Showing posts with label yemek. Show all posts
Showing posts with label yemek. Show all posts

Monday, April 2, 2012

gecmis-gelecek

haftasonu sanki icime bosluk girdi, kocaman bir bosluk. zorda kalmadigim surece yerimden hic kalkmadim zaten, evin yemekleri bu haftasonu benden soruluyor diye bikac kere mutfaga girdim, o kadar.

aklim ya gecmiste ya gelecekte dolasti durdu.

evin genc kiziyken yaptigim iki yumurtali kekimi, kimbilir hangi firinin tepsisi olan, ama benim olan, kek kalibimi hatirladim. ne de cok sevilirdi evde. hemen biterdi, onun icin de cesit cesit yapma imkanim olurdu. onu deniyiverdim, iki yumurtayla, cay bardaklariyla sekerler sutler, yarim paket kabartma tozlari. icim acilir gibi oldu biraz.

hizimi alamadim sonra, peynirli pogaca ozlemi sardi bu seferde, pazar kahvaltisina da yetistirdim onlari. ne cok ozlemisim ne cok.

sonra bi de annemin uzumlu kurabiyesi var, bi de uzeri sekerli kurabiye. ne cok severdim onlari da, hep dusundum durdum.

pazar aksami yuruyusten sonraki manzara ise kizilcik suyuyla 'kisirimiz da olaydi, gun yapardik' manazarasi

ikinciye ayni olculerle bir kek daha yapinca iyice icim acildi iste. ondan sonra da gelecekle ilgili planlara gectim iste.


Monday, March 26, 2012

dunyadaki butun insanlar

oyle bi yorgunluk ki bu yasadigim hic birseye benzemiyor. sanki debelenip debelenip bir arpa yol alamamis gibi, hani titanic filmini ikinciye izlediginde son sahnede insanlarin havuzun icinde cok komik bi sekilde debelendigini farkediyorsun ya oyle bisey iste. komik bi sekilde debeleniyorum gunlerdir.

bi ay oncesine kadar basimi yastiga koymamla uykuya dalmam arasinda saniyeler varken simdi uyumamak icin direniyorum, aslinda direnmiyorum da sartlanmayla uyumuyorum. uyumak iyi degil bana bugunlerde, gunun onsekiz saati valla bu kadar yorulmuyorum. ne kadar cok insan ne kadar cok olay, ugrasip durdugum, yok yere kendimi uzdugum.

hadi ha gayret, ha gayret.

evde kalan, iki pirasa bi kereviz toplanir, mis gibi bi kis yapilir ki aksam yemegi olsun, 
bi dilim yedin mi de 140gram tereyagindan payina duseni hesaplamasi kolay olur.

Monday, February 13, 2012

yaprak sarma


dun aksam, soz verdim kendime, kimse icin yaprak sarma yapmayacam diye, sadece ama sadece kendimiz icin. oyle zor bisey gormedim ben arkadas, aslinda buzluktan cikarilan yapraklardan oturu boyle zor oldugunu dusunmuyor degilim ama yine de yoo yooo.


2011 lozan, festival



Thursday, November 24, 2011

olsa da yesek

bu aralar, meyve cilginligi basladi. inanilacak gibi degil ama meyveden olusan aksam yemekleri yuzunden, yaptimigiz yemekleri kimse yemek istemiyor. ragbet sifir. bu gidisle iki tencere yemekle bi haftayi cikaracaz ki ogle yemekleri de dahil.

ama arada tatli krizleri oyle bir esiyor ki, gozumu karartip mutfaga giresim geliyor ya evde musterim kalmadi. bi sure daha yemek bloglarina bakip ic gecirmekten baska care yok. bi secenek daha var ki, iki ogrenciyi evlat edinme. ne de olsa alistilar, yapip yapip tasirim ben onlara.

