Showing posts with label arkadas. Show all posts
Showing posts with label arkadas. Show all posts

Tuesday, November 22, 2011

mektup

hic yuzyuze konusmadigin birinden mektup gelince sevinirsin, sanki evindeymissin gibi seninle konusunca da sevinirsin ama o mektup "kendine oralarda cok iyi bak, kalin giyin, meyve caylarini bol bol ic, vitamin almayi da unutma..." deyince aglarsin.

kar daha gelmedi buralara ama sanki disarda kar varmis da ben evimde battaniye icindeymisim gibi hissediverdim.

epfl, 2010

Monday, April 11, 2011

mutluyum, mutlusun.

spora yine yeniden dedim bugun. oraya gidene kadar en az bi saat oyalanmam kacinilmaz, yediden once dukkanlarin onunden nadiren gectigimden, gecmekle kalamiyorum, illa ki giriyorum iceri. bugunku biraz moral bozuklugu yaratti bende.
bir. bikiniler cikmis, cok guzeller var, ama param yok.
iki. iki cift ayakkabi begendim ama numarasi yok, olsa da param yok.
kucucuk bi indirim kismi vardi, oradan bi gomlek kaptim, cebimdeki bozukluklarla odeyince daha da moralim bozuldu.

spora girdim, sac tokasi unuttugumu farkettim, pirasa saclarimi, ordum olmadi, dugum attim olmadi, birlikte kostuk iste, bi de farkettim ki ipod'umu da unutmusum.

ama bunlarin hepsini soyleyebilecegim bi kiz taniyordum ben, kosarken ara ara mesaj yazdim ona, onun mesajlari gelene kadar hedefler koydum kendime, tipki sarkilar bitene koydugum gibi, kendi kendime oyunlar oynadim, biraz moralim duzeldi. bi de ogle tatilerinde yemedigim yemeklerin paralarini da biriktirince alisveris isini de hallettim ya, benden daha da mutlusu yoktu iste. bi de kosarken dua ettim, cok kolay bisey degi.

yataga ivirimi zivirimi tasirken aldigim gomlegi de sevmeye getirmistim ama yakalandim iste.


Wednesday, March 23, 2011

bonibondan yine G cikmadi yaaa

bence bu paketler gelecegi zamani biliyorlar, kesinlikle, valla da billa da.

hatta oyle ki bazilari geliyor ama elektirik kutusunda bekliyor, benim yuzum dustu mu hemen kapiya dayanip zili caliyorlar. ama bu aksamki benim gibi heyecanli kutuda bekliyormus, uzak yollardan gelmis.

bontesi paketler karistirilirken, tavsancik gonlume yerlesirken, fiyonklar kulaklarimda siritirken, cocugumun bile gonlunun yapildigi o guzelim siyah-beyaz kartpostali icimize sindirirken bitti. dedikleri kadar da varmis bu bonte, tanismasi bugune kismetmis.


simdi sira bi avuc bonibonda, yine g harfi cikmayan kapagiyla. ama olsun, benim bes sayfa, idareli okudugum bi mektubum var, icim titriyor okurken ya bi cumlenin hakkini veremezsem diye. cok heyecanliyim cok, icimde bi seyler yeseriyor mu ne belki de pembelesiyor belki de turuncu. ♥


Thursday, March 17, 2011

kalbime yagmur degdi

eylul 2010, hourtin

Monday, February 28, 2011

cocukken

sibelcim, sonunda aradigim seyi buldum ve ne guzel oldu bu diye diye sordugun soruyu cevapliyorum :)

arandim tarandim, hic gonul verdigim cizgi film bulamadim. hos annem derdi, boyle pur dikkat dinlerdin diye ama bi yandan da babam derdi hic yerinde durmazdin, gozler sasi bes bakinirdi diye. babaminki bana nedense daha mantikli geliyor, gozlerin sasi besliginden uzun sevdali bakismalarimiz hep yarim kalir cunku.

ama cizgi film bulamadiysam ne buldum peki. ta taaa... atli karinca.

iste bunu deli gibi izlerdim, babanemin o eski pusku televizyonunda bi bunu izlerdim. saati bilmezdim ama onun olacagi zamani bilirdim. o sisko kiz da nasil ben burdayim oooretmenim derdi :)



bi de bana oyle geliyor ki mart cok guzel gececek, bibet cok guzel bakmis mart'a ;)

