Showing posts with label hayaller. Show all posts
Showing posts with label hayaller. Show all posts

Tuesday, November 13, 2012

ikinci universite

dur hemen yuh deme.

dedim ya hani, artik okula gelip gitmek, yapilmasi gerekenleri yapmak bana iskence oldu. yap-kurtul hevesi bile ise yaramiyor artik. ama onun disinda hayal kurmak serbest tabi.

once bi dala tutundum, onunla baya da idare ettim, dedim bizim komsu universitede sosyoloji master'i yapayim. olur mu olmaz mi derken, bi baktim, gorunurde engel olacak hicbir kosula rastlamadim, sonra mail atayim, bosuna para yatirmayayim dedim. dediler ki sen fazla kimya okumussun, alamayiz seni. tamam dedim.

sonra internette arastirdim programlari falan, neler var neler yok diye. uzaktan universite, ikinci universite.

uzaktan universite diye bi sey var, aman allahim, ne cok paralar istiyorlar, bildigin diplomayi satiyorlar, bu elenmis oldu, onca para verip ayni hevesle nasil calisayim ki ben.

ikinci universite ise, anadolu universitesinin bi de istanbul universitesinin yeni baslattigi bi program. hicbir sey istemiyorlar, mezun ya da halen okuyor olacaksin, fotograf, harc falan o kadar. ha bi de eger okuyorsan suanda okudugun bolum disinda bir bolum sececekmissin. valla mis, tabi bunlardan onbes gun once haberim olsaydi. ne yazik ki basvurular bitmis, ikinci donemde de baslama secenegi yok, kaldi bizim is seneye. olsun, o da gelecek senenin hayali olur.

bu senenin hayali ise, guzel bir sosyoloji kutuphanesi kurmak kendimce, bi de guzel defterler aldim mi, gunde iki saat calismayla neler neler olur di mi. iste, fazladan gelen uc aylik maas ile yapilacak diger sey.

Friday, November 9, 2012

texas'i bile kiskaniyorum

simdi en kotu ihtimal 5-6 ay sonra butun bu sikintilar bitecek ya hani, ben simdiden o gun ne yapmali derdine dustum.

en son dusunelecek sey ama ben garantiye almaliyim, kolay bi sey degil karar vermek, projeye karar vermek gibi, bi kere olacak bi sey ne de olsa. oyle bara git, kafayi cek falan kesmez beni, onu yapmak hayatimin bi anda degistigini kabul ettiremez bana, daha baska bi sey olmali, hemen ucaga binmeliyim mesela o aksam, bambaska bi yere gitmeliyim. ya da ertesi gun ve ben o gece bavul hazirlamaliyim. oyle bir yer olmali ki heyecanimdan uyuyamayayim.

bir seyi de begendiremiyorum ki kendime. dedim ya onemli bi karar cunku.
bi de o tarihlerde, cocuk texas'a gidiyor, kendimi ona yamamamak icin zor tutuyorum valla. dilini anladigim bi memleket istiyorum, kitapcilari rahat rahat dolasayim diye. kimseye demeden istanbul'a bile gidebilirim 3-4 gunlugune, her aksam baska bi arkadasta kalirim, bi guzel sultanahmet, taksim, eminonu, sirkeci, kadikoy yaparim, oyle bir sifirlarim ki kendimi ben bile sasarim.

Saturday, July 28, 2012

dokuz-on-onbirinci gun

cogunlukla umutsuzluk, kalp carpintilari, uykusuzluk, mide agrisi.
tam buldum derken bi anda fakedilen yanlislar ve bunlarin getirdigi iki kati umutsuzluk, kalp carpintisi, uykusuzluk, mide agrilari.

bunlarin arasina bir de daha da aci bi haber dustu ki sorma gitsin. -eminim ki, babacigin huzur icinde yatiyordur simdi-

birazcik gitsek buralardan, bu sene hic turkiye goremedik, hic birseyin garantisi yok ama bi gorsek belki daha iyi olur hersey.

ucsak da azcik sevilsek, simartilsak, dualarla sarmalansak.


ucsak da bizim eve bi selam caksak.