yazdan kalma, semra suslemeleriyle

Tuesday, October 11, 2011

ben bir kis kralicesiyim

bu aralar butce acigi yasiyoruz. buralarda, ogle ve ikindi molalari demek, 30 frank demek, tabi iki kisi. butceyi en guzel toparlama secenegi de bu kismin biraz kisilmasiydi. buralarda hep boyle, butun cocuklar evden getirir, ki gariplerim genelde makarna ve patates puresi yer, okuldaki hemen hemen butun kantinlerdeki mikrodalgalarda isitirlar. mikrodalga onu ayri bi kuyruktur mesela. ama bu garipceler sayesinde de kac kere hayal kurmuslugumuz vardir, bi mercimek koftesi, bi mucver, bi kek standi acsam su okula muthis toparlariz bu butceyi diye:)

neyse iste, bu beslenme cantalari bana yariyor, buralarda taze yufka bulmak imkansiz, ayda bi gittigimiz turk marketten vakumlu paketlerden bi tane alip kenara koyuyoruz ki misafir gelince acil cikis olsun, bu da cocugun isidir, ben yapmam. bana da kis dustu iste, bu yaz kesfettim ve simdi neredeyse haftada bir yapiyorum, evde ne varsa, mantarli tavuklu, pirasali rengarenk biberli, kabakli... tarif, yasemin mutfaktadan. ama simdi digerlerine haksizlik etmeyeyim, yesil kivi, hunerli bayanlar da diger favorilerim, ilk once bunlara bakarim bisey deneyeceksem. bence deneyin siz de.

Monday, April 18, 2011

buradan gidince

bence ilk ozleyecegim sey kruvasan. kesinlikle.
ama fransiz olacak kruvasan, puf puf, kat kat, biyiklarina yapisacak kirintilari, yerken hmmmm diyeceksin.
almanlarinki gibi olmayacak yani, tiknaz, ekmek gibi, kruvasanin hakkini verecek iste.

dun sunum hazirlamam gerektigi zamanlarda cok guzel kruvasan yapimi videolari izledim. kolay bisey degil. hem baya beklemeli hem de zahmetli. ama deger be. simdiye kadar bi kere beceremedigim seyleri biraktim gitti, ama bunda usta olana kadar ugrasacam. benim evime kruvasan var mi diye gelecek insanlar, ya cocuklarim yupppiii ananem kruvasan yapmis diyecekler. iste boyle. bunlari dusundum dusundum durdum. bi de metroda kruvasan posteri gormemle kapmam bir oldu. cerceveletecez biz onu, sonra cerceve aralarina benim onluklu, kruvasanlarimi yedirirkenki hallerimin fotograflarini sokusturacaz. cok guzel olacak cok.


Friday, February 18, 2011

bu blog nereye gidiyor demistim di mi

kendi kendime bi garip hallere girdim, simdiye kadar gule oynaya yaziveriyorum, ciziveriyordum, hic kac kisi ugramis etmis diye bakmadan, onu dusunmeden. 

noolduysa bi haller oldu, begenmez oldum yazdiklarimi. aklim baska yerlerde dolasir oldu, sanki bi seylerden sorumluymus duygusu. icim kaldirmiyor yapilan haksizliklari. belki de buraya yazdigim diger seyler gibi icimdekilerin cikmasi istemesi, durtusu. ama buraya da yazasim gelmiyor pek, iyi bisey yok cunku, fotografli bisey yok, kisisel bisey yok. icimde insanlik var, haksizlik var. bi de tabi istiyorum ki baskalari da yazabilsin, icini dokebilsin, bakalim ilk once ben baslayim da sonra cocuk yardim eder, sonra damlo, sonra pinkis cogaliriz belki.


irmik helvasinin icinden dondurma cikanini severim ben. tarif, cafe fernando. deneme bir.



bi de gokce var. ben onun ogrencisiyim diyebilirim. hayal gucunu kullanmayi ogrettigi icin, hic usenmeden arka arkaya pastalar yapabilme hevesini verdigi icin. onun icin bu deneme ikiyi, ona ithaf ediyorum. ilkinin keki daha guzeldi sanki gokce, fark olarak da buyuk yumurta yerine orta olanlardan kullandim, herhalde ondan.


sen benim kusuruma bakma blog, iste insan uzak yerlerde, annesine ikidebir telefon etmeden, tarifler almadan biseyler basarabiliyor ya onun mutlulugundan sana da gosteriyorum.

ne farkettim biliyor musun, ben kucukken  annemin yemeklerinden baskasinin yemegini yiyemezdim, sonra yiyebilmeye basladim ama hep o duygu vardi icimde, anneminki daha baska, daha guzel, annemin yemegi iste diye. iki senedir toplasam belki on kere baskasi girmistir mutfaga, o da ya semra ya cocugun annesi. o kadar baska oldu ki bizim mutfagimiz, simdi annelere gidince ikisi de garip geliyor, tadi baska geliyor. olmuyor anneler olmuyor :)

bi de su cocuk isini boyle kimseye elletmeden halledebilsem...

