Monday, April 30, 2012

nisan biterken kisa kisa

- hangisinden baslasam ki.

- metroda ferdi tayfur dinleyen birine rastladim gecen hafta. ferdi tayfur'un kulaklikla dinlenebilecegine aklim zor erdi.

- aziz nesin dernegi varmis isvicre'de, gecen hafta yemegimizi yedikten sonra ogrendik, sonra hadi gidelim, yemek olmasa da biseyler iceriz diye gittik. iyi ki de gitmissiz. ne guzel bir aile tanidik. hem de ne guzel.

- bi aziz nesin kitabi daha aldik, hem de fazladan bi brosur daha, gecenlerde metroda ben aziz nesin'i okurken nereden buldun o kitabi diyen burada dogma buyume cocuga da vereyim diye.

- o guzel ailenin yasadiklari, yapmak zorunda birakildiklari secimleri, hepsi bizi aldi goturdu bi yerlere.

- ve ayni gece ben 17 yasinda oldum, yemin billa ettiler, ben de iki saat icin tamam dedim, eve gidince yine 28 olmustum ama olsun.

- cocuga samizdat'i aldim bi de, dayanamadim surprizi bozdum. sonra dayanamadim neden aldigimi da yumurtladim, haziran'a kadar delikanli'yi bitiremesin, ben onunla dalga geceyim diye.

- herkes alsin, herkes okusun diyor. soner yalcin'in ansikopedi gibi olan kitaplarina da benzemiyormus hem, gozunuz korkmasin.

- elmayi oyle ozlemisim ki cumartesi sabahi bi oturusta 3 tane birden yedim. bi de bu kosturmaca da birazcik (!) kilo mu almisim ne.

- uzun zamandir berlin kaplan'i kadar kotu bi film izlememistim, neyse ki dedemin insalari'ni izledik de biraz olsun kendimize geldik.

- bende yine bi okumaliyim, daha cok okumaliyim kipirtisi var.

floransa, nisan 2012

Sunday, April 15, 2012

emekci kizim

bugun ya romantigim ya arabeskim ya da bi sekilde sinir bozucuyum. bunlari yazmadan gecemeyecegim zira icim tasiyor.

aklim hep eski gunlere kayiyor. benim master yaptigim cocugun okulu bitirmeye calistigi zamanalara. lab.a simit-ayran tasidigi, cantasinda her daim gofret cikolatadan bulundurdugu gunlere.

bu gunler, bu aylar da biraz oyle gececek gibi. haftasonu demeden sefer tasimi yanima alip okula gidiyorum cunku, cocuk evde. debelenip de eve bi geliyorum mis gibi bi sofra, agzi kulaklarinda bi cocuk.

ve onun icin tek yapabildigim sey su kek, haftaici bir tane, haftasonu iki tane.

simdi ise neyi dusunuyorum biliyor musun, sadece uc saat once yaptigim kekten nasil bu kadar mutluluk, gulucuk cikiveriyor.

 ben cocugun "emekci kizim" sozuyle tav olmus olabilirim.

bi dahaki tatil pekala uc kisilik olabilir

hayatimdaki en guzel tatildi. bu ne gorduklerimden ne de yediklerimden oturu. buyumusuz, ogrenmisiz. yoluna girmis hersey. fiziksel olarak belki de en yorucu tatildi. aktarmalara yetismek icin kosturmalar, ucuz biletler ugrana ayakta yapilan yolculuklar. hergun en gec 8de kalkip saatlerce yurumek. ama nasil iyi geldi.

simdi okuldayim ben, tek basima. calismam gerek, icim pirpir, telasli. sebep, bunlar degil ama sehir sehir ne gordum, ne yedim ne ictim yazamayacam, bu icimden gelmiyor. aslinda buraya yazmak icimden gelmiyor. daha once de denemistim ama yapamamistim, gunlugune kimse yazmaz ki onlari. belki seneye yeni bloga sadece gezdiklerimi yazarim, bakalim. projeler yarisiyor zaten.


mesela, hatirlanacak en guzel seylerden biri bu yagmurluklar. ben turuncu, cocuk yesil kaplumbaga, gezdik floransa'da ogleye kadar. hotele girene kadar kocaman sirt cantalarimiz kabugumuzdu. siganacak ne bir muze ne de bir kilise bulamadik paskalya yuzunden. ama ara sokaklar bizimdi iste.

Wednesday, April 11, 2012

turladik

manarola, nisan 2012
yine italya'yi bi turladik geldik. 17 saati trenlerde gecen 5 gun.

milan-genova-cinque terre-pisa-floransa-bologna-milan

Monday, April 2, 2012

gecmis-gelecek

haftasonu sanki icime bosluk girdi, kocaman bir bosluk. zorda kalmadigim surece yerimden hic kalkmadim zaten, evin yemekleri bu haftasonu benden soruluyor diye bikac kere mutfaga girdim, o kadar.

aklim ya gecmiste ya gelecekte dolasti durdu.

evin genc kiziyken yaptigim iki yumurtali kekimi, kimbilir hangi firinin tepsisi olan, ama benim olan, kek kalibimi hatirladim. ne de cok sevilirdi evde. hemen biterdi, onun icin de cesit cesit yapma imkanim olurdu. onu deniyiverdim, iki yumurtayla, cay bardaklariyla sekerler sutler, yarim paket kabartma tozlari. icim acilir gibi oldu biraz.

hizimi alamadim sonra, peynirli pogaca ozlemi sardi bu seferde, pazar kahvaltisina da yetistirdim onlari. ne cok ozlemisim ne cok.

sonra bi de annemin uzumlu kurabiyesi var, bi de uzeri sekerli kurabiye. ne cok severdim onlari da, hep dusundum durdum.

pazar aksami yuruyusten sonraki manzara ise kizilcik suyuyla 'kisirimiz da olaydi, gun yapardik' manazarasi

ikinciye ayni olculerle bir kek daha yapinca iyice icim acildi iste. ondan sonra da gelecekle ilgili planlara gectim iste.


kollar-bacaklar

gecen hafta nasil bir stres yapmissam kendime, butun haftasonu bacaklarim agridan koptu sanki.  ayaklarima yapilan masajlarda kar etmedi, yuruyusler de yapildi ama iyi geliyormus gibi olup daha da feci agri yapti.

bu aksam eve gitmeden onceki en onemli gorev, soyle guzel, rahatlatici, sakinlestirici caylardan almak. bi umut iste.

tabi bu haftasonu ben asagiki koltukta done done yatarken hic farkinda degildim, bi ayin daha bittigini ve 6 ay kaldigini. panik yok. devam.

bu cumadan baslayarak sirt cantalari ve tren biletleriyle bes gun yollardayiz. belki biraz yurumek, insanlarin arasina karismak, oyle akip gitmek iyi gelir, hava da ne guzel gec karariyor, tek dert havanin sicak olmasi ama o, o kadar da dert degil, aralik'ta venedik gezdik ne de olsa, floransa ne kadar soguk olabilir ki.


 
design by suckmylolly.com