Monday, March 19, 2012

inadina

icim darlaniyor iste bazi bazi. aklima geliveriyor aniden, sanki hic onu dusunmuyormusum gibi yaparken. ben, gozum acikken iste arada kandiriveriyorum kendimi. ama geceler, ruyalar kanmiyor, birbirlerini de kandirmiyor.

uc gecedir, ruyamda butun tanidigim insanlari gormus olma ihtimalim oyle yuksek ki, istiklal'de yururken cantasini begendigim kizi bile gormus olabilirim. hatirladiklarim yeterince kalabalikti da ondan bu varsayimlar.

ben, kolay uyuyan insanlardanim, gece gunduz, saat, mekan hic onemli degil, azicik bi yataylik yeter bana. yine oyle, hemencecik uyuyuveriyorum ama kimbilir kac kere kalkiyorum artik, kalkiyorum konusuyorum, bi de cevap aliyorum ya, iyice konusuyorum.

acaba diyorum, inadina hayal kurmaya devam etsem mi, inadina. eger gercek olmazsa ne kadar uzulebilirim diye hemen toplama cikarma islemleri yapiyorum. kendimi kotusune hazirlamadan hic birsey yokmus gibi yapsam daha iyi olur sanki. hani olur da en kotusu olursa, uzulmenin de hakkini vermis olurum o zaman, zaman bol ya ne de olsa. olmamis hayallerimi doldurmak icin yaslara girerim olur biter. o zaman simdi, inadina hayal.

Tuesday, February 28, 2012

okul muduru

bikac zamandir aklimizda aslinda. ama en guzel hayalleri bu seneki yilbasi milli piyango cekilisiyle kurunca loto moto oynamadan gecmiyoruz carsidan.

hayal ise su, okul acacaz biz, sonra da mudur olacaz. hani diyoruz ya, onsekiz yasinda cocuklara meslek sectiriyorlar ondan sonra hayatlari husranla sonucluyor, yanlis kararlar aliyorlar, ne yaptiklarindan zevk aliyorlar, ne kendilerini bulabiliyorlar.

peki bizim ne farkimiz var ki. universiteden iyi bir ortalamayla mezun olduk diye, gittik master yaptik diye, onun da ustune doktora yapiyoruz ve bi sene sonra doktor olacaz diye bu bizim icin dogru meslek diyebilir miyiz ki. simdiye kadar yaptiklarimiza bakinca en bariz olan sey is hayatina girmekten kactigimiz ve masabasi islerin bize gore olmadigi. ama hala soru isaretleri var iste, bulundugum ve bulunacagim ortamlari dusununce mutlu oluyorum. ama peki bu kimya, makine muhendisligi de neyin nesi ki. kesinlikle biliyorum ki, olene kadar yapmak istedigim bisey degil, mumkunse hayatimdan ciktiktan sonra oleyim diye dua da ediyorum. onlar olmadan genclerin, cocuklarin arasinda olmamiz mumkun degil mi mesela.

mumkundur belki. bir gun, guzel bir gun.

birimiz mudur birimiz hademe olur.

Saturday, February 18, 2012

geldi. geldi!!

sonunda. hevesim geldi. keske hevesimiz olsaydi ama o da olacak.

bu heves megerse tatil plani yapmayi bekliyormus. barcelona, madrid, berlin'i biraz ertelemek gerekmis, easyjet'i bizden once cooook insan kapmis, o koltuklarin daha da ucuz oldugunu bile bile ben alamam o biletleri, belki sonbahara, bakalim.

bizimki yine 5 gunluk sirt cantasi+tren tatili. nisanda. aslinda, nisana kadar ne kadar zaman var ki. nisana kadar yapilacak is guc, hele de ondan sonraki aylar, son iki ayin da aslinda olmadigini farketmemle tutusmam, sakinlesip heveslenmem bir oldu.

bir olmasina oldu da, heves cok saglam baglanmadi bana, arada gidip gelmeli. cocuk da keyifsiz, onun bu halleri ikimizin de alisik olmadigi haller, onun icin biraz da pamuk ipligi. ne yapcagimizi ikimiz de bilmiyoruz ki. bi okuyup uflesem, ici disi ferahlasa, belki guc bulur kendinde.

 
bugun, palezieux

Wednesday, February 8, 2012

sadece 4 derece artti sicaklik, -9

o bile insanin icine kipirti sokuveriyor iste.

cook gezesim var hem de cook.

bikac yer var gezilecek, bi berlin, bi madrid, bi de barcelona yapmali. ama biran once yapmali. ozledim, hem de cok ozledim, soyle arabaya binip gitmeyi, disarlari izlemeyi, cikmadan bes dakika once devlesmis gorkem'i, bi eliyle evi temiz birakayim diye toparlamaya calisan, diger eliyle de piknik torbasini hazirlayan gorkem'i.

