Showing posts with label buralar. Show all posts
Showing posts with label buralar. Show all posts

Thursday, January 10, 2013

kuruyemis

bizim buralarin favori kuruyemisi, hem de tatlisi. hurma.
oyle kavrulmus leblebi kokusu duydun, gir hemen bi paket leblebi-uzum alayim yok burada.
ya da eve gitmeden gecerken soyle ikiyuz gram karisik alayim da aksam dizi izlerken yerim de yok.
hatta canim cekti, bakkaldan bi paket cekirdek alayim da yok burada.

farkettiysen ne kadar da basit yaziyorum, cekirdek, leblebi, uzum diye, bilmiyorum ki baskasini. dunya kadar cesidi cikmis biz buraya geleli. nasil bir potansiyel olustuysa, buyuk ihtimal diziler yuzunden.

donunce ilk kultur sokumuzu marketin abur cubur reyonunda yasayabilme ihtimalimiz bence yuksek.

neyse en azindan 4-5 sene, super saglikli yasadik deriz. ne kadar islenmis urun, ne kadar abur cubur o kadar zarar di mi, benim de avuntum bu olsun.


Thursday, February 24, 2011

oda icinde bi kralice bi kral

bazen burasinin surgunden farki yok. mesela pazartesi gunu. okuldan ciktik. cocuk tutturmus eve gitmek istemiyorum diye. ihtimalleri sayiyorum, begenmesem de sayiyorum, sadece baska bi secenegimizin olmadigini gostermek icin. yemek bile yememisiz, yemek de istemiyoruz ki, secenekler pizza, cin lokantasi, makarna ve fonduyle sinirli cunku. ya da muthis paralar verip surekli bi endiseyle bekleyecegimiz yemekler siparis edecegiz ki ben coktan vazgectim bundan.

carsida tek acik olan markete dogru gittik, alisik oldugumuz seyleri yapiyor olmak adina iki paket cikolata ve kucuk bi sise viski aldik. yollarda yemegi cok severiz. ama olmadi bu sefer. o isiklar yok, o telasli kalabaligin icinde sanki bizim icin zaman durmus da disardan izliyormusuz hissi yok. sonra bi kalabalik gorduk. yas ortalamasi 60 ustu olan bi kalabalik. konser varmis. lozan oda orkestrasi. sirf onlar kapilarin acilmasini bekliyor diye bekledik bizde. cunku orasi lozan’in en kalabalik yeriydi o anda. kapilar acildi. biz de girdik, biz de bilet aldik. olabildigine bakimli yaslilar, bize biraz iyi geldi, oyaladi bizi o aksamlik o yaslilar.

bi bilseniz biz kac pazartesi yasiyoruz aslinda buralarda. onun icin ya donmek istememiz, olabildigine erken. hep iki sene diyoruz ama icin icin de biliyoruz ki post-doc’lik olmadan olmayacak. o da en az bi sene daha demek. ama yine de donecez iste.

 subat 2011, baden

Friday, January 21, 2011

buralar

iki senedir, ama bilincli ama bilincsiz, hic burada insanlar boyle yapiyor ya da otobus, alisveris, hatta apartman sistemi boyledir, soyledir diye yazmadim. bazen aklima hic gelmedi, bazen de kiyaslama yapmamak icin, aklim oralarda olmasin, buralara alismam daha kolay olsun, herseyi normal gibi goreyim diye hic sesimi cikartmadim.

bugunlerde, masallah, pek bi tempolu calisiyorum, calistikca ne kadar cok sey oldugunu gorup tutusuyorum, hani cahile hersey kolay hesabi yapiyormusum simdiye kadar megerse. boyle olunca da bi saat gecmiyor ki, iki sene kaldigini dusunmeyeyim. okulda o kadar cok tekrar edince disarda da bu psikolojideyim artik. aman oraya gitmeyi unutmayalim, aman sunu denemeden ayrilmayayim buradan falan.

dusundum de, nasil buraya alistim, herseyi kendime sanki normalmis gibi empoze ettim, ve dondugumde ayni seyi yapacaksam buralari unutma ihtimali var. o zaman buralari yavas yavastan yazayim dedim, kiyaslamak icin degil ama hatirlamak, unutmamak icin.

mesela.

