Showing posts with label biz. Show all posts
Showing posts with label biz. Show all posts

Sunday, November 18, 2012

dogum gunleri

- senin dogdugun gun kim dogmus biliyor musun.
- kim.
- nazim hikmet.
- biliyordum.
- peki, benim dogdugum gun kim dogmus.
- kim.
- sait faik. ama bi ihtimal.

Tuesday, August 21, 2012

umut

ne guzel bisey.
ne guzel bisey.
ne gerekli bisey.
aldigin nefesi parmak uclarina kadar hissettiren bisey.
hep yanimda olsa.
hep yanimizda olsa.

ne guzel olur.
ne guzel olur ya yine de birakmadan beni parmak uclarima kadar umut depolayim.

guzel olacak her sey, cok guzel olacak her sey.

inan sadece, sabir sadece.

Sunday, June 3, 2012

cocuk gitti

bambaska bi kitada simdi, benim icin ikinci gun bu, onun icin birinci gun.
ilk kez bu kadar uzun ayri kaliyoruz.
icim doldukca ustune atlayacak, minciklayacak kimse yok ki, icim doluyor ama tasamiyor.
cuma gunu kavusacaz, bambaska bi ulkede. hem de sanki baska yerlere giden benmisim gibi onun kapidan cikmasini bekleyecem.

guzel bir haftamiz olsun.


Monday, May 28, 2012

son zamanlarin populerleri

- ne bileyim ben?!
- o zaman sen de itaat et.
- bi hareket cektim arkasindan!
- hayirlisi olsun.
- kismetse...

olsa da yine yesek...

Sunday, April 15, 2012

emekci kizim

bugun ya romantigim ya arabeskim ya da bi sekilde sinir bozucuyum. bunlari yazmadan gecemeyecegim zira icim tasiyor.

aklim hep eski gunlere kayiyor. benim master yaptigim cocugun okulu bitirmeye calistigi zamanalara. lab.a simit-ayran tasidigi, cantasinda her daim gofret cikolatadan bulundurdugu gunlere.

bu gunler, bu aylar da biraz oyle gececek gibi. haftasonu demeden sefer tasimi yanima alip okula gidiyorum cunku, cocuk evde. debelenip de eve bi geliyorum mis gibi bi sofra, agzi kulaklarinda bi cocuk.

ve onun icin tek yapabildigim sey su kek, haftaici bir tane, haftasonu iki tane.

simdi ise neyi dusunuyorum biliyor musun, sadece uc saat once yaptigim kekten nasil bu kadar mutluluk, gulucuk cikiveriyor.

 ben cocugun "emekci kizim" sozuyle tav olmus olabilirim.

Sunday, March 25, 2012

bebek peynir

belli bi yasa gelince nasil insanin etrafi evlenen mutlu ciftlerden gecilmiyorsa benimki de simdi bebek bekleyenlerden gecilmiyor. haliyle, insan ister istemez dusunuyor, bugunlerde ben de pek dusunur oldum, kendi hamileligimi degil ama neler yasandigini, neler hissedildigini, ne tur duygularla insanin karsilastigini. hemen, anne olmadan anlasilmaz diye damgalanacak seyler de degil ayrica.

su kirk gun olayi var mesela, sonra ilk gunlerde deliye donen anneler, uykusuzluktan olmus bitmis aileler. bence insanin o zamanlardaki guzel dakikalarin farkina varamamasi o kadar normal ki, hatta varmasi bence bi garip. (sahsen ben o zamanki mutluluk tablolarina, oohhh ne ala butun sulaleyle bebek bakmak diye icimden geciriyorum, tabi bu benim tumuyle vesatligimdan da olabilir, cunku benim yanimda, guvenebilecegim boyle insanlar olmayacak buyuk ihtimal.) galiba kirk gune kadar anneye yuklenen sorumluluk, onu allak bullak eden sey, degisen hayatina alismak, cocuguna bakmak, onu buyutmek degil. ama ortalama uc kilo, dilinden anlamadigin bi canliyi, tamam hadi evladin deyip biraz daha duygusal olayim, yasatmak. bence, bu yasatma stresinden oturu, bu sikintilar, bu zamanlari guzelce yasayamamak. bu kirk gunden, iki aydan sonra bakiyorsun, zaten, ele avuca gelmeye basliyor, bi oh diyorsun, ondan sonra kakara kikiri, o da sansli olup da aklina mukayet olduysan.

olur da bi gun boyle seyler yasarsam az cok tahmin ediyorum, o yasatma duygusunu buyuk bir stresle yasayacam, yanimda birinin olacagi dusuk ihtimal, belki olmazsa bile daha iyi olabilir.

neyse iste, yasayip gorecez, ben de soz soyledim ya rahatlamisimdir artik.


Monday, February 27, 2012

tek guzel yani

hasta olmanin tek guzel yani, simartilmak!

