Showing posts with label memleket. Show all posts
Showing posts with label memleket. Show all posts

Monday, January 2, 2012

gittim, yasadim, tanidim, geldim

bi ay olmus ya hani, olur da merak edersem bu ara neler oldu diye, aslinda uc cumlecik. bi hafta neredeyse hergun kendimi eve zor atip hasta, halsiz yattim, aniden turkiye'ye gittik. uc hafta. hic bu kadar uzun zaman gecirmemistik. sonra geldik, 4 gun once ve ben biraktigim halsizligi, kendimden gecmis bicimde yatmalarima geri dondum.

simdi ben iyiyim, cocugun annesi iyi, benim annem iyi, cocuk cok sukur iyi.

her zamanki dileklerimiz aslinda ama iste bi baslangic gormeyiverelim hemen dileklerimizi daha yuksek sesle soyleriz ya, iste ben de diyorum ki, ne olur kabul olsun hepimizin dilekleri. ne olur ac, usumus kimse olmasin, ne olur haksizliklar olmasin, ne olur herkesin yasama hakki olsun, esit olsun!

ben de degisiyorum iste, hele de her turkiye donusunden sonra daha da iyi goruyorum bunu, yazacam onlari da sirasini bi bulayim yazacam hepsini.

lozan biraktigimiz gibiymis.

Thursday, November 17, 2011

ask, boyle bisey olabilir mesela

yasamadigim sey kalmadi gibi ama yazamadim ben iste.

bu siiri yazdiktan sonra baslayiverdi iste hersey.

ogleden sonra cocugun ani bas donmesiyle kendimizi acilde buluverdik. ve ben bu siiri okudum cocuga, her defasinda baska turlu. bisey bulunamamasi hem sevindirdi hem de endiselendirdi ya bizi, dedik ki belki stresten.

onun bu halleri, benim neredeyse bi aydir suren hallerim, daha fazla boyle devam edemeyecegi girdi aklimiza.

persembe gunu, icimizde kacma istegiyle hizlica yaptik planlari, hocalardan izin almalar, benim pasaport islemlerim, ucak bulma telasi derken cumartesi aliverdik biletlerimizi, on gunluk istanbul icin, pazar gunu, yani bayramin birinci gunu orada olmak!

cumartesi icimiz sen, aklimiz sikintisiz, hazirlanmaya baslamistik ki cocuk banyoda dusuverdi. taksi, acil, tahliller, rontgenler derken siir bile okuyamadik, sadece goz ucuyla baktik birbirimize. gece eve geldik ya biseyi yokmus cok sukur. o dinlendi, ben hazirladim, evi, cocugu, beni. ama adimlar temkinli, yine goz ucuyla bakismalar, dil ucuyla konusmalar.

yani kisaca biz bi istanbul'a gittik geldik. canimiz, gonlumuz ne istiyorsa yapiverdik.

ne yediklerimiz ne gorduklerimiz degil de ne iyi etti beni biliyor musun.
bi dakika icinde bin tane opucuge bogulmak, dudaklarindan, burnundan. bunu bilseydim, yaralarimi iyilestirmek icin coktan gidiverirdim bu kuzunun kollarina.


Sunday, March 20, 2011

bugun? bakalim.

dun kotu bi gundu, ondan onceki gun daha da kotu.

lozan'in cikmazina ilk kez girdik. enerji eksilerde. ustune bi umutla sarki gelen sokaga daldik. enerjiyi yukari cekmek icin hazirlik. ve oca.lanin bayraklarini gorduk. enerji gorulemeyecegi kadar asagilarda. otobuste bi akca pakca azeri kizla konustuk cat pat turkcesiyle. omuzlar dusuk ama nefes alacak kadar enerji var. anlasmazliklar, farkli sikintilar, farkli dillerden anlatilan dertler. boyle morale, boyle ruyalar dedirten bi uykudan hizla uyanmak.

dun ise kanepe uzerinde bataniyeyle gecirilen koca bi gundu. pek kocaman da degildi aslinda uyku aralarinda yapilan yasamak icin gerekli faaliyetlerle.

bugun? bakalim. gunesli gorunuyor hava, dunku gibi degil, cok sey umut etmeden biseyler yapilabilir sanki.

