Tuesday, August 30, 2011

avrupa lomosu




Monday, August 29, 2011

neselenen gunler, gulen yuzler


Noah And The Whale - 5 Years Time 

Oh well in five years time we could be walking round a zoo
With the sun shining down over me and you
And there’ll be love in the bodies of the elephants too
And I’ll put my hands over your eyes, but you’ll peep through

And there’ll be sun sun sun
All over our bodies
And sun sun sun
All down our necks
And sun sun sun
All over our faces
And sun sun sun

So what the heck

Cos I’ll be laughing at all your silly little jokes
And we’ll be laughing about how we used to smoke
All those stupid little cigarettes
And drink stupid wine
Cos it’s what we needed to have a good time

And it was fun fun fun
When we were drinking
It was fun fun fun
When we were drunk
And it was fun fun fun
When we were laughing
It was fun fun fun
Oh it was fun

Oh well I look at you and say
It’s the happiest that I’ve ever been
And I’ll say I no longer feel I have to be James Dean
And she’ll say
Yah well I feel all pretty happy too
And I’m always pretty happy when I’m just kicking back with you

And it’ll be
Love love love
All through our bodies
And love love love
All through our minds
And it be Love love love
All over her face
And Love love love
All over mine

Although maybe all these moments are just in my head
I’ll be thinking ‘bout them as I’m lying in bed
And all that I believe might never really come true
But in my mind I’m havin’ a pretty good time with you

Five years time
I might not know you
Five years time
We might not speak
Oh
In five years time
We might not get along
In five years time
You might just prove me wrong

Oh there’ll be love love love
Wherever you go

Sunday, August 28, 2011

agustos

hepsinden farkli bi ay, tamam, isteyince hepsi icin bulursun biseyler ama bu daha baska.

hicbisey yapmama ayi gibi, hadi gecsin de baslarim gibi bisey.

aslinda gunlerden pazar gibi bi ay iste. canin bisey yapmak istemez, yaz havasi vardir, zaten aylardan da yazdir, ama bi adim sonrasini da bilirsin, sonbahardir, calisma ayidir, trafigin, televizyonlarin, tiyatrolarin degisecegi bi aydir. pazar gunu gibi beklersin gecsin diye. gecince ne yapacagini bilirsin ama o buralarda dolasirken yapamamazsin iste. tezat gelir gozune yaptiklarin ve agustos, yaptiklarin ve aylardan yaz.

iste boyle, uc gun kaldi, hatta tatille beraber bi hafta de, iste pazar gununden geriye bes saat kalmasi gibi bisey.


lille, nisan 2011

Friday, August 26, 2011

ne oldu peki

hic fotograf cekmedim aslinda, kitap da cok okuyamadim ki, bi yere de gitmedim gezmeye. cok da degismedim sanki.

gecen senelere nazaran biraz daha doydum ama golde yuzmeye. golde yuzmek pis bisey ama, kabullenmek lazim.

bi ara ouchy'e dadandik, marketten peynir-ekmek alip bizim kayaya cikmaya. simdilerde de balkona. evin icini gormesinler diye fellik fellik kapattigimiz panjurlari indirmez, o iki kanatli yerden tavana kadar olan kapilari acar olduk. hatta, balkon bize gecenin bi yarisi tepsilerle yikanmis sebze ve bicaklar bile tasitir oldu. buna canim ailem de yardim ediyor olabilir pekala.

ama yine de gecsin su sicaklar, istemiyorum valla, ben etek, elbise, sort giyemeyeceksem ne yapayim boyle sicagi.

bi de dun turk markete gittik, aslinda ben gitmeyecektim ama turk ozlemim depresince, biraz orada dolanmak iyi geliyor bana. oruc tutmuyorum diye, sakacik (!) laf etti bana amca, hos kendi de tutmuyor ya neyse, sakasinin agir oldugunu anlayinca elime efsane sisede uludag portakal verdi, eh hani gonlumu almadi da degil.

bu aralar frank alip basini gitti ya, ilk geldigim gunleri yasar oldum ben de. elim biseye gittiginde hemen bi turk parasi hesabi ve amaan buna bu para verilmez bakisi. yine dolabi bosaltana kadar bisey almaya gonlum elvermeyecek herhalde. benim dolap da soyle bosaliyor, her gune bi asit, bi kimyasal, damlaya damlaya buyuk ihtimal getirdigim miktar kadar geri goturebilecem.

bi de sanki yollari ozlemeye basladim artik.


fransa yollar, mayis 2011

bi rahatladiydim, yazmadim buraya diye.

arada arada bu sayfayi acmak neden bilemedim aslinda, istiyor muyum istemiyor muyum emin degilim, ya da ne ki bu kalbimin carpintisi, neden korkuyorum, cekiniyorum.

neden gittiydim, bi toparlayivereyim hayatimi dedim, belki gelirim dedim, gelme istegi olduguna gore toparlama ihtimali de var ama iste bu kalp carpintisi, yazdigini begenmeme hissi.

vardir bilimde bunun adi ama ben okudugu kitabin karakterine burunen biriyim iste. aylak adamim bugunlerde, onun gibi konusuyorum, onun gibi yasiyorum. biliyorum o onlari yasarken o degil baskasi yazdi yaptiklarini ama ben hem yasamayi hem de yazmayi goze aliyorum hem de.

simdi de sira kuyucakli yusuf'da...

bi de kayboluyorum yine, "25 aralik 2002, seneye 10 yil oluyor", "uc yildir buradayiz", "sanirim, senede bi paket sehriye bitiriyoruz" sayilarinin, tahminlerinin icinde. yasimla derdim yok aslinda, ama bu yasanmisliklar, yasanacaklar.

neyse bakalim, baslayalim bi.


 
design by suckmylolly.com