyor ama onun sadece oralarda bi yerlerde oldugunu goruyor hissediyor gibi biseyim ama sonra bi daha karsima da cikmiyor, diyorum ki hala benimle konusmak istemiyor demek. lab.a gidiyorum, esyalarimi birakip yan tarafa geciyorum, hikmet'i goruyorum, tokalasiyoruz her zamanki gibi simsiki, ama hic bisey konusmuyoruz. baska da kimseyi gormuyorum, icimden de demek ki daha ozlenmemisim, gideyim bari diyorum ve cikiyorum.

olayi bilmeden once anlattim guven'e, uyanir uyanmaz ama dedigim gibi benim derdim o goremedigim arkadasimdi, bak yine goremedim diyordum, ne yapsam ki diye konusuyorduk. sonra bu haberi gordum. guven, bak seninle vedalasmis diyene kadar hic aklima gelmedi, birden icim ferahladi. ama bu da yetmedi. surekli, pisman bence o deyip durdum, sanki benden istiyor zamani geri getirmemi, cunku o yapamaz ama ben yapabilirmisim gibi. hep buna uzuldum, agladim. sonra guven, dedi ki, ara birilerini, olmayacak boyle, ara konus paylas. basladim aramaya, insanlarla konusmaya, biri o kararini vermis dedi, saygi duyalim dedi, ne istedigini bilen biriydi her zaman dedi. ben de biraktim onu rahatsiz etmeyi, birakmaya calisiyorum daha dogrusu.

kabullenecem, isteyerek yaptigina, senin kararin olduguna, seni rahat birakacam, soz veriyorum.

Monday, December 28, 2009

ah hikmet



ne yaptin sen.

tamam kizmiyacam sana, kizmiyorum da. sadece anlatmaya calisacam seni, belki benim de icimdeki bulutlar azcik cozulur diye.

sen kendi kurallari olan bi adamdin. ama 3 sene yanyana lab.larda calistik, ne yardim istediysem bi kere bile kirmadin beni, surat ettiysen bile hemen geldin, gonlumu aldin, az once bunun icin oyle yaptim derdin, yeterdi bana. yaptigin yardimlar, sadece bi espresso'yla odenirdi, ben hic odeyemedim sana ama iyi ki, iyi ki sana cekilmis kahve almisim. nasil da sevinmistin, ben senden daha cok.

samimiydin sen. tokalasirken, tebrik ederken insanin elini bi sikardin, acirdi ama deger verildigini hissederdi insan. bi sen bi bendik erkenden ise koyulan, kantine gidiyorum bisey ister misin diye geliverirdin kapiya, unutmazdin sen kimseyi, herkes gozunde ayniydi senin.

senin gibi bi adam gormedim ben. keske o gece taksi durmasaydi, keske sen atlamasaydin, keske simdi burada olsan. ama ben biliyorum senin nerede oldugunu.


gorkem

gorkem,
yasta.
ruh gibi dolasiyor.
hic gormedigi kadar cok ve hic gormedigi kadar garip ruyalar goruyor.
sabah onlarla cebellesiyor.
ara da mutlu oluyor, sesli sesli guluyor.
kilo almaya basladi.
spora gidiyor.
az yemege calisiyor.

ama gorkem
yasta.
yazacak cok seyi var, yazamiyor.
sadece publish et demesi gereken yazilari var, onlari bile yapamiyor.
'in basi agriyor, kulaklari agriyor.
hasta olacak gibi.

ama gorkem'in
yapmasi gereken bi suru isi var.
calismasi, okumasi gerekiyor.
enerji bulup guzel, keyifli ve verimli bi tatil gecirmesi gerekiyor.


belki bugun, gorkem ativerir ustundeki uyusuklugu, durgunlugu, bas agrisini, geliverir kendine, yapacak kucuk kucuk islerinin pesinde kosar, mutlu olur.

Thursday, December 24, 2009

bi daha yapmayacam

gecenin 11inde guvenin sozune kanip film izlerken nasil olsa camasirlari bekliyoruz deyip salonun ortasinda, oturdugun koltuktan bile kipirdaman raclette yemeyecem. beyaz sarabin da etkisiyle kosa kosa cesmeye agzimi dayamayam. sarabimi bitirecemdiye inat edip kusmamak icin kendimi yataga atmayacam.


cunku.
sabah karnimda, midemle onbin tane sanciyla kalkmamis olacam, reflum olmayacak, ne yesem de iyi gelse derdim olmayacak.

bu arada resmi tatilimiz de basladi, 9 gun guzel bi sure :)

Tuesday, December 22, 2009

cocuklar icin aktivite

kestane aski hala sonmemis olan gorkem, her tezgahtan aldigi yetmiyormus gibi eve de alivermis. hic sesini cikarmadan kesmis, kaynatmis, yemege baslamisken, cocuk diyor ki kestane sekeri yapalim. e hadi yapalim, yaptik, iste tarifi.

haslanmis kestaneler tirnaklar yara olana kadar soyulur, arada bir yenecekse de sirayla. parcalandilar diye moral bozulmaz, sonuna kadar temizlenir.



goz karari su ile goz karari seker bi tencerede isitilir, kestaneler atilir, tarifte iki saat yazan pisirme suresi sadece yarim saate kadar dayanilir. azcik balkonda bekletilir.



yemege de hazirdir. iki tatli kasigi ile servis edilir. afiyet bal seker olsun herkese. bi sonraki aktivitemiz boyanmis yumurtalarla sucuklu yumurta yapmak olacak. buradayiz.