su kredi kartini bugun halledelim de, biletleri de hallederiz :)

nisan-mayis 2011

Sunday, January 29, 2012

hersey mi kendi icinde celisir

zaten 6 senedir ayni okulda, derse girip cikiyorduk ama bi de bunun ustune uc sene boyunca ayni anda ayni okula gidip gelmek olunca sanki bunyeler kaldiramaz oldu, fazla oldu. hem de epey fazla oldu. baska biseyler olsun diye bakar olduk. ben bugun okula gelmeyecem diyince bile israr sifira dustu.

hayatimizda baska seyler olsun artik, yeni yer, yeni bi ev, yeni heyecanlar. aksamlari biz de su klasik konusmalarini yapalim. bugun ne oldu, bugun kimi gordum biliyor musun sohbetlerini evin icinde, yemek masasina kadar saklanmis olsun.

ya da soyle diyim, mesela ben artik okula gitmesem, dolayisiyla ise de gitmesem, ben hep evde otursam mesela. bulunur mu ki yapacak seyler dedim, bulunur tabi diyip usutune de listemi hazirlamaya basladim. gezi anilarimizi(!) yazacam mesela, bi de yemek tarifleri defterimi. daha eklerim bu listeye, yeter ki gerceklesebilme umudu olsun.

bi gelse o gunler... tabi bi de, zamanin hizli gecmesi icin daha cok calismak gerek, sadece gunluk haplari unutmakla olmaz bu is.

Friday, December 2, 2011

o bir sey degil

bu olay olmadan once bambaska seyler olmustu ve biz onlara alismaya calisiyorduk, hem de oyle baska biseydi ki.

cocuk benden 3 ay sonra baslamasina ragmen, 6 ay daha buralarda olabilirim dedi. 3+6 etti 9. dokuz ay ben. istedigim gibi, doktora olmadan, tez olmadan, hicbi sey yapmadan yasamak! insan akli bu durur mu, durmadi iste benimki de.

onun icin iste, kendimi daha da bi kaybetmem, hayatimin sadece sirt cantasi ve kot pantolondan ibaret olmadigi gercegiyle sarsilmam. hic bu kadar yakin olmamistim. yirmi yedi sene boyunca ogrendigim seyleri, baska birilerine aktarma ihtimalimin oldugu kesfetmem, onunla birlikte de biseyler ogrenebilirim ihtimalini bulmam.

onun icin iste, hayatta sadece basararak mutlu olunmazmis diye kesiflere cikmam.

yine kendimi zor aliyorum hayallerden, zor kopariyorum kendimi bi yil sonraki halimden.

halbuki, tek yapmam gereken sey, yoluma devam etmek. eger, arada yapamazsam, bileyim ki sebebi, bu fikre simdiye dek hic bu kadar yakin olmamis olmamdir.

30 mayis 2011, fransa yollar

Sunday, November 27, 2011

cocuk

-yaa, artik ben cocuk istiyorum.
-e ben varim ya.
-iyi de, sen hic buyumuyorsun ki.

cannes, eylul 2011
fotograf cok iyi degil ama benim arkamdaki palmiyeler de var ya, koymadan edemiyorum

Tuesday, October 18, 2011

guzel gunler gorecegiz cocuklar

isaretler gelmeye devam ediyor, anlayana degil ama bu isaretler, yapana.

hadi'ler sayikliyorum icimden. konsantre olabileyim diye, nafile gibi, ama ne heyecanimdan ne de umudumdan vazgeciyorum. fikri hayallerime sokmak bile boyle heyecanliysa gerceklestirmesi nasil olur kimbilir.

al iste yine arabesk tarafim.

ev islerini kastederek "valla iki meslegi birden yapiyoruz" diye sizlanan cocuga kocaman sevgiler, opucukler.

cannes, eylul 2011

Friday, October 14, 2011

bi haber

birimizi uykusuz birakan, birimizi de hayallerden uykulara goturen bi haber iste.

eve bakisimizi degistiren, gereksiz icimizi sevince bogan bi haber. ama tek yapmamiz gereken sey aslinda yolumuza devam etmek.


