Friday, March 27, 2009

pazara gideliiim....

buyuk bi bosluktayim. cuma gunu ogleden sonra. butun haftayi bir rapor yazmaya calisirak, yazarak, yazamayarak, uykusuz kalarak, bagirarak, kalp kirarak, yemek yaparak, gazetelere bakarak gecirdim... Raporu verdim, boyleee oturuyorum simdi. buraya adam gibi bi yazimayacak kadar beynim calismiyor. halbuki yapacak bi suru is var ama ben gene de oturuyorum, bosluktayim, uykum var, enerjim bitiyor... Yok yok birakmamak, dusmemek, durmamak gerek...

Friday, March 20, 2009

Ben...

- biradan sonra tatli yemege bayiliyorum, Taksimdeysem profiterol, eger evdeysem muz ve nutella. Dondurma da guzel bi secenek.

- herseyim planli olsun derim, ogle yemegini bile icerde mi disarda mi yenilecegini, evden mi yemekhaneden mi alinacagina, ne kadar dakikada yenecegine karar veririm.

- sanki mukemmelliyetciyim. 3 sene bana yetmedi, herseyin istedigi gibi olmadigini gormeye ve kansere mi care buluyorsun be kardesim diyebilmeye.

- erik sevmem. Tuz ve erigin birlesiminden zevk alanlara sasar bakarim.

- bisiklet istiyorum, sismanlamak ve varislenmek istemiyorum.

- biseye takinca takarim, bunu ben de biliyorum ama durduramiyorum kendimi, size soyluyorum, sikayet edenler, ben boyleken kulaklarinizi tikayin lutfen, kavga yoluna gitmeyelim.

- eger marketten bisey unutmussam, rahat duramiyorum, onun eksikligini hissettirecek seyler yapmaya niyetleniyorum. Acaba bunun da mukemmelliyetcilikle ilgisi olabilir mi?

- takintiliyim desem daha iyi olacak sanirim.

- cocugum, iki lafin arasinda benden bahsedilsin diye beklerim, sevinirim, cosarim, herseye o-luuur! derim.

- hemen cocugum olsun derim ama hemen nobel alayim da derim. Tutarsiz da olabilirim.

- sirtimin oksanmasini oyle severim ki...

- nazara inanirim, butun nazarlari kendi kendime yaptigima da inanirim.

- bugun dilegimin olmadigini dusunuyordum ama buldum varmis, mucize olsun ve ispanyolca konusabileyim hem de ayni bugun dersteki kizin ahengiyle.

- artik 6da kalkiyorum, 10da yatiyorum ama kendime ogleden sonra 20 dakika kestirebilecegim bi yer ariyorum cunku biliyorum ki bana 1 saat kazandiracak.

- sadece ogrenci olmak istiyorum, ara tatillerim, yaz tatillerim olsun istiyorum. Yatagin altinda fenerle odev yapmak istiyorum, aksam yemeklerinde en son kalkmak, yemedigimiz salatalarla savas yapmak istiyorum, umursamaz olmak istiyorum, ama biliyorum ki bunun icin illa ki benden daha cok umursayan birinin olmasi gerekiyor, peki nerede ?

- iyi ki kizamik olmusum yoksa asi olmam gerekiyordu -uzun hikaye ama kizamik vakalari varmis okulda falan filan- Nasil da okuldan eve hastalik tasidigimi ve Semos'la birlikte hasta oldugumuzu derin derin nefes alarak hatirladim. Ozledim. Benim de cocugum olsun 3 tane 5 tane...

- saka yaptim.

- bugun papatyalar gordum, Cimen'i hatirladim.

- 30 yasinda olmak istemiyorum, kilom icin ben buyum demek istemiyorum, goz makyajini temizlerken kirisik gormek hele hele stresten cikan pink rose'lar gormek istemiyorum.

- kurutma makinesini cok seviyorum, camasirlari hem sicacik yapiyor hem mis gibi kokutuyor hem de sadece ama sadece katlayip yerine koymam yeterli oluyor, her ne kadar bazen 1 hafta surse de.

- bi de salata cok guzel yaparim, bi de pilav.

- mutluyum, sansliyim, tesekkur ederim, etmesini de cok severim, simsiki kucaklarim seni, icim cossun, cossun, tassin.

Monday, March 16, 2009

Nature'dayiz !!!

Sanirim benim cevremdeki herkes gibi ben de yurtdisina gelirken nasil nasil da umutlarim vardi, oncellikle hani bu umutlar pembe olanlardan degil, hani koyden sehre giden kizlarin hayalleri degil. Cok azimliydim, cevremdekilerin dusuncelerini degistirecem diye, hele de bizim grupta sadece Turk ben olunca, daha bi sevklenmistim. Pes etme sinirina geliyorum galiba, pes etme derken de azim yok oluyor.

Herkes konunun ne oldugunu az cok biliyordur eminim, yurtdisindaki basinda da bunun konusuldugunu da biliyoruz ama Nature'da da variz... Turkish scientists claim Darwin censorship Orada da, bi gun makalemi gormeyi hayal ettigim yerde. Umarim kimse okumamis demek geciyor icimden. Ve de dusunuyorum ki okumadilar diye, yoksa soylemeden duramayacaklarini da biliyorum, oyleler. Hele de yorum bolumunu gordukce daha da bi icim daraliyor, derin derin nefes almam gerekiyor.