Monday, December 21, 2009

burasi sultanahmet!

okuldaki bilgisayarimda hep ayni sarkilari dinlemekten sikilinca bugunku isim belli oldu, buyuk hardiski aldim yanima, sarkilarimi degistirdim, koca kulakliklarim kafamda, fotograflara daldim gittim. hep boyle oluyor, yine buldum bi suru seyler, huzunlendim, mutlu mutlu baktim, hele de bu roportaji da okuduktan sonra icim kabardi sevgiyle.



burasi sultanahmet, tarih eylul 2007, kimbilir nelere uzulmusum, dert etmisim, ativermisiz kendimizi tek huzur buldugum, sanki tatile gitmis kadar oldugum yere.

Saturday, December 19, 2009

cumartesi, temizlik, alisveris

muthis bi temizlik yaptik, yerler mi silinmedi, banyolar mi yikanmadi. ciceklerimi bile kuvete koydum, hemen uzattilar boyunlarini fiskiyenin altinda senlendiler, civildadilar, disardakilere yagmur yagiyor da benim ciceklerime yagamaz mi, hih. bi tek kutuphane kaldi, o da artik yarin, keyfine, kitaplara baka baka. sonra biraz benim uyduruk tiramisum ve alisveris yollari. kar yagiyor, hava deli gibi soguk. bana bile kulotlu corap gidirecekler pantalon altina, zaten bi ben kalmisim. ama daha degil, pisiiiik. belki isvecte. sebzemi, meyvemi de aldim, yeni hafta icin diyetime hazirim ama spor yapmam lazim, sabahlari mekik ve toto hareketlerine donmem lazim. cok yavasladi coook, az zaman kaldi. body shop'un onunde turladik yine, belki gecen haftaki gibi bedava dus jeli verirler diye ama yok. olsun, ikiyuzelli mllik moringa, hem de sevgiliye ayri, kapiverdim elinden, paltomun iki cebinde iki moringa ile gezdiydim. bu sefer yok, ama ben hala onlari bakip siritabilirim.

teyzesi, dun aksam cocuk musamereye cikti, simsiyah peruk takti, ah la la la!! en cok alkisi aldi cocugum, cok gulduk cook. onlarin grubunda bi gelenek var -gelenek denenebilir tabi- mezun olan kisi icin gruptakiler bi gosteri duzenliyor ve onun anilarini anlatiyorlar, en sacma sapan yaptigi seyler bi anda karsina cikiveriyor, hele de farkli bi ulkedeyse hemen kullaniyorlar, adina sarki bile yapiyorlar, maaariiiiiiiooooooooo. cikista da tam taksiye binerken tanistigimiz alman bi ciftle lozan'a donduk, bi turk amca ile. butun yol sohbet ettiler sevgiliyle, tabi ki politika, iyi oldu almanlara, hep biz mi anlamayacaz onlari, onlar da anlamasinlar birazcik bakalim.

vee yilin, blog dunyasinin ilk kardanadami benden, 3 kova, 5 kisi ve yerde ne kadar kar varsa. sonuc.

bugun ogrendim ki

benim kosla oksi eksinla klozeti temizleyen bi sevgilim varmis!


Friday, December 18, 2009

nasil yani!??!



dodo, guls, sarki koyunca ne olur adini da yazin olur mu, isvicre'de biseyler oluyor!!?!

bon fete!

bitti. sozde bitti. bu ayki miladim da gecti, carsamba gunu bi toplanti vardi ve bitti, simdi oyle bosum, sanki. yapmak gereken cok sey var tabiki de. doktora bu, olmaz mi. hem de eklenen yeni konularla birlikte. iyi mi oldu. iyi oldu, iyi oldu. bazen dusunuyorum, acaba adam bana deli gozuyle mi bakiyor diye, bi insan yapacagi bu kadar cok sey olunca sevinir mi, illa ki guzel seyler dusunur de bulur mu diye. deli gibi baksin napalim, asosyalim ondan hocam diyecem bi dahakine.

cok tembeldim 10 gun oncesine kadar, cocuk tuttu elimden goturdu okula, okuma yazma ogretti, en sabirlisindan, hakkini odeyemem hic. cok sansliyim, masallah dedim, dilimi isirdim, totumu kasidim, kulagimi cekip tahtalara vurdum. ama sanki ben de cok iyi bi insanim demeden gecemiyorum, hele de cok zekiyim diye boburlenmeden duramiyorum, napiyim. boyle de megalomanim. en azindan artik herkese ilan etmiyorum yaptigim isleri (!), eskiden olsa hemen anlativeririm, sonra basim bi hafta agirir, gunde bi kere kusarim, hasta hasta yatarim. yapmiyorum artik, asosyalim ya.

gecen haftasonu, daha once bahsettigim turk ciftin evine gittik, dunya raki icme gunuymus, bilemedim ne kadar dogru ama guzel oldu, yedik ictik, gerci yemekler bizimkilerin yaninda i-ih. anlattik nihah icin basimiza gelen seyi, haber bekliyoruz dedik, eger olur da bi sans gidersek gelin dedik. seviyorum bu cifti, onlar odtu’lu biz boun’lu guzel oluyor, karsilastirmak. yok yok guzel olmuyor, orada umudumuz vardi, belki sadece bizimki boyledir diyorduk ama degilmis, her yer ayniymis. ama yine de onlar kadar umutsuz degiliz, doneriz diyoruz.