Monday, April 18, 2011

buradan gidince

bence ilk ozleyecegim sey kruvasan. kesinlikle.
ama fransiz olacak kruvasan, puf puf, kat kat, biyiklarina yapisacak kirintilari, yerken hmmmm diyeceksin.
almanlarinki gibi olmayacak yani, tiknaz, ekmek gibi, kruvasanin hakkini verecek iste.

dun sunum hazirlamam gerektigi zamanlarda cok guzel kruvasan yapimi videolari izledim. kolay bisey degil. hem baya beklemeli hem de zahmetli. ama deger be. simdiye kadar bi kere beceremedigim seyleri biraktim gitti, ama bunda usta olana kadar ugrasacam. benim evime kruvasan var mi diye gelecek insanlar, ya cocuklarim yupppiii ananem kruvasan yapmis diyecekler. iste boyle. bunlari dusundum dusundum durdum. bi de metroda kruvasan posteri gormemle kapmam bir oldu. cerceveletecez biz onu, sonra cerceve aralarina benim onluklu, kruvasanlarimi yedirirkenki hallerimin fotograflarini sokusturacaz. cok guzel olacak cok.


Thursday, August 5, 2010

ne olur kii

dun upuzun bi gundu, sabah kalktigimizdan yatana kadar, bi kere bile durulmadan.

pasaport uzatma islemi icin cenevre'ye gidildi, nasil gidilecegini bilmesek de nerede oldugunu hissettigimiz bina bizi biraz ugrastirdi, sanki bi bir bucuk saat kadar. yasananlar da cabasi.

roma'da evlilik ilk kiyagini yapiyor mu ne, sanki sorun cozulecek gibi, yurtdisinda islem yaptigimiz icin. ne islemi, koskoca evlilik yaptik.

calismayan sistemler, ne de cok duymusumdur bu bahaneyi, bilmem nerenin arsivinden cikan bi yangindan dolayi sisteme girilemiyor. ne sistemi yahuu, yangin diyorsun, kibrit yanigi degil kiii...

baska gun gel dediler, bu da bi umut, peki ehliyet dedik, hani gelin arabasinin kullanilmasi lazim, onu biz yapamayiz dediler, piki dedik. ama allah icin, gayet makul insanlar hepsi, psikologa gitmis kadar oldum.

ucte okula gelebilmek ve sinsi sinsi ofise dalmak, ortalik sakin. neredeyse gece eve donmek. biseye yaradi mi belli degil, panik panik, kelebekler heryerimde, dusunemiyorum bile panigimden.

azcik uzaklasalim, sakinleselim diye, hadi en kotusunu dusunelim dedik. mumlar yakildi, martini icildi. hayallere dalindi.


biraksak gitsek buralari.
tazminat isterler mi.
isterler bence.
oyle sey mi olur yahu.
e onlar bizi birakmak istemiyorlar ki.
amaaan sen de.
neyse gittik diyelim, kim ne diyecek.
basarisiz olmus olacaz belki de.
hikaye olacaz, sonra ne olacak ki.
hersey unutulacak gidecek.
bizim de kasabada bi evimiz olur.
dukkanimiz olur, oyle bakkal falan degil, ivir zivir degil, ne bileyim soyle, nalbur gibi, insanlarin ara ara ihtiyac duydugu biseyler.
.....

Thursday, July 29, 2010

ziyadesiyle.

dun bi haber aldik.

iki senedir kumsuz, denizsiz, havuzsuz gecirdigim yazlarin sonuna gelecektim.
ucuncu senenin -o da eylul- sonunda bi tatile gitme ihtimalim vardi.
hem de sabahlari tek derdim kahvaltiya yetismek olan bir tatile.

bu tatil ayni zamanda yapamadigimiz ve buyuk ihtimal yapamayacagimiz balayinin dugun oncesi versiyonu da olacakti.

olmadi, olmayacak buyuk ihtimal.

bana ceza oldugunu dusunmeye basladim, baskalarinin gozune fazla gelmesinden ziyade.

Wednesday, May 19, 2010

peki nasil bi tatil.

sanki bir tatil varmis da ben onu beklermisim gibiyim.

oyle bir plansizlik var yarinla ilgili yapacaklarimda. gece istedigim saate kadar oturup nasilsa yarin erken kalmayacagim gibi bir his.

ben etaminden sonra kumaslarin icinde bogusuyorum, renklere bakiyorum, desenlere bakiyorum, birkac makine denemesi yapiyorum, olmuyor, pes ediyorum, bir iki dolanip yeni bir fikirle geri donuyorum. cocuk da deli gibi youtube izliyor, o da umutlu, kim nerede ne demis, nasil demis, herseyi biliyor, okuyor, arastiriyor ama onda da bir tatil havasi var belli.