subat 2011, baden

Tuesday, July 28, 2009

ilan

cok sevgili arkadaslarim, dostlarim,

eger bu uzak ulkede caninin cektigini bulamayan gorkemsan'a arada bi uzuluyor, icinizden ahh firsat olsa da gondersem diyor, gorkemsan uzgun oldugu zaman bi sarilsam gecer, opucuklerimi gonderebilsem diye icinizden geciriyorsaniz 12 agustos'a kadar semos'a ulasin derim. eger bi liste citlatmam gerekirse ici kucuk kalp kagitciklari dolu bi zarf, guzel bi dvd, bi twilight cikartma albumu, cheetos, eti cin, eti puf, baklava, naneli ve turk kahve aromali hare likoru simdilik aklima gelenler.

hayir, semos yeni bi kargo sirketi kurmadi, kendisi buraya geliyooooor, hem de kocaman bir ay, beni sevmeye, beni beslemeye, bana bakmaya geliyor benim kuzum.

Tuesday, July 14, 2009

bizim mahallenin cocuklari pek bi degismis

bi aksam eve giderken arkadamdan uc oglan cocugu geliyor, birinin elinde bi top 10 yaslarinda, pek havali, digeri de sanki 8 yaslarinda, bi de 6 yaslarinda bi velet. konusurak benim yanimdan geciyorlar, en buyugu ortancaya diyor ki 'tamam, hadi oynayalim topla, ama beni de sizin evdeki partiye cagiriyorsun di mi.' ortanca sessiz, herhalde, topun cazibesi ve annesine sormadan boyle bisey yapmanin ikilemini yasiyor ama buyugun hic umrunda degil, soruyor 'kactaydi parti', en kucugu de sesini duyurmaya calisiyor, 'ama ben bisey diyecem, ozur dilerim'. ufakliga bakmiyorlar bile, artik ne yaptiysa, konusmaya devam, artik ben onlari takip eder olmusum, hic bi ayrintiyi kacirmamak icin ve kucuk kendini duyurabilecek, top oynamaya hak kazanacak mi diye.

buyuk yine soruyor '12de mi'

ortanca 'yok, 12den bi saat sonra' diyor

-o zaman, birde.

ses yok (belli ki saatlerden haberi yok)

ufaklik hala, 'ama ben bisey diyecem' , 'ozur dilerim' demeye calisiyor ama kimse duymuyor bile. sonra buyuk olan benim bunlari yazmama sebep olan cumleyi soyleyiverdi.

-ama ben birde yetisemem, aa yok yok yetisirim ama sen beni evden alsana

yalin ayak, basi kabak

6 ayda neler olmus farkinda misiniz...

-eti pasti super bisey, eti cin ise hala acliktan en guzel kurtarici, sinavlar oncesi yenilesi bisey unutmayin
-citir’daki biranin su oranini arttirmislar
-kucuk beyoglu’nda calisanlarin yas ortalamasi pek bi dusmus
-bizim mahalledeki okul bitmis, super de olmus
-atlas’a da oyle guzel seyler gelmis ki
-milka bi suru yeni cikolata cesidi cikarmis, nestle de biskuvili cikarmis. biri de muzlu cikarmayi basarsa ama muzu nutellaya banmak tadinda olsa
-hare likorlerini mutlaka deneyin, ozellikle vanilyali dondurma ile, benim icin
-taksim’de accessorizelerin yeri degismis ama urunleri degismemis
-metrobusun karsiya kadar gitmesi guzel bisey olmus da neden duraklar otoyolun hemencecik uzerinde
-kabatas-taksim finukilerine, harekete ne kadar kaldigini gosteren digital saat koymuslar ama onu bilmek cok zor olmamali. benim gibi bunu degil de otobus duraklarinda durak isimleri listesi ve gelmesine ne kadar kaldi diye bi cizelge arayanlari pek sevindirmiyor
-orta kantini kapatmislar, shuttelerin kalkis yeri degismis, yemekhaneyi sergi yapmislar

-bi de semosum buyumus, cok da guzel hayalleri olmus.

