Thursday, September 26, 2013

sevilya gezisi

unutulmamasi gerekli bi hafta.

doktor izniyle gittigim ama kimsenin hamileligime laf etmedigi bi gezi. 31 haftalik gidip 32 haftalik donduk. 2 saat suren ucak yolculugunu annem 45 dakika, cocugun annesi 1 saat bildi. sevilya'ya gidip malaga'dan donduk. ispanya'da araba kiralamak fena bi sey degilmis, fransa'dan daha az stresli en azindan.

gitme sebebimiz ise cocugun konferansi ve konusma verecek olmasi, benim bi top tasiyacagimi biliyorduk ama evde yalniz kalmaktansa ne yasayacaksak birlikte yasamak daha hos gorundu gozumuze.

eve sag saglim geldikten sonra, tabi ki iyi ki gitmisim diyorum, her ne kadar sicak havadan oturu son gunlere dogru ayaklarim sismeye baslasa da kalici bir durum olmamasi da rahatlatti bizi. ha bi de donus ucaga binmeden onceki gun hissettigim ve devami gelmeyen sancilar da cok guzel bi hafta yasadik ama benden bu kadar diyen cinstendi.

gelelim diger unutulmamasi gereken konulara. cocugun calismalarini yaptigi grubun hemen hemen hepsi oradaydi, bir ben bir de hocanin esi tam tatil yapan kisilerdik, hem de butun konferanstaki en havali kadinlardik. cocugun hocasi altin madalya aldigi icin, o ve hocasi acilis konusmasinda cocugun calismalarini anlatip onu goklere cikarttigi icin, ben. ustune de ikinci tez jurisinden de is teklifi alinca bizim icin tam bir emeklerinin tadina varma haftasi oldu. tabii, birileri hala tez yazma asamasinda oldugu icin en cok keyfine varan ben oldum.

bunun yanisira, tadi damagimda kalan yemekler de yedim, iki restautant var ki, olur da bir daha yolumuz duserse mutlaka gidilecek olan yerler. contenedor ve eslava tapas. ilki ana yemek servisi olan bir resturant ama yemekler ve sunum sekli harika. digeri de tapas bar, ama oyle bilinen patates kizartmasi, kroketlerden falan olusan tapaslarin oldugu bir yer kesinlikle degil, tapas yarismasindan dereceler almis olan bir yer, fiyat olarak da sasilacak bi durum ama su sirf kizartmalardan olusan tapaslarla neredeyse ayni fiyat.

sonrasinda ise araba ile rotamiz su sekildeydi. antequera, torcal de antequera, malaga, torremolinos. elbette bir suru fotograf var ama benim bunlari degil secip buraya koymaya dosyalamaya bile halim yok.

bi kac ben olayim yeter.



Monday, September 23, 2013

33 hafta biterken

kendimi agirlasmis hissetmiyorum, ikide bir cocuga da soruyorum yavas mi yuruyorum diye, eger gonlumu yapmaya calismiyorsa hemen hemen ayni tempoda yuruyebiliyormusum, ama bir garip haller geldi, gelmedi degil.
halsizlik desem degil, yorgunluk desem degil ama bi hareketsizlik, isteksizlik var ustumde, oyle acik acik bi unutkanligim olmasa da bi bosvermislik soz konusu. yemek yapma konusunda, yemek yeme konusunda, evi toplayip duzenleme ya da kiscenin esyalarini yikama konusunda.
ne yapiyorum ki koca gun belli degil. zaman ucup gidiyor, bazen ustume varip canimi siksam da sonra onun bile sonunu getiremeden, bosveriyorum. mutfakta atom karinca oldugum zamanlar, onbin isi ayni anda dusunebildigim zamanlar geri gelirler mi acaba?


bu da sobali odalardan hallice olan, her seyin icinde oldugu calisma masali, cekyatli ve karyolali kiscenin odasi. 
bizim gibi bi ciftin, tam hayalini kurdugunu, tam bekledigi, tam istedigi.

onun adi sadece kisce


yastik olacak, kenarlari ponponlu. 
neyi varsa yigdigimiz karyolasini susleyecek.
guzel hayaller kurdursun kizima.

Tuesday, September 3, 2013

mutluluk paylastikca artar, sevgi ise cogaldikca daha da artarmis

baslarda hicbir seyin farkinda olmayan cocuk, icimden mutluluk fiskiran ben.

cok sartlamistim kendimi cook. bi oradan bi buradan dusunmustum, koylerde hamileliklerini geciren kadinlar var, deli gibi calismak zorunda kalan, icindeki degisimleri yasamasina izin verilmeyen kadinlar, ya da belki de gercekten icinde bi degisiklik yasamayan, sonradan uydurulan seylere ayak saglayamaya calisan kadinlar.

benim icin bu surec tam da hayalini kurdugum gibi, hissettigim gibi gecti, kim sorarsa sorsun, hep iyiyim, bi sikayetim yok diyecektim, oyle de oldu, bi kere bile aklimdan baska bir sey gecirmemistim zaten. issiz kalmama ragmen tezimi yazdim, biri halka acik olmak uzere iki kere tezimi savundum, sozlu sinav oldum, ama hepsi sakin, degil etrafa kendime bile stres yapmadan gecti bitti.

cocuk ise boyle olacagini bilememis, boyle guzel olacagini hic tahmin etmemis, benim boyle guzellesecegimi de kestirememis, hos ona gore hamilelik beni boyle yapti, bana gore ise okulda yasadiklarimin bitmesi, ruhumun, icimin ozgur kalmasi, tekrar kendi ic sesimi bulmam boyle yapti.

baslarda o kadar on yargili olan insan, simdi "bu hayatta yaptigimiz en guzel sey" diye dolasiyor, benim icin ise hala onun hayatima girmesine izin vermem, benim hayatimda yaptigim en guzel sey. bu kokunu ozleyecegim diyip duruyor, bilmiyorum nasil bir sey, buyuk ihtimal badem yagi ve kakao yagi karisimi bi koku, ama ona gore hamilelik kokusuymus. habire gozleri dolan bi cocuk oldu, bunun mutluluktan oldugu da o kadar belli ki bana gore de mutluluk bu iste.

ben zaten kendi kendime soz vermistim, kendi icimde yasayacam guzelliklerini, ozellikle de cocuktan bir beklentim olmayacak diye. ama yine de duymak istedigim bir tek sey vardi, benim icin her iltifata, gonul hosluguna bedel, o da 7. ayin sonunda geldi iste, daha da ne isterim ki.
"sen boyle cok guzelsin, hep hamile olsan ya, ben bakarim size"

 
design by suckmylolly.com