korkuyorum be blog, baslamasamiydik demek icin artik cok gec biliyorum, ama sanki toparlamak icin de cok gec doktora ile ilgili hayalleri, bilemiyorum iste. zaten butun tatil havalarinin nedeni bu mu ki, degil tabi ki de. belki aptala magum olur hesabi hocanin beni birakmasi olabilir.

ama en cok da ne canimi sikiyor biliyor musun, super bir hevesle baslayip, ohoo ben masterda neler yaptim burada 3 kati yaparim hevesiyle baslayip inanmayarak tabi, tabi deyip bas sallayan insanlarin gozumun onunden gitmemesi, ne demek istediklerini anliyor olmam. -sanki- hic boyle olmamisti be blog, bi suru kere basarisiz oldum, hatta ne kadar basarili olduysam o kadar, hep berabere gittiler simdiye kadar. ama sanki bu daha derin gibi, eskiden bilsem sonunun iyi olacagini biri dese, inansam hic uzulmem kotu sonuclara, calisirim derdim, artik onu da diyemeyecek kadar arabesk oldum.

tatil ne kadar yakin blog.
izmir'deki evim ne kadar yakin.

simariklik mi bunlar blog, ya da kendine yetememek, yetmek icin de bisey yapmamak. bi de ozelestiri yazim var ki gol karsi tarafi vuracak.

annemi cok ozledim.

Monday, May 17, 2010

bi hayal daha yazdim

birikti yazilacak seyler, guzellikler. can sikici seyleri yazmamak icin aslinda kaciverdim boyle, herseylerden hem de. ne bileyim bi delilik geldi herhalde, uzgunum ama gokyuzunun payi coook fazla bu hos olmayan seylerde. gerci gazeteler diyordu ki bugun gidecek yine burada ama olsun, iki gunde ben oyle guzel seyler depoladim ki icime en az 3 hafta daha yeter bana.

kendimize yeni bi hayal daha yazdim, cocuga ayri bana ayri. bi adim daha gittim diye, biraz daha netlestirdim diye aklimdakileri cok mutluyum cok. iste is bolumleri.

cocuk sen simdi yarim biraktigin baglamayi ogreniyorsun, ben sana siir defterini yaninda bir de turku defteri yapiyorum, misafirler gelince yemekten sonra aliveriyorsun eline kucucuk salonda kocaman sehpanin etrafinda toplaniyoruz, basliyoruz hem konusmaya hem icmeye hem soylemeye. arada sessizlik oluyor, tiklim tikis duvarlarda benim yaptigim islere, resimlere bakiyoruz, konusuyoruz onlar hakkinda, hatta ben sanat tarihi kitabimi aciyorum, gosteriyorum biseyler, koltugun yanindaki sepeti de hemen oraciga dokuyorum. onlar mutlu gidiyor, biz mutlu devam ediyoruz.

 biliyorsun blog, her zaman boyle olmuyor, bikac seferdir dusunuyorum, hep iyi seyler yaziyorum diye, yok yine yazmayacagim kotu biseyler, belki de cekiniyor insan, unutmuyor ama yazmak istemiyor. ama oluyor be blog yasaniyor, soyleniyor, olmaz mi, olmayacak mi, olacak. iyi gunde kotu gunde derken, kotu gunler sadece icinden cikilmaz dertler mi birlikte karsi koydugumuz, birbirimize karsi koydugumuz zamanlar yok mu icinde. 8 senedir birlikte ogreniyoruz, birlikte buyuyoruz, o zaman da oldu, simdi de oluyor eger unutmazsak sonunda birbirimize sarilmayi eger birakirsak karsindakinin soylediklerini anlamayi, nasil biz oluruz iyisiyle kotusuyle. biz mukemmel degiliz, super degiliz, muthis degiliz, biz cift degiliz. biz oyleyiz, boyleyiz. biziz.

bak bunu yazdim, biraz daha buyudum bile, di mi, cocuk. bunu sesli sesli soyleyen cocugu seviyorum ben.