Tuesday, February 15, 2011

bir basarisizlik oykusu

diyelim, hep birlikte diyelim, o kadar da degil gorkem diye.
bir. ince is bana gore degil.
iki. krema sikma posetlerini kullanmayi ogrenmem gerek. ne ile alistirma yapabilirim, yogurt olabilir mi.
uc. 50gram seker bile ne cok seker.
dort. 2.5 santim, isaret parmaginin birinci bogumuna denk geliyor ama her seferinde bunu olcmeye kalkarsan son 5 yeterince minciklandigi icin avuc icin kadar olabilir.
bes. bi lokmalik tatlilar bana gore degil, tabak dolusu lazim, gozum doymuyor napayim.


boynu bukukler, 
altinda 4 yaprak=8 sayfa oradan buradan cikardigim tarifler, calismistim da halbuki.


numunelikler. gercekten 4 taneydiler. 3'e bir bolustuk.

en guzel yani pinkisimle ayni enlemde, ayni boylamda olmasak da paralel zamanlarda yaptik ya, yukardakileri unuttum gitti bile, makaron bende hep bunu hatirlatacak.

devami gelecek... bien suuur :)

Thursday, January 27, 2011

bi pastadan geriye kalanlar.

pasta yaptigimi dunyaya(!) haykirmak telasiyla hicbisey yazamadim. ama puf noktalari olmaz mi, cocugun bile varmis soyle yap boyle yap’lari.

suslemek ne keyifli biseymis, yoksa bi pastaci daha mi iplerinden kurtulup dunyaya saliverildi!

tabi bi de kendimle gurur duyuyorum. o aksam uce bolmek icin soyle bi alet bulamayinca boyle levha gibi bisey aldim ama hic de bi ise yaramadi ve ben kaptigim gibi bi dikis ipini, mis gibi 3lume kavustum. tamamen kendi icadim.

kekin sogumasini bekleseydim ve kelepceli kaliptan oyle cikarsaydim cok iyi olurdu. aslinda kelepceli kalipla ilk kez tanistim da diyebilirim, en basta hic sevmemistim, ativermistim bi kenara gecen sene. ama onun niyetine aldigim halkanin kremayi koyarken yardimci olan sey oldugunu anlayinca hemen raf arkalarindan cikarip barisirverdik.

biliyordum ki!! yemek pisirmek = deney yapmak.

ben deneyleri yaparken genelde, ilk once gozumun onunden geciririm, boylece nelere gerek duyacagimi, neyi ne zaman ekleyecegimi 1 dakikada yaptigim deneyle kestiririm gozume, ona gore isime baslarim. bu tarifleri yaparken de belki de oyle yapmak gerek, ucuncu cumlede kalakalmamak icin. kek pisene kadar yasanan stresten sonra bi arkadasim oldu o ayri, kapismaya da hazir hem de.

pastalarin devami gelecek ama buraya koyar miyim bilmiyorum, cunku her yorumdan sonra bi pasta yapip gondermek istedim kalbimden. kap kacagi hazirlayin evinize geliyorum!

 verona, aralik 2010

Wednesday, January 26, 2011

kim demis*

* burada nar yok diye.

* meyve salatamiz narsiz olur diye.




* yenmeyenler kalir diye.

elbet bulurum ben onlarin yerini.




Sunday, January 16, 2011

esther icin

tarif verebilecek biri olmadigimi farkettim bu sefer kek yapisimda.
tarif annemden.
sanirim anneden gelen sirlarin varligini seviyorum.