haftaya ilkokul arkadasim geliyor, bizde kalacak 2 gece, kac sene oldu hesaplayamiyorum ama ortaokulun basindan beri gorusmedik, pek heyecanliyim bakalim nasil olacak, ama sagolsun yine guven yanimda, destek oluyor, kendim olmam icin. haftaya bi de tatil. gerci simdiden tatil havasi geldi, bana bile, ne oluyorsa. tek sevindigim sey, insanlarin christmas alisverisi dedikleri seyi ben yapmayacam. evde tatile haziriz, kar var, ev sicak, kuruyemis dolu, bir de film bulduk mu izlemeye tamamdir. belki bi rapidshare hesabi isimi cozer cunku ben de dvd almaya para yok, oyle her sinemaya da gidilmiyor, dublaj meselesi, bulacaz artik bi care.

kitap kitap kitap, cocuk okuma goretti ya, hemen okulun ilk gunu, makalelerimle birlikte kutuphaneye gittim, araya kitabim da karismis, bitireyim dedim bitti. romantika, turgut ozakman’in ben sevdim, sirin, simsicak bi roman. simdi sirada ogullar ve rencide ruhlar, alper caniguz var, bugun yanima almayi unutmusum, neden bu kadar uzun yaziyorum saniyorsun. iyi ki kisa kisa kitaplar almisim diye bi kere daha tebrik ettim kendimi, serde mukemmelliyetcilik var ya en baba kitaplari secmesini pek iyi bilirim, ama bu sefer yapmadim oyle. babama dedim sadece guven kitap istiyormus, herbiri en az 400 sayfalik 15 kitap veriverdi, sen de okursun dedi, yok ben almayacam, bari bu sefer yarismayacam guvenle. o anlatsin bana. tek tek anlatiyor da bana, video falan da izliyoruz iyi oluyor, bana bu kadari da yeter. neden? bunu uzun uzun anlatmali.


cuma'ya yakisir bi haber

kipir kipirim, icimde bi bebek haberi var, yok bebek benim icimde degil ama bebek haberiyle patladim patlayacam, sabahin ilk telefon konusmasi ve merhaba'dan sonra gelen 'hamileyim' cigligi, gunumu daha ne guzel yapabilirdi ki bilemedim. mutlu gel, saglikla gel guzel bebek :))

Thursday, December 17, 2009

ama hakettim ki!

ben yine kactim ama dunku toplantidan sonra valla hakettim :)

biraz daha uzun yazsam buralar blog iyi olacak di mi, ben de oyle dusunmustum.

edit: temizlik ve yemek yapmayi da hakettim di mi 2 hafta sonra, bence kesin hakettim. caydanlik nasil parlatiliyor ki?

Wednesday, December 16, 2009

pist pist sana dedim

guzel gunumu kutlamazsin, uzgun oldugumda iki cift laf yazmazsin ama 'en' dogrulari soyluyorum ben diye kasim kasim kasilip yorumunu yaparsin, bi kusur gorunce, sonra da e napayim ama dogruyu soyledim ki diye vicdanini rahatlatirsin. bakmazsin ki o hevesle biseyler anlatiyor, bakmazsin ki su kiz mutlu ben de yaninda olayim diye, yoooo kusuru var, hemen yazarim ben yorumumu dersin. ama kusura bakma, ben buraya senin tantanalarini dinlemeye, 'e ama dogru soyleyen kotu olur zaten' pozlarini cekmeye gelmedim. haydi artik sen kendi yoluna ben kendi yoluma...

semra'ya bi alkissss

semra ablasina mail atiyor

"ayyy mango indirime girdi işte canııımm, bende seyahat sigortası için taksime gittim bugün, görsen baya baya da var indirim, güzel şeyler de var, heralde yeni girdi, ama alınmıyo valla be şekerimm, çok güzel hırka beğendim mesela, dedim al al al nereye kadar, yeter işte olanlar, dedim almadım, 2 uzun kollu tshirt aldım sadece, hırkaların altına giymek için, sora afferin semra dedim kendi kendime :D"

Tuesday, December 15, 2009

bana gelen yilin tokat sozu

hayatindan memnun degilsen, ya kendini degistireceksin ya durumu. durumu degistiremiyorsan eger kendini degistirmek icin yeterince caba harcamamissin demektir. biraz daha cabalamali ve mutlu olacagini gormelisin

kendime

yilbasi hediyem. dun tam bi gozu donmus gibi, okuldan cikip buna kostum, ama benim oldu, cok da guzel oldu, ben hala xs giyebiliyormus muyum, yilbasinda bunu kutlamaliyim o zaman

Monday, December 14, 2009

guven gelmeden, yemek yanmadan

daha bitmedi kiiii....

hayatimda onemli yeri olan iki kadin.
arada hep andigim, o o sirada olmasaydi dedigim.