Monday, May 3, 2010

gittim, geldim

vevey, nisan 2010, imza cocuk.

bu haftasonu ben ne yaptim biliyor musun. benim icin hazirlanmis tatil cantami almis, en sirininden teyyareye binmis, kocaman samandan sapkam, kocaman gozluklerim ve cicek desenli tul elbisemle merdivenlerden inmis ve hemen oraciktan kosa kosa denize girmis gibi, yuzmus yuzmus, guneslenmis, oylecene oturup etrafa bakmis, havayi icine cekmis gibi. sakin sakin dinlendim.

halbuki, lozan'da hava cok kotu, gokyuzu grimsi, yagmur varla yok arasi. ve ben, iki gun toplam otuz saat uyumus, iki muthis kahvalti sofrasi hazirlamis ama hic yemek yapmamis sanki dunyanin en guzelinde tatil yapmis gibi dinlendim. etamin yaptim, bes tane film izledim. ve hic disari cikmadim, hic spor yapmadim. ve ben pisman olmadim, vicdanim da sizlamadi

ve simdi de annemle konusabildigim icin mutluyum, aksama spora gidecegim icin de. isime gucume dondugum icin mutluyum demem zor belki ama enerjim var daha ne isterim.

bi de bunu pek dinleyesim var.

Wednesday, April 21, 2010

iste avrupa haritasi bunun icin gerekli, tadini cikart

durduk yere hayat yumak yumak oluverdi, durup duruyordu halbuki. bahar yapti, ben yaptim, istanbul yapti. ozledim, herseyi. di mi, di mi sorularim cogaldi.
istanbul’da olsaydik, bebek’te biraz yurur oyle eve giderdik di mi?
taksim’de bi bira icer mekan sahipleriyle tanisik olurduk di mi, yazar cizer okurduk di mi?
her girdigimiz kitapcidan yeni bi hevesle cikardik di mi, fikirlerimiz yarisirdi adeta, hep de ben kazanirdim, sen benimkinin aynisini yapiverirdin, ozenti sarkisini soylerdik gulerek di mi?
gece, evde televizyon izlerken benim canim cheetos istediginde sen kosedeki bakkala giderdin di mi?
ama o gunlerde gelecek di mi? hem de biz sansliyiz di mi? iki kere duzen kuracagiz, belki daha fazla, hic sikilmayacagiz di mi? alismayacagiz, tekduze olmayacagiz di mi?
Ama bu yazi umutlu yazi olacakti, planlarimi yazacaktim ya hani, bulmustum bu di mi’lerden sonra. Mesela mesela... 

izlenilen filmler tek tek yazilacakti, tek tek, kitaplar da oyle ve kitap okuma hizlandirilacakti hani, cunku aramizda 4000 kitap okuyanlar var. o degil de asil hep isterdim ama is guc olduktan sonra, evlendikten sonra, cocuk olduktan sonra yapamadim, zamanim olmadi demeyecektim. asil buydu bu senenin amaci, bu bahar yorgunlugundan kurtulma hevesi.
yaz kilosuyla kavusmali, sarilmali, elele verip daha guzel seyler de yapmali.
dikis makinami calisma masamin uzerine koymali, simdiye kadar topladigim malzemeleri duzenlemeli, ivir zivir seylerle dikise baslamali.
balkon temizlenmeli, biz cok zaman geciremesek de ciceklere, marullara ve domateslere firsat vermeli.
cocuga on ayak, heves olmali, fransizca ogrenmeli.
simdiye kadar okunan kitaplari, en azindan isimleri not alinmali, simdiden sonrakiler de bu arsive kisacik ozetlerle eklenmeli.
Okumali, dusunmeli, yazmali… cin gibi olmali cin…

VERA UYANDI

iskemleler ayakta uyuyor
masa da öyle
serilmiş yatıyor sırtüstü kilim
yummuş nakışlarını
ayna uyuyor
pencerelerin sımsıkı kapalı gözleri
uyuyor sarkıtmış boşluğa bacaklarını balkon
karşı damda bacalar uyuyor
kaldırımda akasyalar da öyle
bulut uyuyor
göğsünde yıldızıyla
evin içinde dışında uykuda aydınlık
uyandın gülüm
iskemleler uyandı
köşeden köşeye koşuştular
masa da öyle
doğrulup oturdu kilim
nakışları açıldı katmer katmer
ayna seher vakti gölü gibi uyandı
açtı kocaman mavi gözlerini pencereler
uyandı balkon
toparladı bacaklarını boşluktan
tüttü karşı damda bacalar
kaldırımlar akasyalar ötüştü
bulut uyandı
attı göğsündeki yıldızı odamıza
evin içinde dışında uyandı aydınlık
doldu saçlarına senin
dolandı çıplak beline ak ayaklarına senin
NHR

Ayrica surekli yeni baslangiclar yapiyorum diye de hor gormemeli kendini, yeter ki yapabilesin.

Thursday, April 1, 2010

olabilir mi

hirvatistan'da cohen konseri, bu yaz, tanimayip sevdigin bi canimu'yla...

 
design by suckmylolly.com