Sunday, January 8, 2012

bebek mantar

supangle oldu bitti bile.

parmaklar tencereyi temizlerken,
- uzun zamandan beri boyle guzel bi seyin tenceresine dalmamistim.
- ben daldim galiba yaa.
- hangisiymis?!
- tavuk.

Sunday, November 27, 2011

cocuk

-yaa, artik ben cocuk istiyorum.
-e ben varim ya.
-iyi de, sen hic buyumuyorsun ki.

cannes, eylul 2011
fotograf cok iyi degil ama benim arkamdaki palmiyeler de var ya, koymadan edemiyorum

Wednesday, November 23, 2011

fotograf

bu fotografi cok seviyorum biliyor musun. hic degismeyen sen ve ben varim diye. seni, beni oyle iyi anlatiyor diye. senin beni kavramani ama hep baska yerlerde olan gozlerini, aklini seviyorum. benim en iyi arkadasimsin diyen omzundaki elimi, kurallari seven durusumu. sen ve ben iste boyleyiz.

onuncu yasimiz bu birlikte gecirecegimiz. 28 de sevsin bizi.

Monday, November 21, 2011

30dan once

cocuk uc gunluk 'abi'. abi oldu diye de hemencecik hastaliklarini cikartti ortaya. bas donmesinin sebebini biz buluverdik, kolestrolu var bu abicigin diye. bi on kilo fazlasiyla hem de. sebebini anlayiverince bi rahatladik ki sorma.  kollari sivadik, sadece iste artik kendi yastigini isteme yuzsuzlugunu gosteren gobekten ayrilmak zor olacak. ama olacak. otuza gelmeden ne kolestroluymus bu boyle, daha yapacak cok is var, abicik!

yirmiyedi bitiyor ya simdi, bi de hasar tespiti yapalim. sacimda tek tel beyaz gordum, o da bugun, kesiverdik hemen, goz etrafinda da benim makyajimi duzenli temizleyip temizlememle ilgili bi kirisiklik arada yokluyor, kilo olarak da fena gitmiyorum, varisler uc dort bolgede hafif mavilik seklinde mevcutlar, sanki bi tek geceleri gozume carpan sey boynumdaki derinin yumus yumus olup da arada da sarkiyormus gibi yapmasi. bunun disinda bi de su stres kontoluyle ilgili bilinclenmeye basladim ya yaslanmam ben.

grandvaux, ekim 2011

Monday, September 26, 2011

yilin sabah mahmurlari


sabah sunum panigi icinde ellerim buz kesmisken ve ben annemi arayim diye tuslari cevirirken gruptan bi kiz geliverdi, ana sayfada resmin var diye. ben de, ama ben hic iyi bisey yapmadim ki dedim.

bi bakiverdim ki, klasik sabah yuruyusumuzu yapiyormusuz. ben bunu buraya koyuvereyim de, belki ilerde iyi biseyler yapma firsatim olmaz da sabah yildizlari olarak hatirlarim bugunleri en azindan.

Thursday, September 22, 2011

icimdeki bu yangin

firinda balik. kara lahana, havuc, turp salatasi. cayi da koyayim, hazir olsun. canim istemedi. baliktan sonra ne yenir ki. cikolata? bi bak bakalim mutfaga. bulmussun tahin-pekmezi. sanki biseyler eksik gibi. baligin eti yagli degilmis, tok tok ondan galiba. ahh guzelim balik, neden boyle yagsiz kaldin sen bakayim. yanaklari guzel ama. hani. caylari kim koyacak. bu sefer sen. iceri gecelim mi. yok ikincileri de burada icelim. bana kasik getirir misin. ama iceri geceriz. tamam, oyle olsun.

caniiiim. guluuuum.

Sunday, May 8, 2011

sonunda bi hayalim daha oldu

kucucukken iste, bi iyi arkadasim oldu mu, ben isterdim herseyi onunla birlikte yapayim, birlikte hasta olup yanyana yatalim diye bile. yirmi sene sonra bu hayalim de gerceklesti. cocukla gozlerimize kadar yorgan altinda kalip kikir kikir gulustuk halimiz el verdikce.

iki gundur 3 odali eve bi odaya dusurduk, butun ihtiyac gerecleri topladik, kapiyi kapatip sobayi yaktik. cuma aksami benim kolumu kipirtacak halim yoktu, neyseki cocuk geldi de, yemek yatirma faslini o yapti. ertesi sabah ben daha iyiyim, kahvalti benden, aksam yemegi yine cocuktan. boyle paslasarak ben artik ayaga kalkabilecek kadar iyiyim, hatta ev islerini ustlenebilecek kadar. cocuk hala yataklarda hala onu terletme pesindeyiz. arada iyi olup da seni nasil da iyi ettim, bana bakasin diye pis siritislari haric cok uslu. ama yine viks kokulu evi ve yanmis nane-limon caydanligini temizlemek bana dusuyor.

