Saturday, May 31, 2014

bugun benim gunum, yani cumartesi

cok onceden yapmak gerekti bunu, orasi kesin ama napalim, nereden baslasak kardir.

gecen cumartesiydi, birdenbire kendimi disari atisim, bilmem nedendir. cocuk, kizceyi uyuturken -cunku haftasonu onun gorevi- ben birden kitabimi, not defterimi aldigim gibi attim disari kendimi. cumartesi gunu icin neredeyse sabahin koru, ne yapacagimi bilmiyordum ve o basibos dolasmak ne de iyi gelmisiti ruhuma. butun hafta o enerjiyle yasadim. cocuk her hafta yapalim dedikce, ben, iki haftada bir bile yeter bana, dedim ama farkettim ki cumartesiyi bekliyorum icten ice. ve cuma gecesi yuregim pirpir uyudum, kalktim, disari cikmak icin gec kaldim diye soylendim kendime. nedense gecen haftaki gibi enerji gelmedi, taaa ki, buraya yazamadigim zamalarda, unutmayayim diye notlar aldigim twitter'a bakana kadar. yine cos, yine enerji!!

yazmak-okumak cok iyi geliyor lohusa ruhuna insanin. lohusalik da nedir ki aslinda bilinmez ya neyse. bendeki en buyuk sikinti yalnizlikti, somut olarak olan yalnizlik, ve bence en buyuk hatamda hem yalniz olup hem de bi seyler beklememdi, neden bekledim ki bilmem, birilerine naz yapmayi dusledim sanirim ama yoktu ki kimse, simdiki aklim olsa hamilelikte nasil hicbir isime kimseyi karistirmadigim gibi buna da karistirmazdim. okusaydim daha cok okusaydim, yalniz hissetmezdim kendimi, hele de bi de beklememis olsaydim, tadindan yenmezdi o da, hamilelik gibi.

arada geriye donuk yazarim da, bu icimdekiler cozulur, yeniler su gibi akar icimden.

son gece yuruyusunden baslayalim, o halde hatirlamaya, bu sefer sadece guzel anilari anmaya.

 bu halleri de unutmamak gerek tabi, ikinci ve hatta ucuncu de unutmamali.

Saturday, May 24, 2014

anne olunca...

alti ayi gecti, deniz kiz geleli, ben anne olali.
"anne adi" yerinde gorkem yaziyor da, ben sanki daha anne olmadim.
anne olunca anlarsin lafini, hala hic anlamadim.
oyle sacimi supurge ettim, soyle fedakarlik yaptim diyecek bi sey de yasamadim.

her sey mi guzeldi, kolaydi ki? yoooooo...

uc ay emzirecem diye debelendim durdum. 4 kere mastit oldum, bir kere hastanelik.
neredeyse hic kilo veremedim ve hep ayni kiyafetleri giydim, haftada bir gun yikanan makineden hangi gun ne giyecegim belli gibiydi.
saclarim dokuldu, bir kac defa kocam kesti.
arkadaslarimla cok az gorustum.
saldim kendimi gitti, biraktim oylece.

bunlar yine gorunurde olan seyler, yarin derinlerdekiler...

neler yasayacagini, nelerle karsilasacagini yasarak ogrenirken en yakinini kirma, taaa derinden kirilma.
iliskilerin farkli boyutlarini gorme, icini acita acita kabullenme.
farklilasma, yeni benligine alisma. degisme, o degisikligi kabullenme.
ben boyle degildim diye dertlenme.
her gece, umutla basini yastiga koyma, yapamadiklarini, yetisemediklerini gordukce kendime saygimi yitirme.

degisim zor, alismak zor, ama bi sekilde giriyor yoluna, ya da oyle sanip yine basa donuyorsun. ama olsun ilk dususten sonra yuz basamagi cikman gerekiyorsa onuncu dususte yirmisini cikman gerekiyor. boyle boyle buluyor hersey yerini, hele de yoksa enerjini evin disinda birilerine dokemiyorsa daha da zor sanki.

buna benzer seylerle gecti, alti ay.
ama simdi bitti gitti her sey iste. unuttum bile. aklimda sadece kizimin guzelligi, bizim guzelligimiz. devam eden koca bi aile olma hayali, kuculenleri ikinciye, ucuncuye saklayalim cumleleri.

alti ay boyunca hayalini kurdugum seyleri yasayamadim ama sonunda bana kalan duygu tam da hep hayalini kurdugum oldu. onceden butun kararlari iki kisi aliyorduk, simdi uc kisi olduk. kim ne isterse onu yapiyoruz, sadece kucuklerin oncelikleri var :)

 
design by suckmylolly.com