Monday, July 13, 2009

geldik!


evimize geldik. dun butun gunumuz yollarda gecti, desem dogru olur mu, olur olur. pek mutlu donduk evimize, yuzuklerimizle, onunla yapabilecegim dedikodularin en cogunu yaparak. bi de amsterdam gorduk, her ucaga binisimizde de benim seker mavisi bavulumu goruverdik, tabi hemen yanibasindaki kardes bavulu. bi saat gecikmeli olsa da evimizdeydik, evimizin guzel kokusunda, sakinliginde, huzurunda. sarmalar, receller, beyaz peynirler, cheetoslar, ince belli cay bardagi, tabagi, kasiklari ve caydanlik dolduruverdi mutfagi, vakumdan cikan kiyafetler salonu, sirt cantasindan cikan kitaplar da calisma odasini. evi iyi ki temiz birakmisim derken nerelere yerlestirecegimi dusunmekteyim, isin icinde utu de olunca dusunmekten kacmaktayim.

ama bi ara ev bos geldi, iki hafta her kafadan bi ses cikmasiyla yasandi, telefonlar susmadi, yapilacak isler bitmedi, beynimde dolasip duran planlarin bazilari yerli yerine konamadi ama geldim iste, kimisi oldu kimisi olmadi ama hersey ne de guzeldi.

Friday, July 10, 2009

son bi gunde

dun gece sicaktan uyuyamamak nasil biseydi diye oyle iyi hatirladim ki ne yapsam olmadi, saat 7.5 olmasina ve ben hala tatilde olmama ragmen kalktim, pencere onune gecip hangi kanal oldugunu bi bilemedigim televizonu dinliyorum.

dun son taksim turu yapildi, doktora gidip kontrol yapildiktan, saclar kesildikten, cimen ve annecigiyle guzel sohbetler yapildiktan sonra ara cafe'de eksik kalmasin diye biri dilinde biri beyninde anlatilan olaylar, guzel seylere karar vermeler, koska'dan lozan'dakilere degisik biseyler almalar, atlas, mango ve inci'de profitorel yaninda limonata. meydanda etrafa bakinmak.

aksam da kıyafetleri vakumlayip kilo ayari yapmak, agir seyleri ayirmak, yapiacak bi suru sey olmasina ragmen az kaldi havasina girivermek.

Wednesday, July 8, 2009

ama az kaldii

bugun yapilacaklar listesine baslamadan, evde kimse yokken, gitme zamani yaklasirken, arada bi moralim bozulurken kendime birazcik zaman ayirayim istedim. bi dur'a ihtiyaci oluyor ya insanin oyle, neredeyim, ne yapiyorum, ne yapmak istiyorum. semosun odasinda, alisamadigim klavyeden aklima gelenleri, icimde birikenleri yaziyorum, acik pencerenin onunde, en sevdigim bardagimda kahvemi icerken, kim oldugunu bilmedigim biri radyoda Turkce sarki soylerken.benim aklimdan binlerce sey geciyor, birikmis belki dogru zamanlarda olmayacak ama yazsam guzel olacak.

bi diploma toreni-bi istenme-taksim-sokaktaki cocuklar-6aydaneler degismis listesi-3 tane haberim olmadan degistirilen plan-hergun mutlaka en az 2 saat alisveris...

haberim olmadan degistirilen planlardan biri bugun oldugu icin hepsini yazabilirim, tabi klavyeyle aramizda bi baris imzalarsak.

fotograf lozandaki son gunde neden uctugunu bilmedigimiz bi suru balondan son ikisi.

Thursday, July 2, 2009

marti

bu sabah kalktim, ev sessiz, kimse kalmamis. sonra yalnizligimin korkularini gecirmek icin ev sesini dinlemeye basladim, hangi ses nereden geliyor diye. en son da benim eski odamin (artik bi odam olmadigi icin) balkonundan da sesler geliyor diye oraya gittim. bizim balkon birinci balon ama apartmanin on kismindan da bakinca 4. kat. neyse o boslukta ne vardi derseniz, iki marti! ilk once anlayamadim ucamiyorlar diye mi oradalar, aclar mi susuzlar mi diye, yavru olup olmadiklarini anlayamiyorum. ama insanlar ekmekler koymuslar, sulari da vardi. dayadim basimi cama onlari izlemeye basladim. daha yuksek bi yere konduklarini gorunce acaba yavru mu sakliyorlar diye dusundum.ama bu sorularin cevaplarini bulmadan gitmeyecem buradan.


beni karsilamakicin gelmisler, ne de guzel yapmislar...

Sunday, June 28, 2009

ucuyoruuum



ha'zirim, ha'zirim. vecihiniz geliyooor...

 
design by suckmylolly.com