Tuesday, February 15, 2011

bir basarisizlik oykusu

diyelim, hep birlikte diyelim, o kadar da degil gorkem diye.
bir. ince is bana gore degil.
iki. krema sikma posetlerini kullanmayi ogrenmem gerek. ne ile alistirma yapabilirim, yogurt olabilir mi.
uc. 50gram seker bile ne cok seker.
dort. 2.5 santim, isaret parmaginin birinci bogumuna denk geliyor ama her seferinde bunu olcmeye kalkarsan son 5 yeterince minciklandigi icin avuc icin kadar olabilir.
bes. bi lokmalik tatlilar bana gore degil, tabak dolusu lazim, gozum doymuyor napayim.


boynu bukukler, 
altinda 4 yaprak=8 sayfa oradan buradan cikardigim tarifler, calismistim da halbuki.


numunelikler. gercekten 4 taneydiler. 3'e bir bolustuk.

en guzel yani pinkisimle ayni enlemde, ayni boylamda olmasak da paralel zamanlarda yaptik ya, yukardakileri unuttum gitti bile, makaron bende hep bunu hatirlatacak.

devami gelecek... bien suuur :)

Thursday, January 6, 2011

son fotoymus megerse

okuldan cikiyordum, gruptaki yegane cinli'mizi gordum. hadi, tatil sonrasi sohbeti iki ciftten daha fazla yapalim diye durduk koridor basinda.


- - - - n'aptin, n'ettin.
sonra.
- sapkan cok guzelmis.
- tabi ki h&m'den.
- ben eski sandiydim.
- yok, canim bu sene aldim.
- - - - nereye gittin, n'aptin, n'ettin.
- hadi, yarin gorusuruz.
- gorusuruz, sapkan cok guzel.

okuldan ciktim spora gidiyorum, gidene kadar da iplerimi tamamlayim diye saga sola daliyorum, bi de starbucks logosunu degistiriyormus diye logolu bardak bakiniyorum. isleri halledip spor salonunun yolunu tutunca basimin usudugunu farkettim.

sapka nerde, ceplerde yok, cek kenara, cantada da yok.

e kayboldu, gitti. spordan sacim islak cikarim diye, hemen daldim yine magazaya, bi tane bere aliverdim, begendim. sporumu yaptim bi guzel, montumu, attimi taktim bi yandan da kendi kendime guzellestin diye soyleniyorum.

sapka yok!! aran taran sapka yok. oturayim aglayim dedim, bi aksamda bu kadar sapsallik yapamaz insan herhalde. yine saclarim acikta cikiyordum ki disari, oraciga dusurmusum de takiverdim kafama.

yazik oldu.

bi arkadasa, hem de dost olabilme potansiyeli olan bi arkadasa daha yazik oldu.

o kadar da sakin adimlari tek tek gecmistik. once cekingenlik, tanima, verecegi tepkileri bekleme. sonra koyver gitsin modu. en derinleri acmaca. buraya kadar cok iyiydi, cook. sakin, dingin, hissede hissede, olabildigince acik. bana gore son adim olmayacakti, o zamansizdi.

yok blogcum, ogrendim ki, benim aile dostlarindan once kendi can dostlarima ihtiyacim var. hem erkekler bizim gibi mi ki. onlarin arkadasligi bambaska, selam almaz, cevap yazmaz, duyarlilik yok. sadece zaman gecirdigin surece arkadassindir onlar icin. bizimle onlar bir mi ki. ne geregi vardi.

neyse, bi tanesine daha yazik oldu ama ogrenmek gerekmis.

 venedik, aralik 2010

Monday, December 13, 2010

sonunda hazir bu mim.

mor elma, benim yalniz gecen gecelerime cozum olur diye bu mimi gondermisti, taaa ne zaman, ama bana oyle de sip diye cevaplanir gibi bisey gelmedi, dusun tasin ancak simdiye yetisti iste.

vee...

en sevdiğiniz kelime: 
canin sagolsun. 

en sevmediğiniz kelime: 
sen bilirsin. 

ne sizi heyecanlandırır: 
hayatima yeni giren hersey. 