Tuesday, January 4, 2011

delik elma

mutfaktayim, haril haril biseyler yaptim, bekliyorum.
cocuga bi bakayim dedim, dagitmis kendini uyuyor.
birden gozunu aciverdi, pilav oldu mu dedi.
?!?!


hele de oylecene hediye gelmis, kis aylarini bekleyen meyveli caylarimin icinden mandalina-portakali da bulunca degme keyfime!

Tuesday, December 14, 2010

hepsi makine icindi.

isaret parmagi imzami basmasaydim iyiydi ama artik gerekli gerecler alinacak, napalim.


Thursday, December 9, 2010

ayva kokusu demistim di mi

hayat yogun, bu hafta neredeyse hic eve erken gidemedim, tabi bunun kendi secimim olmasi daha ayri. bu aksam da spor yollari. firsatlar listemi de gerceklestiriyorum, goruyorsun ya. borcum cok buyuk aslinda, yeni yila kadar yuz makale okumam gerek. cunku alinan sey cok buyuk, nikonum ve iki lensim icin belki az bile ama benden ancak bu kadar.

bugun erken gelmeyecektim, kimse yok ortalikta, dun aksamki christmas yemeginden sonra. eger size biri limoncello diye bisey vermek isterse sakin hayir demeyin, hemen alin, huplettin, pek guzel bisey.

yeni insanlarla tanismak iyi iyi geliyor insana, anlatmak hayatini, oyle yavas yavas, azar azar, fark etmek daha da guzel. gel-git'ler bitmedi aslinda ama git'ler daha hizli oldugundan, yasayana, hissedene kadar bitmis oluyor. iyi de oluyor.

cok uykum var, bi de basim agriyor. asci onlugum var ama o bi ise yaramiyor ki, napayim ben onu simdi.

Tuesday, May 18, 2010

kakaolu top kek

tarif verecegimi mi sandin blogcum, ben ve tarif vermek, ho ho ho...

neredeee, ben sadece esin dostun zorla yiyecegi ama guvercinlerin kapis kapis yiyecegi kekler yapabiliyorum. bu kadarim yani blogcum.

ayrica asurenin ne oldugunu merak edersem bir gun, bi daha yapmamaya karar verdik diyebilirim, hepsi bugday yuzunden. asurelik bugday diye birsey cok onemli birseymis. unutma bunu.







cumartesi gunu ouchy gezmesi, cocuk

Wednesday, April 14, 2010

duduklu

hani blog, hep derdim ya ben annem gibi evlenecem diye, ne tavam olacak ne tencerem. hani ben boyle diyince cocuk gozleri faltasi bana bakardi, gozumun karaligina bakardi. nasil da hersey oyle oluverdi. 3 tencerem ve ruh halime gore desenlerini sectigim ikili takim tabaklarim, rengarenk evim, duvarlarda cercevesiz onlarca fotograf.

elimize aldikca, ihtiyac duydukca ogrendik, neler onemli neler degil.

mesela el blenderi her ise kosturan, nerede yer bulunursa oraya konuluveren, naz etmeyen sadik dost.

tost yapma, ekmek kizartma makinasi birdenbire nereden geldigini anlayamadigin kilolarin sorumlulari (iyi ki semra ikisini de bozdu da kurtulduk).

mikser, kesinlikle sana bagli olmamasi gereken bi alet, bi ayagi, bi koltugu olmali, ikimiz ayni anda ayni isi yapmayi pek sevmiyoruz, bunu anladik.

ve iste sooon arkadasimiz. ne zamandir ihtiyac duydugumuz, bizim grubun hediye cekiyle alinmis tam bir ev hediyesi. duduklu. mutfakta nereye konulacagi bilinmeyen (salonun bas kosesi bile olabilir, bkz. asagidaki foto) sultan edasiyla temizlenen, yerlestirilen esya. iki gun onceden neler pisirecegiz derdine son veren buyuk usta. fotograf makinesinin kitapcigi kadar da kullanma klavuzu oldugu dikkatimizden kacmadi.

hayatimiza hos geldin duduklum.


ve tam anlamiyla hayallerimi susleyen kestane kebap firini.

Sunday, March 7, 2010

hem de kadinlar gunu hediyem olur

raporlardan, insanlari anlayamamaktan ici daralmis gorkem, butun haftasonu isini son 1 saate sigdirma cabasindadir, afakanlar da basmistir haliyle.