minecim, en sikintili oldugum gunlerde bana kapisini acti, ne o biliyordu bana ne yardim ettigini ne ben. butun doktora basvurularimda yanimdaydi. basvurunun son gunu olup gece 2de kim benim icin internet pesinde kosardi ki. hergun sirtimi sivazlayarak yollardi okula. gittim, gordum, cok mutlu oldu, hissettim, hem de cok, ben daha cok mutlu oldum. o kadar ki bana simdiye kadar kahve fali bakmamisti, bakasi geldi. sirtimi sivazladi gonderdi beni. oyle cok hissettim ki gonlunun oldugunu, butun gun agzimdan dusurmedim, mine cok mutlu oldu diye.

hani anneler der ya, Allah iyi insanlarla karsilasitrsin diye, gercekten de oyle, hic beklemedigim bi anda, en yalniz hissettigim zamanda, seni dusunen biri var dedi. ben minnet cok eden biriyimdir, kimsenin hakkini odeyemeyecegimi dusundukce tek yapabildigim seyi yaparim, minnet etmek, iste simdiki gibi.

cok istedik gorusmek ama olmadi, ne taksim ne eminonu, hicbirine yetisemedim ben ama olsun azmettik ve ben arayiverdim, sesini de duydum, rahatladim, mutlu ettim dedim, di mi Yildizcim

Sunday, December 13, 2009

ve ben bunlari yazarken kahvalti hazirlayan guven'e sevgiler

ne olduysa istanbul'a gelince oldu. aslinda bicok seyi biliyordum ama elle tutmak, gozle gormek gibisi var mi. semos, kitabimi cok sevecegimi soyluyor, annem taragi denedim bile, cok cok guzel diyor, bendeki heyecan aldi basini gitti.

azra hanimcim, cok sik bi hediye paketiyle turk kahvesi ve fincanlari gondermis, kahveleri kaptim, fincanlari ceyiz kolime yerlestirdim. cok ama cok tesekkur ediyorum, umarim benim nacizane hediyem de size ulasir.

pofisimin duvar etiketleri de hemen ceyiz kolisine, guzel anahtarligi da buraya geliverdi, cok tesekkur ederim sekerim, cok mutlu ettin beni. senin hediyen de umarim bi sorun cikmadan ulasiverir, gozum arkamda kaldi, gitmeden halledemedim diye.

ve pinkycim, el emegi, goz nuruyla yaptigi kuslari, kolyesi ve taragi. kuslara hala inanamiyorum ben, nasil yapti, ne kadarini yapti diye, gozlerim doldu, bunca emegi gorunce, pinkycim, bitanesin sen gercekten. oyle guzel ayrintilar vardi ki, hediye kutusunu kendi yapmis, icindeki kuslari koruma kagitlarini kendi yapmis, kolye ve tarak kesesini kendi yapmis, sana ben nasil tesekkur ederim bilemem ki. opsem, simsiki sarilsam sadece ne kadar mutlu oldugumu gosteririm. bi de pijamamla bile takiyorum kolyemi desem :D



Kutucum, bana dogumgunu hediyesi gondermis, Ayse Kulin'in Turkan kitabini. hemen icindeki notu okudum, kokladim, kucakladim. iyi ki ulasiverdim Kutu'ya, iyi ki sesini duydum, kikir kikirdi sesi, karsilikli gulustuk, ne de guzel oldu :D

ve beniim telefonuma ce-ee diyen damlocanim, discide yakalayiverdi, guven 3 morfin aldiginda, surekli elleri agzinda gezme cezasini cekerken. hemencecik kaynasiverdik anne, ben anlattim, o anlatti, bicir bicir konustuk, herhalde daha yorgun degildim, cunku evine gittigimde, ilk gorusumde ne kadar soka girsem de sanki durgundum diye icim icimi yedi, ama o mut olmus ya, heh dedim, ben daha mutcuk oldum :D bana kahvalti hazirladi, en kizilciklisindan, en sicak simitlisinden, ona diyemedim sanirim ama damlo sayesinde listemdeki "simit yeme" maddesine bi tik ativerdim. bobreemi calmadi daha guzel hediye olur mu ki. ativerdi beni damlocan bi minibuse, bi araba-bi otobus-bi vapur-bi minibus-iki metrobus-bi otobus ya da sisli cikisli etiler-besiktas-kadikoy-erenkoy-kadikoy-sirinevler-mecidiyekoy-nisantasi-sisli kosturmacasinin 5. etabina.

aileden oluvermisim, ben bibet'i aileden biri coktan yapmistiiiiim, resmimiz salonun duvarinda asili, guven gonlumu almak icin bibet'in taklidini yapar, onumuz arkamiz bibet. ama farkettim, zor bi is hediye almak bibet'e, bi kere oyuncak alinacaksa kutularda yazan yaslara dikkat etmemek gerek, cunku sizden oncekiler digerlerini hep almistir, biraz daha buyuk isi almali, babayla falan yapmali, mutlu olup hayran olmali, ama baba cileden cikmali 10 kere ayni seyleri yapiyor diye. sanirim kurali bu :D haftanin son gunu son saatleriydi ama ne de guzel oldu, gorusunce, gulunce, sohbet edince. kuzeniyle bir hediye paketi yapmislar ki, kimse ellerine su dokemez, hele de eldivenler, semos kapiverdi daha ben demeden, patiklerimde vakumlandi, geldi evime, sicacik olsun ayaklarim diye. cok mutlu oldum ben bu kadini gordum diye, tanidim diye. e hep birlikteyiz artik. nerede olursak olalim, en keyifli dusuncesi de bu degil mi zaten.