heyecanınızı ne söndürür: 
aklima gelen olumsuz herhangi bisey. 

en sevdiğiniz ses: 
cocugun sazi. 

en sevmediğiniz ses: 
simdilik benimki de alarm sesi. 

hangi mesleği yapmak istersiniz: 
iyiyim boyle, diger istediklerimi yaparim ne de olsa. 

hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz: 
dilhan'in dedigini biraz degistirirsem, 
10 dakikada en az 3 makale okuyabilmek.

kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz: 
g. gorkem s. k. 

nerede yaşamak isterdiniz: 
sahil kasabasinda. 

en önemli kusurunuz: 
telas, panik, kosturma 

size en fazla zevk veren kötü huyunuz: 
super bahanelerimle islerimi ertelemek.

kahramanınız kim: 
babannem 

en çok kullandığınız kötü kelime: 
baslarim onun... 
(uc nokta sansurden degil, gercek uc nokta, hani sessizlik olur ya oyle ama sozlu sessizlik bu) 

su anki ruh haliniz: 
eve gitsek... 

hayat felsefenizi hangi slogan özetler: 
bugunlerde herkese boburlene boburlene soyledigim sey. 
insanin is hayatiyla, ev hayati ayri olacak azizim, isini hobi diye yapmayacaksin, isin bitti mi sen de bitmeyeceksin, kenarda hep bi ugraslarin olacak...

mutluluk rüyanız nedir: 
uc cocuk 5 torun, 
cercevelerden yer kalmamis duvarlari olan salonda kocaman bi yemek masasi, 
ben ve cocuk elele masa altinda. 

sizce mutsuzluğun tanımı nedir: 
yalnızlık. 

nasıl ölmek isterdiniz: 
oylecene. 

öldügünüz zaman cennete giderseniz Allah'ın size ne söylemesini isterdiniz: 
afferin sana, iyi is basardin. 

ben de ayni sekilde, ilk once yass'a gonderiyorum (ayci'ye gonderecegini biliyorum, o zevki sana birakiyorum), sonra pinkisime, ve belki bu sorular ona iyi gelir diye de yildizcim'a.


Friday, December 3, 2010

en iyi japon benim!

kitaplığınızın karşısına geçin. gözlerinizi kapatın. derin bir nefes alın. elinizi kitapların üzerinde gezdirin ve birini seçin. simdi gözlerinizi açın. bir kitap seçmiş durumdasınız.

bizim kitapliktan kitap secmek cok kolay degil, bi de bu mim geldiginde ben zaten yeni kitap secmek icin onun basinda dolaip duruyordum, onun icin bunlari yapmadan kitabimi seciverdim. tahsin yucel, peygamberin son bes gunu. kalin kapakli, can yayinlari. zaten bi daha okuyasim da vardi.


o kitabı satın aldığınız, ya da hediye gelmiş de olabilir, anı hatırlamaya çalışın. ilk kez okuduğunuzda neler düşünmüştünüz, hatırlayın. simdi sayfaları şöyle hızlıca bir dolanın ki, kitabın kokusu burnunuza gelsin. evet, ne güzel bir koku bu!

bu kitabi cocuga, anilarin anisi olsun diye almistim. kutuphaneden doldurmustuk yine kucagimizi kitaplarla, okumasak da sevmek icin, koklamak icin. cocuk bunu secti, sesli sesli okumaya basladi, -kimbilir kimler okudu o kitabi- o yoruldu, ben devam ettim, ben yoruldum o devam etti. aralarda susturduk birbirimizi, konusulacaklar konusuldu. ama hep banklarda oturuyorduk, yatiyorduk, okuldaki bogaz'a karsi olan banklarda. kokusu ise mis huzur kokusu, saflik kokusu, cocuk kokusu.


