Monday, February 25, 2013

pasta

kesmek için illa dogum gunu kutlamak gerekmez ki.

Friday, February 15, 2013

izleyin.

Zeitgeist: Addendum.

bie izleyin, fikrin size doğru gelip gelmediği değil önemli olan. bir düşünün. sadece bir düşünün, bir de bir ayakkabı alana ikinci ayakkabı 1 lira diye almayın, sadece ucuz diye harcamayın şu paranızı, emeğinizin kıymetini bilin, bir zevkiniz bir kişiliğiniz olsun.

en iyisi mi izleyin de bi düşünün.

Wednesday, February 13, 2013

dinleyin.

genco erkal'ın sesinden nazım hikmet.
bazen öyle bir şey olur ki, öyle bir şey izlerim, dinlerim ki içim çoşar, gözlerim dolar, tek diyebildiğim şey 'ne güzel' olur.

"genco erkal'ın sesinden nazım hikmet"i de anlatamam işte, içimden geçenleri kelimelerle ifade edemem. siz en iyisi mi alın bu güzelliği. isterseniz, kitabı bir kenara koyun, ama cd'leri bütün listelerinize kaydedin ve dinleyin. yaşadığınızı hissedin. sonra paylaşın bu hissi, hediye alın, alın alabildiğiniz kadar, çevrenizdeki herkese, hep birlikte yaşadığınızı hissedin.

sadece 24 lira. ne ki. nerelere gitmiyor. 24 liraya beğendiğin bir kazağı, ayakkabıyı hemen alırsın mesela, yeterince var demeden, ya da bi kafeye gidersin aşağı yukarı bu kadar harcarsın, ya da iki dergi alırsın bu kadarsır zaten, belki de daha pahalı bir kitap. bi kere, iki kere yapma bunları, hem kendine hem sevdiklerine al. her şey çok daha güzel olacak, güven bana.


Tuesday, February 12, 2013

hiçbir şey olmak

daha ciddi bir biçimde dur demem gerek kendime.

on kilo fazlam var, ki bunu da ortalama halime gore soyluyorum yoksa hep hayalini kurdugum kilo için 12-13 diyebiliriz. buraya yazayım da belki utanırım dedim, içimde bir şeyler harekete geçer dedim. ilk önce bu gerçeği aklıma sokmam gerek, aynalara bakmayi bırakarak ya da giyebildiğim birkaç kıyafetle yetinerek, geri kalanını dolap içinde candan severek olacak birşey değil bu. bu kaçış nereye kadar. hayatımda şu sıralar kaçtığım tek şey bu kilolar değil zaten. kitap okuma, tez yazma ve diğer hayalini kurduğum bir çok şey.

dedim ya dert olan fazlalıklar, eksiklikler değil. onları yapmak için olan enerji. ama, biliyor musun, bunu yazmak bile kocaaaman bir adım. mesela ocak ayı, hele de ilk iki haftası, oraya buraya aldığım notlara boş boş bakıyordum, söylüyordum bile onları planlamış olmam rüya sanki, kendimi onları yaparken hayal edemiyorum diye. ve inan ki, şu anda bana sorsan ocak ayında ne yaptın diye, hiçbir şey hatırlamıyorum, hiçbir şey yapmışım yani, hiçbir şey. öylece oturdum, içimin aydınlanmasını, aklımın durulmasını bekledim, ne yaptığımın farkında olmadan. belki de yaptığım tek ve en güzel şey sürekli kendi kendime üstüne gitme, biraz zaman ver demek oldu.

bundan sonrası için, daha disiplinli, daha kendime dürüst, daha kendimin farkında olduğum bir hayat diliyorum. arkaya bakmak istemiyorum, yaşananlardan ders çıkartmak falan için bile, değişen şeyler sen onları isimlendirmeden değişir zaten. pişmanlıklarım, başarısızlıklarım, hayal kırıklıklarım, hiçbiri benim kişiliğimi değiştirmedi, ben yine aynı benim, hikayeler kattım hayatıma, anılar, absurd anılar, insanlar. bu kadarını bileyim, yeter.

 
design by suckmylolly.com