gelince gidince'ler pek bi karisik, biliyorum, ama anlasiliyor di mi, anlasiliyor tabii :)

Saturday, December 12, 2009

babannem, dedem, evleri, yan komsu, onlarin kizlari, kinalar....


dedemi kaybetttim, istanbula gitmeden once blogcum, annemler soylememis bana, yola cikmadan onceki gun soyledi babam sorunca, yalan soyleyemem deyip de. bi o kalmisti, o da gitti blogcum, gorecektim, goremedim. icimdeki goz yaslari sondu sanki biraz simdi, onun icin yazabiliyorum ama o kadar da degil be blog.

oraya gidince, iyi ki burada soylemisler dedim, agladim agladim, guven'e anlattim anlattim herseyi, aklima gelen, butun kucukluk anilarimi, babannemi de, yine agladim, yine anlattim. 82 yasindaymis, hicbir hastaligi yok, hicbir ilac kullanmiyor diye savcilik adli tipa gondermis, yazik, hemencecik yatirsalardi keske, huzurunu bulsaydi ama olmamis.

ben babamin tarafinin en buyuk torunuyum, en kiymetlisi, en cok anisi olan, benim icin bambaskaydilar, evi bos gordum, yanyana yatar gordum onlari. yavas yavas buyuyor insan, o kadar cok kapi gezdik ki, hic gik demedim, onu da goreyim bunu da goreyim dedim. ne olur ne olmaz diyormus insan, buyuyormus.

butun bayrami seke seke gecirdik, havaalanindan aldilar beni, corluya, orada bi gece kalip, kirklareline, gezmeler, 2 gece annemin daga evine, odun sobasi, kestaneler, sicacik caylar, eristeler, sonra yine corlu ve istanbul.

iyi insanlarla karsilasiiiin

okula giderken bile boyle kalkmiyorum yataktan, eminim. yastigimi, hirkami ve tabi lens kutumu kapiveriyorum, aninda kanepeye ativeriyorum kendimi. seviyorum bu halleri, cok hem de. karsi kanepede ailecek yaptigimiz 2 kilo eriste var, semosla benim hamurunu yogurdugumuz, annecigimin actigi, babamin kestigi eriste. bavul limitinin 8 kilo asmasina sebep olan seylerden sadece biri. biraz daha kuruyorlarmis. buzlukta da 2 kilo manti, dolmalar, kangal kangal sucuklar, her cesit borek, pohaca, kurabiye, kek, mandalinalar, caylar, kivi bile cikti bavuldan, neler neler... memleketten geldik modu  vardi bize, memleketten... ama check-in'deki adama ise ne kadar tesekkur etsem az, dedi ya hanginizden aliyorum fazlaliklari diye sonra sizde para yoktur, ogrencisiniz, beni mutluluktan aglativerdi. haydi simdi sira butuuun olan biteni yazmacada.

Friday, December 11, 2009

var biseyler sanki.

var biseyler sanki. insanlardan uzaklasmak istiyorum, hem de uzaklastirmak kendimi. kacmak gitmek, olmam gereken yerlerde olmamak ama nereye gidecegimi bilmiyorum, her yer insan dolu. bi kopek gordugumde ne sevimli diye sevmek istemiyorum, bonjour diyen teyzelere cevap vermek istemiyorum, sirtinda tasidigi bebeginin elini oksamak istemiyorum. onun icin sadece yatmak istiyorum, yorganin altinda olmak istiyorum, kimse yok orada. aglamak aglamak, susmak, uyumak yine uyanmak farketmek nerede oldugunu yine orada kalmak.

yok istemiyorum, kimse konussun benimle, boyle iyiyim.

Thursday, December 10, 2009

kihkihkih...

-ne olduu
-canim sikiliyor
-ders calisiyorsun ondandir, hadi biraz daha
-peki


olacak bi gun olacak, malzemem cok olunca, emekli olunca belki ama oyle bi gun var, goruyorum :)

Wednesday, December 9, 2009

hoca internette yayinlamadan once...

tarih yedi aralik ikibindokuz, ondokuz yasinda kilikli bi kiz, fransizca sinavindan cikmis, calismamis, calisir mi hic, akli bes karis havada ne de olsa. ruyalarinda domuz gribi asisi yapilirken bile asinin aslinda silica gel oldugunu goruyor, oyle de bozmus kafayi isleriyle, fransizca mi dusunecek. bi kasetten dinleme bi dilbilgisi bi de komposizyon sorulari var sinavda. kopya da cekiyor utanmadan, yanindaki gostermiyor diye, dukak bile bukuyor.

zaman bitiyor ki o zaman bitse de gitsek modunda. metroda konusuluyor, n’aptin???

diyor ki "yazdim valla, 'elle a dit que je n’aime pas bastique parce qu’il n’a pas une voiture*"

sonra gulerken uc damla akiveriyor gozlerinden, hic susmayacaklarini saniyorlar, ne kadar turk film izlediklerini dusunuyorlar, yine yine guluyorlar.