55. sayfayı bulun. sayfayı tekrar okuyun. sayfadan bir paragraf seçin ve mim konusu olarak bunu blogunuza yazın.

peygamber hastanenin kapisindan girerken, fehmi gulmez iliklerine dek titredi: uzerine oyle olagadisi bir durgunluk cokmustu ki, birden patlayarak ortaligi birbirine katabilir, kendini oldurmeye bile kalkabilirdi. ama durgunlugunu hep surdurdu: Feride'nin "kurtarilamadigini" soyledikleri zaman, ilk kez isittigi bir dil konusuluyormus gibi, donuk donuk bakti yalnizca. kizinin "kurtarildigini" soyledikleri zaman da oyle. sonra, naciye teyze, fehmi gulmez'in annesi, isterse karisini gorebilecegini soyleyince, yatagin basucunda, kirli talaslarla kapli tas dosemeye diz coktu, en azindan ceyrek saat suresince, gozleri feride'nin mavisi silinmis gozlerine dikili, aglamadan, hickirmadan, nerdeyse soluk bile almadan, kucuk bir cocugu sever gibi, saclarini, yanaklarini, burnunu, dudaklarini oksadi, sonra, artik kalksa iyi olacagi soylenince, hem de iki kez ust uste, boyle bir durumda insanin usuna en son gelecek sozu soyledi: "seni yasatacagim."



zurich, kasim 2010

seviyorum bu kadini...

Görkem bak seni cok fena yaparim,
son yazini okudum. surda bir hafta yalniz kalacaksin, onda da ne kadar melankolik oldun ya! sana bu yalnizligin koymasina ne kadar izin verdin! seni yenmesin o yalnizlik, sen onu ye ve tadini cikar, faydali bir sekilde kullan.
............


zurich, kasim 2010

ve muzurluguna muzurluk katsin diye bu kadini gonderiyorum, 
bi de aksama onun icin alacagim siyah ojelerimi gonderecem ;)

Friday, November 19, 2010

irmik helvasi

bugun turk komsum, bi kutu irmik helvasi verdi, bayram diye yapivermis, ellerine saglik.
ben daha da sekerli tercih ederdim ama izmirliler boyle yapiyor herhalde diye afiyetle yiyoruz.

kutuyu bosvermek olmaz. evden gelme eriste ve ceviz koyacam icine, bi de tarifini yapistiriverecem ustune ki italyan sevgilisine bizim usul makarna nasil olurmus gostersin. yoksa ben de helva yapmasini bilirim, ben bilmezsem de cocuk bilir.

ekim 2010, gruyeres

Sunday, October 24, 2010

amaaan arkadas.

olmasin kucak dolusu senden, benden, bizden. yeteriz biz birbirimize. bazen cook guzel seyler yasariz birlikte, agiz dolusu guleriz, sonra da dalip gideriz, gidebiliriz. ama bilelim ki yanyanayiz. canin sikilirsa ara beni diyen sese, her ne kadar hemencecik yok bana bisey olmaz desen de, aklinda ya, kalbinde ya. bu kadar iste.

iste boyle. arkadasla gecen bi haftasonu. sanki tatil gibi, o uzaklardan geldi ya sanki senle birlikte geldi gibi. bi hafiflik, bi yorgunluklarin cikmasi gibi trenlerde uyumaca ama yine yapilacaklar, yapilmasi gerekenler ve gonlun titreye titreye hayal ettikleri.




arkadas.
iyi ki geldin, hos geldin. hep ol hayatimda, buralarda, baska sehirlerde. sanki lazimiz birbirimize.

cocuk.
senle benim yasanmisliklara kirk saat daha ekledik ya ne guzel oldu.

Monday, October 18, 2010

52 hafta

 biz bi ise kalkistik, hadi bakalim hayirlisi.

Tuesday, October 5, 2010

mine-semra

simdi ikisi birlikte, hem de neredeyse 2 sene olacaklar, orada olmak vardi, dinlemek vardi, bi kosu odama gidip icime dolan hevesleri sacmak vardi.

mine. hani su benim hayatimin dort ayini gecirip de hergun olanlari agzim bi dolu cocuga anlattigim ev.

hikayeler anlatmayi ogrendik, keyif insani olmanin sadece siirlerde olmadigini, calismiyorsan bile yatak odani kiralayip genclerin icine karisabilmek icin butun gun agriyan bacakla nasil yemekler pisirilip sofralar hazirlanabilecegini. gercek oldugunu gorduk.


hic bu kadar imrenmemistim ki semra'ya, orada olup sessizce dinlemeyi. napalim. ben sirami savmisim. benim simdi siram, hikaye biriktirmek, sonra da mine olmak.