- biliyor musun, kac gundur canim ne istiyor, soylemeyim soylemeyim dedim ama...
- he canim, soyle.
- un helvasi. ama cok gec oldu. yarin ben yaparim.
- e ben simdi yapayim, hemen olur, hem evimiz de neselenir. hem de kadinlar gunu hediyem olur.



un helvasi boyle karistirilir, kasik gorunmez olur.
ilk calisma

Friday, July 31, 2009

yine baslayalim

dun aksam cok hamaratlastim blogcum, boyle bi kelime var mi emin olamadim ama, olsun. koca koca bi tencere kolay kabak yaptim, bildigin zeytinyagli, kabaklarin kabuklari koyu renkli burada biliyormusun, cumartesileri olan pazarda bi turk amca var ya orada bulabiliyorum bi tek acik renkli kabaklari ama o da sagolsun cok pahali, neyse zaten kabuklari soyunca ayni, tadi da guzel. ay sahi bi de demedim sana daha, salataligi da turk amcadan aliyoruz, o da pahali, ama neden oradan aliyoruz diye sor, cunku normal boyutta o satiyor bi tek, marketlerde hep yarim metrelik salataliklar var, tek tek satiliyor haliyle. dusun kac ay oldu almadik onlardan, sonra haftasonu parti vardi ya hani nisan icin, nasil olsa onlara aliyorum diye aldim, ne de kotuyum, hic de oyle korkuttugumuz gibi koca cekirdekli falan degildi, deli miyim neyim neden denemedim ki simdiye kadar, galiba gitgide can arkadasa benziyorum.

hamaratlastim diyordum, cunkuuu yazdigim yazi gozlerden kacmamis, alinacak hesap varmis, onun icin elim mahkum giristim, bi de taze fasulyeleri de ayikladim, koydum dolaba, cok is yaptim diye gorunsun diye bi de irmik tatlisi yaptim ama hic guzel olmamis ne yazik ki, ne yapalim, sosla falan yedirecem artik. temizledim, ovaladim, dusundum dusundum, iki gundur olanlari da dusundum.
biz cumartesi nisan icin parti yaptik demediydim di mi, pek guzel oldu bu sefer, zaten herkesi cagirinca, iki grup, cok kalabalikti, arada bi mutfakta karsilastik, suraya kivrilsak, kimse bizim yoklugumuzu fark etmez diye, gulduk eglendik. hakkini vere vere rakiyi tanittik, begendirdik.
bunlari neden boyle yaziverdim simdi bilemedim, kafam karisik cok fazla, hersey icin, burayla ilgili olan kafa karisikligi da yorumlari arada bi kapatmamdan belli oluyordur herhalde.

Wednesday, July 29, 2009

mehtap

dun gece balkonumuzda oyle guzel bi mehtap vardi ki, boylesini hic gormemistim, aklima kaziyim diye baktim baktim. useyene kadar oturduk, cay icmeyi bile unuttuk, semos’la neler yapacagimizdan konustuk ben halleyimin icindeki marshmallowu cikartmaya calisirken.


sabah yine aklimiza geldi, metroya giderken, yolda yururken, ogle yemegi icin diye hazirladigimiz sandvicleri yerken…

biz heybeli’de her gece mehtaba çıkardık
sandallarımız neş’e dolar zevke dalardık
saz seslerimiz sahile aksettiği demler
etrafı şarkı gazellerle yakardık, zevke dalardık...

Tuesday, July 28, 2009

ev hanimligi

aksam yemegini isitip, sofrayi kurma isi bu aksam bana dusunce -ki sebebi de evde benden baska kimsenin olmamasi- aa benim bi mutfagim mi varmis, ne zamandir gorusmemisiz diye diye giristim dolaplara, tezgaha, lavaboya... sonra da aklima ayni cumle geldi.
- bu aksam da sen pisirsene.

'birakin bilim adamlari deney yapsin, sanatcilar acayip olsun! ascilik baska bi seydi.'
ask, sayfa 90.

en azindan kabul ediyorum.

 
design by suckmylolly.com