*kiz soyluyor ki, ben bastique'i sevmiyorum cunku onun arabasi yok.

nikah ayakkabilarim

yok dugun ayakkabilarim degil, onlar baska olacak, bu benim avrupanin sokaklarinda dolasirken giyecegim ayakkabilar, zaten davetiye de pek yakinda hazir olacak


biz basladik bile albumu olusturmaya :)

Tuesday, December 8, 2009

lozan'da ilk gece

yine kipirdadin iste, biliyorum sen bana demistin ama ben inanmamistim, hayatimda bi sure cikartmam gereken seyler var diyince ilk once seni cikartmistim, hic dusunmeden, ama olmadi ki, yapamadim ki. once okudum, yetismeye calistim herkese, sonra bicir bicir icimde biseyler konustu durdu, sonra fotograf makinesi elime gecti, ve haydi yazalim dedim. haydi yazalim da daha bi keyfimiz yerine gelsin.

tatil bitti, nasil gecti hic anlamadik sanki ama hayatimizda da bi kadar sey degismis. sabahlari zink diye kalkabiliyorum! cok derin uyuyamiyorum! (iyi bisey iyi bisey benim icin) aksamlari ise pek bi verimli geciyor!

ama oyle cok sevildigimi hissettim ki, yok simardim, cok mutlu oldum sadece, cok ama cok mutlu oldum, hala da oyleyim. hele de 'biz' olarak sevildigimizi anlayinca daha da uctum havalara.

anlatacak cok sey var ama bi planlamali, unutmadan, bindigim arac sayisi rekorlarimi da yazacam ayrica. unutmak istemiyorum onlari.


iste biz boyleyiz, tesaduf olamaz di mi, bize bu odayi vermeleri

Thursday, November 26, 2009

ben gelemeden sen gittin.

hic tadim kalmadi oralara gelmek icin.
sadece yatsam uyusam diyorum.
ben dogumumu kutlarken sen cok ayrilmissin buralardan, ama herseyi babannem baslatti biliyorum.

ben sana hediye getirmeyi planliyordum hani en son ben kalmistim ya seni gormeyen, onun icin heyecanliydim.
guven de gelecekti.
simdi nasil gelirim, nasil gosteririm ona oralari.


Monday, November 23, 2009

bugun, o gun (mu?)

dusunemeyecek kadar yo(r)gun olsam da bugun o gun!

ve ben yine heyecanliyim, mutluyum, hem de nasil...


iyi ki geldim bu dunyaya, iyi ki buradayim. iyi ki diyecegim o kadar cok sey var ki, dogumumu kutluyorum ben, en cok da kendi kendime, bakiyorum, dusunuyorum, guluyorum, agliyorum, sonunda hep iyi ki diyorum.

annecim, sana iki gun cok aci cektirmisim biliyorum, o kadar ki beni gorunce ne cirkin demissin bunu da biliyorum, ama cok cok tesekkur ederim sana, ben zaten asil senin beni dunyaya getiris basarini kutluyorum, o gunun basarisini kutluyorum, seni cok seviyorum.

Friday, November 20, 2009

kucuk adamim, iyi ki dogmussun


birlikte uyandigimiz ilk dogumgunumuz.
cok yasa cocuk,
hep gul, hep guldurebileyim seni.
iyi ki tanidim seni,
yedi sene once iyi ki bana sordun, zamani paylasalim mi diye.
sana sevgimi nasil anlatsam ki.
sana bakinca gozlerim doluyor desem.
bi de bu sarkiyi soylesem.
anlarsin di mi.

Thursday, November 19, 2009

sana dedim, cocuk




-efendim kuzum
-pist, cocuk sevdim seni.
-tamam canim.
-eee…
-ben simdi baska odadayim, sana laf atamiyorum.
-turkce biliyorlar mi.
-yok ama nasil laf atilir biliyorlar.
-?!?!

Wednesday, November 18, 2009

semra, bak sana yaziyorum

yattigin yerden oku, bi kere oku ama, hemen kapat bilgisayari sonra. kapa gozlerini, uyu yine

dun aksam icimdekiler bambaskaydi simdi bambaska ama sirayla, once bunlar sonra onlar. sen her ne kadar grip olmamis olsan da ben sana soyleyim annem seni isvec’e gondermeyecek. abla aci soyler, hatta daha beter yapar yeri geldi mi, biliyorsun. simdi ben merak ediyorum sen nerelerde usuttun de bu kadar hasta oldun, her konusmamizda benim gozumu boyamayi basardin, yok kasa kasa mandalina yiyorum, yok likur likur portakal suyu iciyorum, anladim ben seni. sen zaten yapmaman gereken seyler yapiyormussun ki bana iki de bir bunlari soyluyormussun. mesela pazar gunu, eminonu’nde, karakoy’de dolasirken nasildin acaba, yine bagrin acik, atkin yok, sogugu yemissindir bi sagdan bi soldan, eminim.

kucukken de boyledin, babannemin ordugu yelegi giy, yok usumuyorum ben. coraplari giy ayaklarin buz gibi, yok iyiyim ben. hasta olacaksin, yok yok olmam. merak ediyorum senin corabin var miydi kucukken, atkin falan. annem kizar kizar, en fazla yaptigin sey, giyinmek yerine, uhuhu, burnunu ceke ceke aglamak olurdu.

ne dersen de senin yaninda olamam, ben artik annemin tarafina gectim, haberin ola. ya yatagina yatar, siki siki giyinirsin ya da botlari, farlari butun hediyeleri unutursun. buraya da yazdim, ohh.

bi de kim iyiyse en cok ona cikolata getirecem, herkes iyi olsuun, lutfen hasta olmayiiin, valla ne isterseniz yaparim.