marketlerdeki paketlenmis et, balik, peynir falan filanlarda iki tane tarih oluyor, biri son satis tarihi, biri de son kulanim tarihi. butun marketler 7de kapandigindan saat 6 gibi, calisanlar ellerinde %25-%50 etiketleriyle dolasmaya basliyorlar, rast gelirsen ve tabi o aksam yaparim diyorsan aliveriyorsun. hos alip yapmayip bikac gun sonra da yapinca bisey olmuyor, ben bunlari yazabiliyorsam.

dun aksam, postaneye yetisecem diye erkenden cikinca rastgeldim ben de, sanki oracikta yiyiverecekmisim aliverdim tatlilari. hadi bu kirmizili sey, bildigin milyof ustu, krema ve frambuaz ama su spagetti kivamindaki tatliya simdiye kadar pek elim gitmemisti, ama madem bi karar verdik dedim, deneyecez.

alllaaam, deli miymisim be, en guzel kestane puresiymis. e ben dadanirim buna.

icimden bi ses, artik mutfagin masa ortusunu degistirsem diyor.

Saturday, January 8, 2011

lomo et lausanne



kasim 2010, lozan

lozan'da film yaptirtmak, bi fotograf makinesi parasiymis! 43 frank. o dukkana bi daha sadece camekana dayadigim burnumun istedigini almak icin girerim.

bu arada domatesin de kilosu 4.5 frank.

Friday, December 17, 2010

peki, kullu kestane?!

montreux’deki christmas –bu ne ya, sanki turkce konusmuyor gibi oldum, iki kelime arka arkaya-
montro’deki krismis –boyle de bi garip ama daha iyi-
marketine ilk kez gittik, kocaman yapmis adamlar. dunya kadar stant var, orada hediyelikler, burada yiyecekler, bi dolu. donme dolabi bile vardi iste.

lozan belediyesini kinadik, 3-5 tanecik yer var bizim orada. baktim hem de montro nufus olarak daha azmis, ama hersey orada, jaz festivali, casino, e bi de bu.

bunlar da kullu kestaneymis, o kuplerin icinde butun kestaneler, borulara da komur ve tuz atiyorlar, ya valla benim agzima o tuz tadi gelmedi degil, kestane ve tuz, booo, pek olmadi. ama bu korku filminden cikmis olan amca icin denemeye degdi dogrusu.


montreux, aralik 2010

Sunday, December 12, 2010

bizim buralarin manzaralari

hani eger bi gun birilerine anlatmam gerekirse diye.

ozleyecem mi, ozlenmez mi.





Thursday, November 25, 2010

yilin ilk kari.

lozanda bugun.

Sunday, June 20, 2010

bunlari yazmali

 bern, paskalya 2010, cocuk

bi gunde iki zarf biri kocaman biri supruz'lu. kocaman olandan cikan dergiler evime hos geldiler, hosluklar getirdiler. o kadar konusmadan -ama icinden icinden- sonra ilk somut guzellik. buyuk mutluluk. ikinci zarf evde bekler beni. adi supruuz. ilk tahminim tutmadi, cunku almanya'dan. ikinci tahminimde o kadar eminim ki, eve gidene kadar tahminimin ayrintilarini verdim cocuga. ama o da degilmis. gercekten supruuuz. hem de tembihli! herseyin fotosunu koyuyorsun bunu koyma diye, guldum kiskis ben de :)

2010 dunya kupasi isvicre-ispanya macini, isvicre kazandi ya hani, lozan'da bi bayram havasi vardi, hatta oyle bir bayram ki ertesi gun butun migros'larda %10 indirim vardi. bu indirim coook buyuk bisey bakmayin az olduguna, ender olabilecek bi indirim, biz de dua ediyoruz dunya kupasini kazansa belki %50 indirim yaparlar diye :)

ya ya boyle gulucukler falan, pek mutlu gorunuyorum di mi, ama cuma aksami ben tatile gidecem diye tepin tepin tepinen ben degildim sanki, bes yasindaki cocuktan farksiz ziril ziril agladim, herkes tatile geliyor, ben de gidecem diye. bi sirt oksamasi, iki tatli dil ve bi hotel rezervasyonu beni sakinlestirdi de gece bire kadar olsa da butun mutfagi tika basa doldurdum.