bi onceki fotograf tam burasi icimmis, ama ben iyi olduguma gore artik, bu cocuga gitsin

nisan 2011, scheveningen

Sunday, April 10, 2011

son dakka enerjisi

zaman gectikce daha da iyi ogreniyoruz birlikte yasamayi, bazi zamanlar birbirimize dokunmamamiz gerektigini, rahat birakmamaiz gerektigini. herseyi o kadar icice yapiyoruz ki, iste biliyorsunuz, eskisinden daha daha dipdibeyiz. okula elele tutusup giden iki cocuk. eve gelince de ayni sey. onun icin bazen en zor gecen zamanlar haftasonlari oluyor, hele de elle tutulur bi plan yoksa. super anlasan bi cift de degiliz ki zaten, kavgamiz tartismamiz pek eksik olmaz. ama diyorum ya kendimizle gurur duymaya basliyorum artik.

7.5ta kalkan ben, saat bire kadar uyuyan cocuga dokunmuyor mesela, ogle uykusuna yatan bana cocuk dokunuyor ama nasil oluyor da bu sefer tartismasiz geciveriyor. o film izliyor, yalniz. ben kitap okuyarak uyukluyorum. sonrasi aksam yemegine lutry'e birlikte gitmek. zor oldu bunlari ogrenmek, cok zor. ama oldu sanki.

simdi cocuk, borek yapiyor, kofte gibi bu da onun isi :) ilk geldigi zaman borek hamuru yapmaya kalkisan ilk kisi o oldugu icin onun ustune kaldi. ben de listeler pesindeyim iste, guzel bi hafta olsun diye ugrasmalar.

biraz sikilassam fena olmayacak bi de, bu panik atak zamanlarinda cok bosladim, hergun spor, sabah aksam mekik, bi de cikolatayi bitirirsem bu is tamamdir bence.


bugun lozan'da.

Friday, February 11, 2011

bir sene onceydi


Thursday, February 10, 2011

kofte-hor

- cocuk, gel seninle bi rekor kiralim.
- nasil bisey.
- simdi bundan on sene, yirmi sene sonra ben diyebileyim ki simdiye kadar hic elimi kofte hamuruna sokup yogurmadim. nasil?
- ?!?!


Monday, February 7, 2011

haftanin koru

eger cocuk iki tencere yemek pisirmisse ona sadece "akilliiii, bu haftaki haklarini bitirdin, simdi karinca misali sen yersin, ben calisirim" denir. ve eger cocuk bunlari, pazar aksami yemekten sonra pisirmisse, heran sizabilirim. yalniz birakilmaya gelemem. cocugu da mutfakta yalniz biraktigima pisman binbir simariklikla da yataga yatip gozumu actigim ilk an "bugun gunlerden ne, sali mi? yok pazartesi olmadi ki, pazar mi? o gecti, yaa" diyip aci gercegi sonunda kavrayip 5.5ta kalkmak uzere sozlesirim pazartesiyle. cunku ogrenmisimdir 27 senedir, inatlasmaya gelinmeyecegini, suyuna gitmek gerektigini. 

haydi guzel seyler olsun bu hafta. haftasonunu az cok biliyorum ama haydi haftaici seni de goreyim.


bizim ev, 2011 gunlerden bir gun.

Monday, January 31, 2011

love is...

yanyana sogan dogramaktir.


Friday, January 21, 2011

aksamdan simarik

ne zamandir cheesecake yapasim var.
ama gunlerce arastirmam gerekiyor malzemeleri iyice anlayabilmek, bulabilmek icin. tiramisunun bile mascarpone'dan yapildigini labne peynirini bulamayacagima iyice inandik sonra ogrendim.

bugun de yine malzemelerle ilgili biseyleri cozebilmenin verdigi keyifle, ogle yemeginde cocuga anlatiyorum.
- ayy sana bisey diyecem, bugun ne ogrendiiim...
- ??
- kac gundur canim cheesecake istiyordu, yok, suzme yogurt, yok bilmem ne yazip duruyor malzemelerde, ben onlarin karsiliklarini bulana kadar ohoooo.
- e, alalim sana, illa yapacan mi.
- evet. neyse, bugun bi blog buldum, kadin almanya'da yasayan bi turk, tarif yaziyor sagolsun, markali yazmis, hemen girdim baktim ben de, manor'da satiliyormus hem de.
- e biz suzerdik.
- allam yarabbim, nasil suzecen bizim sulu yogurdu yaaa.
- e bizimki de suzulmus, mis gibi, hic topak yok.
- ?!?! neyse efendim, biz yapamazdik. hadi bunu buldum bi de ustune lor peynirini de buldum.
- lor peynirini bulmaya ne var, altin peyniri iste o.
- ayy ben kime ne anlatiyorum yaaaa.

 haziran, 2008
cheesecake yaninda cay ne de guzel olur diye.
bugun nerelere gittim bi bilsen.

 
design by suckmylolly.com