Tuesday, November 17, 2009

abla nasil cildirtilir vol I

cildirdim, yazamiyorum ama yazacam, buralardan sesimi duyuracam!

Monday, November 16, 2009

ne de az kaldii

blogcum, yazacak ne de cok sey var aslinda, karisik kurusuk biseyler yazayim diyorum. aradan cikartmak lazim. istanbul'a gidisim sanki milat gibi bisey, oraya gidene kadar biseyleri bitirmeye calismaca, donunce de yeni baslangiclar yapmaca, halbuki 8 gun. gidip gelecez, ama oyle degil iste. cumartesi gecesi bi ruya gormusum ki ne kadar onem verdigimi gosterir. bizim ev gunduzleri hayalet ev oluverir, hotel de denebilir bazen, sadece cocuklar gece gece calisinca evin kullanilma suresi artar. ben de diyorum ki hic tatildeymisim gibi davranmayayim, cikivereyim erkencecikten, evin beyi beni birakiversin bi yerlere, gezeyim tozayim, keyfini cikarayim. iste ruyamda da goruyorum ki uyuyakalmisim, kalkamamisim, cikamamisim onlarla, 3 gun kaldi diyorum donmeme, tuh gezemedim diyorum, pek bi uzuluyordum.

dikis makinesi aldik biliyor musun, biraz kotu bi zamanlamada aldik sanirim, oylece duruyor simdilik, pek icimden gelmiyor, belki belki yapilacaklar listesi azalinca. hem belki eminonune giderim diyorum tek basima, tatlilarimi yerim, gezer gezer dururum, kumaslar toplarim, dugmeler. belki incik boncuk isine de girerim, kimbilir. bi suru sey yaparim iste.

diyorum ki, onumuzdeki 2 hafta saat 5'e kadar sanki 1 gunmus, 5'ten sonrasi da 1 gunmus gibi gecse nasil olur. cok cok guzel olur biliyormusun, istanbula giderken daha bi rahat oluveririm, daha mutlu olurum, valla bak.

antalyadaki prensese selam, isvicrenin kek kralicesi oldum, ama ben diyete devam ediyorum, 3 hafta sonra cok guzel fotograflarim yayinlanacak buralarda.

aklima geldi bi de, ayva tatlisi yapmaya kalkmistim burada bi keresinde. sonra bizim evdeki umut kirici adamin dusunce gucuyle yakmistim yarisini, bu sefer tek basima yiyecem, kesin kesin.


ayy bi de ayakkabi dukkani buldum ki cok heyecanliyim, belki uc tane gelin ayakkabisi alabilirim, yapayapabilirim, cok paraam var, sacacaaamm...

diyorum ki

su raporu 40 dakika icinde bitirsem de yatsam.
hastayim, bu sefer mahsuscuktan da degil.

Sunday, November 15, 2009

kitap mimi

cok sevgili Anne ve kizlari beni harika bi mim ile mimlemis, cok tesekkur ediyorum kendisine.

1.Şu an okuduğunuz kitap ve konusu:
Aglayan Dag Susan Nehir - Aysegul Devecioglu
cingeneleri anlatan bi kitap, bi suru sey ogrendim cingenelerle ilgili.

2.En son aldığınız kitap:
Paulo Coelho - Eleven Minutes

3.Şimdiye kadar aldığınız kitaplar içinde en sevdiğiniz:
Anna Karenina hala favorim, elbette daha bi suru var ama gozumun onunde olmadiklari icin gelmedi aklima.

4.Bir türlü bitiremediğiniz, bitirseniz de sizi illallah ettiren kitap:
dusundum dusundum, yine bulamadim, kitaplarimi istiyorum ben!

5.Elinizdeki kitap bitince okumayı düşündüğünüz kitap:
Baba ve Pic - Elif Safak

guguk kusu ve pisikopati'yi mimliyorum, eger kabul ederlerse.

iste goriyiku!

kahramanimizin adi "goriyiku". kendisi sert ekmekleri sevmiyor, yumusak ekmekleri de belki, zorla, eger elle beslerseniz ve sansiniz varsa. peki ne yiyor, esmer ekmeklere bayiliyor. biraz simarik, tam bir star edasiyla bize hic poz vermedi ama tanidigi yasli teyzelerin yanindan da hic ayrilmadi, cocuklarla da muhattap olmuyor kendisi.

tanistigimiz gun, posetimizden esmer ekmek cikmadigi icin bize pek yuz vermese de biz onun her anini goruntuledik, karnini doyurmak icin nasil birdenbire ekmek atan insanlarin yaninda bitiverdigini, nasil paytak paytak dolastigini ve karnini doyurduktan sonra da nasil piiir uctugunu da.









gunun ilk hasari

yarim litre su dokulmus bi kanepem var artik.


fotografin tek alakasi, onu duzenlemeye calisirken suyu dokmus olmam.

gerisini de iceyim bari.

mim - pacoz nasil olunur

 Yildizcigim ve damlocanim mimlemisti beni.