yarin sunum var, hatta bugun okula bile gittim ama yine de evde bir bayram havasi, yok gercekten bayram havasi, tipki bayramlardaki gibi evde pogaca, kek kokulari, hicbir sey yapmadan yayilan insanlar, ya da hic akla gelinmeyecek seyler yapan insanlar. ben ise hicbir sey yapmadan yasayamayan insanlardanim, bi kere daha denedim olmuyor, ama hicbir sey yapmadan yatabiliyorum cunku nevresim desenleri hayaller kurmak icin pek musait.

ben bir hamaratim! hem de en mutlusundan, tabaklari mutfaga tasiyan cocugun yuzunu gordukce mutluluktan ucan bi hamaratim. limonata dolu -burcu'ya sevgiler :)- surahiyi elime alip tarifleri veren anneme, gozlerini kocaman acip benimle firin basinda oturan cocuga tesekkur konusmasi yapacak kadar da mesuduum :)


Sunday, April 18, 2010

hem de nasil inat etmistim

sabah ikinci el pazarina gidemedim diye dudaklarimi buktum, kitabimla yorgan altina girdim cumartesi hem de saat 2ye kadar saka maka degil. ama hakliydim, bi gece onceden soylemistim gidelim diye. birazcik iyi gelecekti bana, biseyler almak, fotograf cekmek. turlu turlu simariklikla yuzum gulduruldu, hazirlanildi ve cikildi disariya, cami kenarinda olmasa da kilisa kenarinda buluverdik sultanahmet bankimizi, yayildik oraciga, gunese dogru dogru. birkac gorkem profilinden sonra karar verildi ki havamda degilim, su lozan'i cekiverelim dedik ve iste ayni yerden bir bucuk saat icinde gecen bazi bazi insalar...

 dort bebek arabasi, bes ebeveyn, yorum sizin...

ve lozan sokaklarinda moda, bundan da anlamiyorum, yine yorum sizin...









lozan sokaklarindaki babalar, iste bunlari seviyorum!







Sunday, February 28, 2010

cuma! demeyi unutmusum

burada cok pahali bi kitapci var, fransa'da da var, fnac. oyle guzel bi yer ki, kat kat, kitaplar cdler, dvdler, dolu, iste en cok orada fransizca hala sokemedigin icin hayiflaniyorum. yine geziyoruz oyle. dusunun geldigimizden beri ilk kez, yani bu demek oluyor ki 1.5 yildir ilk kez kitap almisiz oradan, sirf o anda istedik diye. ogrencilikten kalma aliskanliklar iste. pek kitap almazdik biz, okulun kutuphanesinde saatler gecirir, babamin beni aldigi gunler butun kitap alma hakkimi kullanirdim. bundan sonra yine alir miyiz bilemedim, cunku yine pek bi tuzluya patladi bize. 68 frank yani asagi yukari 100 tl, 4 kitap icin.

neyse cocuk birisini bitirmek uzere, tek tesellim o. tabi hangileri cocugun anlamak zor olmasa gerek.

Friday, July 17, 2009

bu sicaklar var ya

onalti temmuz ogle arasi vistanin gosterdigi sicaklik 22 derece, eve gidis zamani, saat alti gibi gorunen sicaklik 32 derece.

bunu daha once de farketmistim. nasil oluyor da eve giderken daha da sicak oluyor diye. dun ise tam bi felaketti, oyle sicakti ki istanbul’u bile aratmadi. hele hele insana soylettigi seylere bakacak olursak ne dedigini bilmeme durumuna cok yaklasilmis.

benim arkadasin bugunlerde bi zenci sevgisi var, tarzlarina, hayatlarina, stillerine pek bi hayran, elbette yapacagindan degil ama kendilerine ozgu bi havalarinin olmasina, farkli olsalar da umursamamalarina hayran. ikide bi bana onlardan ogrendigi el hareketlerini yaptiriyor. o derece. dun metrodan inip eve dogru yuruyoruz, koyu tenli bi abi gorduk, beyaz atlet giymis, onun da alttan yarisini kivirmis, gobek disarda ama oyle sisko falan da degil, yarim tisort gibi yapmis iste ve de kendinden gayet emin yurumekte. hem gozunu bu abiden alamayan hem de sicagi tarif etmeye calisan benim arkadastan unutulmayacak bi deyim geliyor, 'bu sicaklar var ya, zenci cildirtan sicaklar'

 
design by suckmylolly.com