Wednesday, September 1, 2010

sahisi


temmuz 2010, cenevre

Monday, August 23, 2010

bi tane kaldi

bu haftasonu da bitti, bi tane kaldi. hatta bu toplanti da bitti, bi tane kaldi. ama once cocugun sunumu, tam destek hep destek. herkes oyle kendi derdindeki, ne getirdiklerime ne de fotograflara bakabildik adam gibi.

ama cok ozlesmisiz, birakmak yok bundan sonra, kalbim dayanmiyor, gelen her mesajda gozlerimin dolmasina.

pek guzel seyler yasadim aslinda. yapilabiliyormus, ogle yemeginde nmr'a gidip ogleden sonra sirt cantasiyla ucaga gitmek. hem de hic panik olmadan, sanki suraciga gidiyormus gibi. hop diye trenler, hop diye kizlar. hep ayniymisim ben. halbuki ben farkettim, biraz degismisim, ama cok guzel olmusum.

uc gun dort sehir. gent, bruksel, brugge ve oostende. hepsi pek guzel, cok guzel.


hele de brugge'a adimi atar atmaz, ben cocukla da gelecem dedim, gitmem gerek oraya tekrar. evlerin onunde kudurmam gerek, cimlerde sere serpe yatmam, heykelleri taklit etmem gerek, gul gul olmem gerek. hele de mumkunse cantam bos gitmeliyim, alamadigim, bakamadigim oyle cok dukkan var ki. neyseki plan hazir sayilir, turkiye tatilleri sanirim senede bi sefere dusuyor, napalim canlarim.

ve kisa notlar,
hayatimda bu kadar bisikleti bi arada gormedim. duz memleket ne de olsa.
dugun hediyemi kaptim da geldim.
dantellerden bi kac tane ceyizlik.
veeeee ucakta patlayacak diye odumu patlatan en buyuk boy peynirli cheetos. tasidim onu ben, hem de cantami sikistirmaya calisanlara kizacak kadar buyuk bi sevgiyle tasidim.


daha nasil anlatayim kiiii

Saturday, August 14, 2010

korunan salep

Agustos 2010
Doha'dan Lozan'a
(kendini fuji insax mini sanan panasonic dmc-fz28)

Tuesday, August 10, 2010

surpriz misafir

sizi seviyorum cocuklar!!


Monday, July 19, 2010

hep yanimda

5 ay oldu gormedim semos'u, o kadar cok ki icimdeki ozlem, kamerali konusmadan fellik fellik kacar oldum, telefon bana hep daha yakinmis gibi gelir zaten.
iste bu kiz, ablasinin tam yaninda, gelin ayakkabisi almak icin ayaklariyla, kina kiyafeti diktirmek icin daha ince kalcalariyla, planlariyla, fikirleriyle, guzel sozleriyle. hep yanimda hep.

sabah gelen bi zarfla canumi yanimda, beni alip antalya'ya goturmesiyle beni, kucaklayip hayallerin ustune birakivermesi, kendime disardan bakip mutlu bi kiz gormem, canuminin o kizi gormesi. hep yanimda hep.

Değişik
Başka türlü bir şey benim istediğim:
Ne ağaca benzer, ne de buluta.
Burası gibi değil gideceğim memleket
Denizi ayrı deniz,
Havası ayrı hava..

Bir başka yolculuk dalından düşmek yere
Yaşadığından uzun
Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
Ağacın yüksekliğince
Dalın yüksekliğince rüzgarda ve bir yeni ömür
Vardığın çimen yeşilliğince
Nerde gördüklerim?
Nerde o beklediğim
Rengi başka
Tadı başka..
Can Yücel

sabah sabah gulduren iste o, BBH. cin cin laflar yapistirir sana, sen de ona, gulersin kis kis, hem okurken hem de yazarken. iyi gelir iste, kendine yap dermis gibi, ya da yapamadiklarini sen yapmalisin der gibi. seviyorum bunu. duymadim ki kimseden, semos'a soyleyen benden baska. o da yanimda hep, sormadan istemeden, oylecene.

bi findik kurdu yesocan, gonderdigi paket nelere nelere yol acti anlatilmaz, ancak mektupla yazilir, hem de kopyasi yapilacak kadar onemli bi mektupla. bi haftasonu gorusuruz di mi?

ve bu da size kizlar ;)

 
design by suckmylolly.com