1.Dolabını açtığında hangi renkler daha fazla?
2-3 farkla beyaz diyebilirim cunku o kadar cok renkli kiyafetim var ki.

2.Alışverişe gittiginde hangi mağazaya uğramazsan olmaz?
Zara, BodyShop, H&M, bu kadar :(

3.Kendini rahat hissettiğin giyim tarzı?
kot pantolon, beyaz t-shirt, kirmizi babetlerim.

4.Kesinlikle seksi diyebileceğin şeyler?
Kesinlikle Yıldız'ın dediği gibi Little black dress :D

5.Asla giymem dediğin kıyafet?
deri pantalon giymem, bi de hani su bi suru fernuari, cebi olan ceketleri giymem.

6.Fiyatları gereği ulaşılması zor yabancı markalardan en çok beğendiğin?
Chanel.

7.En fazla yatırım yaptığın sektör?
Kitap, giyim, kozmetik.

8."kitap,film,spor" hangisini diğerlerinden çok yapıosun?
Hepsi eşit gibi ama azar azar maalesef.

9.Dışarıdayken yemek yemeyi en çok tercih ettiğin yerler?
burada bisey yiyemiyorum ki, ama istanbulda derseniz, mado'ya ugramasam olmaz(di), belli bi yer yoktu galiba, nereden gecersek ondan canim ister gider yeriz.

ben de sevgili yass ve aysa'ya gonderiyorum bu mimi.

Saturday, November 14, 2009

meseler sacildi masama

cuma gunu toplantidan sonra aliverdim cantamdaki elma posetimi ciktim disari. eve giderken bir de baktim ki cantama koymadigim poset meselerle dolmus. kozalaklari topladim, yikayacam once, sonra yapistircam sapkalarini. yapraklari da yikacam, yanlarina ilistiriverecem. en kisa zamanda yapmali bunlari, zevkle.

yaprak toplamaca gunundeki rengarenk yapraklar buzlukta beni bekliyor mesela.

kitap fuari

sizin orada kitap fuari vardi di mi, kitaplarinizi aldiniz, imzalarinizi attirdiniz, mutlu mutlu onlari kokluyor seviyorsunuz, afferin size.


ama benim de 4 sene once kitap fuarindaki postane sergisinde cekilmis fotografim var. hih.

Friday, November 13, 2009

luzern'den

gecen haftasonundaki gezimiz luzern'di hani. aslinda bizim planimiz baskaydi, daha yakinda iki sehire gidecektik, sonra cocuk dusunmus ki kalalim bari, rezervasyon yaptirmis. sabah konusuyoruz ki kalacaz bi gece, tamam, hangisinde, luzern'de. e biz luzern'e gitmiyorduk ki diyerek ciktik yollara. araba kullanan ben olmadigim icin mutluyum. haydi daha fazla cene calmayayim. bu arada fotolarin ilk ucunu arabadan cektim.

ben boyle bi sonbahar gormedim ki hic.



onbin tunelden bitanesi. tunel asagi egimli olunca fotograf da nasil guzel oluvermis.



ahhh bu nasil bi gokyuzudur, luzern'e girdik girecez, iki uc dakika agzim acik bakakaldim bu manzaraya.



karnimizi doyurduktan sonra luzern tahta kopru basindayiz.



oyle de binalar.



bu da meshur tahta koprunun gunduz (!) gozuyle gorunusu.


semos gitti gideli cikmamistik biyerlere, oh iyi oldu.

iste bunu seviyorum!

toplantiyi bitirdikten sonra sadece ufak tefek islerle ugrasmayi,
aksam disarda yemek yemeyi,
ve gelip annemleri aramayi,
cocuk televizyon karsisinda uyuklarken yazacaklarimi dusunmeyi


her ne kadar gozleri donse de elleri cebinde, ablasiii

Thursday, November 12, 2009

marroni


tam tahmin ettigim gibi sabah 1500 gram vermis olarak uyandim, pek mutlu oldum, kilo verme dansi bile yaptim.

ama su kestaneler yok mu, bayiliyorum bunlara, sadece bunlarla beslensem keske, ya da bizim evin onunde olsalar. garin onunden gecebilmek icin baska bahanem kalmadi, lutfen biraz daha yaklasin!

Wednesday, November 11, 2009

kendime bi odul versem diyorum

soyle yuz frank olsun istiyorum.

hem dun aksamki misafirler icin didinip durmalarima odul olsun, 2 kisi icin bi sandalye yakmami sonra konusuruz

hem eve gelince sabahki kilomun aynisini gorme serefine olsun

hem de beni mutlu etsin iste, pitircik olayim iste

aksamlari gorkem sohbetleri




- guven, biliyor musun, galiba yalniz olmayacaz.
- neden.
- hani Kutu var ya, o yazi yazmis, Tibetin annesi de yorum yapmis, valla gelecekler :D
- hadi yaaa :D

- ne yapacan onu gorkem.
- pinki var ya ona verecem :D

- hani damlo var ya.
- ee??
- onun ablasi gelmis, hasta olmuslar :(
- biz de dikkat edelim giderken.

- ne siritiyorsun oyle.
- Yildiz mail atmisss

ben yaprak toplarim, sevgili fotograf ceker

gunlerden, gecen hafta bugun

yer, bizim okulun civari















au revoir mosyo!

 
design by suckmylolly.com