Bir de bu ilk degilmiiiisss.... Esas buna soyleyecek hic bi soz yok, lutfen okuyun. Ben diger gazeteleri de arastirdim, mahkemeleri surmesine ragmen sadece bir ya da iki kere haber yapilmis.

Eger goremiyorsaniz, (herkese acik olup olmadigindan emin degilim), ben gonderebilirim.

Sunday, March 15, 2009

antika misin...

Benim artik bi antikaci dukkanim var, cook mutluyum... Zamaninda kimbilir vitrinlerini suslemis kristal bardaklar, ince ince islenmis tabaklar, gumus tepsiler, bunu nasil kullanirim dedigin caydanliklar... Yasli akrabalara ziyarete gittigimizde de artik sikilmamamin nedeni de bu mesela. Gozum hep onlarda ve aklim ise karsimdaki yaslilarin gencliklerini hayal etme oyununda. Onlardan ayrilirken bi mucize olsa ve su tepsiyi bana verse ya da su tabagi. Simdi bunlari evimde dusunme firsatim var ve coook mutluyum. Dukkan tabi ki kucuk, karmasikti ama oyle oyle guzellerdi ki, beni oradan cekmek icin sadece artik nakit paramiz kalmadi denmesi tek cozumdu. Ben de alabildigim en guzel seyi alip digerlerine yine gelecegim, hicbiriniz gitmesin ama cogalabilirsiniz deyip cikabildim..



Ve iste likor kadehleriiimmmm....


Bi de fransizca konusmaya cat pat alisiyorum ama bi de su cumlenin sonuna 'lutfen' eklemeyi unutmasam...

Nyon

Cumartesileri alisveris yapmak zorunda olmak istemiyoruuuum, acliktan olsem bileeee.....

Bu slogandan yola cikarak dun her ne kadar Nancy'e gitmege calissak da Nyon'da buluverdik kendimizi, benim ilk kez calisan yer ve yon bulma duygumla ilk once H&M'i buldum, ardindan da satoyu sonra da mis gibi deniz kenarini-gol kenari demeye dilim varmiyor.



Ilk duragimizda da Semosun yillarca uygulamadigi icin acisini cektigi 'begendiysen hemen al' felsefesiyle belki 3 ay daha giyemeyecegim babetlerimi aldim...

Ve satooo... Keske daha erken ciksaymisiz, tahmin ettik aslinda ama muzesine giremesek de manzarasi bize yetti diyebilirim. Zaten sehir olarak da oyle huzurlu bi yer ki, yasanilasi bi yer, keyif catilasi... Daha onceki kasabalardan farkli olma nedeni buyuk ihtimal sahilinin olmasi, Ege kasabalari gibi, sahilden bir yol gecer, hemen ardindan da kucuk ama pahalica olan restaurantlar ve baliklarini yersin konusa konusa sonra bi durgunluk olur, tatli bi sessizlik ickini icersin sadece bakarak gormeden, dusunmeden, dinlemeden...

Saturday, March 14, 2009

k.k.y. - 2

Benim bi arkadasim var. Belki 15 senedir gormedim, olabilir mi?? hadi cok attim galiba, 13 diyelim... Ilkokula yeni basladigimizda babalarimizin yaninda saskin saskin bakinirken, tanistirdilar bizi. Sanirim hic sira arkadasi olmadik. Onunla olan arkadasligim bana muthis bi guven duygusu verirdi. Cunku hatirladigim seyler; kimseyi kimseye ezdirmezdi, dogumgunlerime kimse gelmese bile o gelirdi. Utangac bi cocuk olmama ragmen onun yaninda kendimi hep degerli, iyi hissederdim, hatta en net hatirladigim sey ise onun dogumgunleri kalabalik olurdu ben kenarda kalirdim ama hep beni cekelerdi yanina dogru. Ona bunlardan hic bahsetmedim, firsatimiz olmadi ama sanirim en kisa zamanda olacak. Cunku yine evden uzakta tanimadigim yerlerde beni bi o cekeliyor, tesekkur ederim Handecim.

kisacik kisacik yazilar -1

Evet, bi cumartesi gununun sabahinin korunde yine yalniziz yine hava guzel yine gurultu yapmak istemeden kendime isler ariyordum ki tabi ki yazilar dediiim. Ama abur cubur yememege dikkat ediyorum artik, yemiyecem de... Baharin daha kisa surede gelmesi, kiyafetleri daha kisa surede degistirebilmek icin psikolojinin de iyi olmasi gerekiyor ne de olsa....

Dun Bern'e gittim. Demis miydim keyfim yok diye, keyfim yoktu carsambadan beri. Lozan'a bi saat uzaklikta, okul cikisi gidebildigim icin cogu yer kapaliydi, gezemedim, goremedim. Bi yer buldum ve hemen kendime pembis bi Kellogg's kasesi aldim. Bi kafeye girdim, kahvemi bitirene kadar yola bakan camin onunde oturdum, bazen yansimama baktim bazen yoldan gecen metrolara ve otobuslere. Lozan'dan farkli burasi, ilk sok oldugum sey ise heryerde Almanca gormus olmam oldu. Almanca kesimin bana bu kadar yakin oldugunu hic dusunmemisim, ama zaten Isvicre ne kadarcik bi yer di mi. Gidis-donus bileti aldigim icin afferin dedim kendime. Tren garina geri dondugumde ise Cenevre Havaalanindan daha cok magaza gorunce dayanamadim, daldim iclerine. Bi kitapciya da girdim hemen ve Paulo Coelho'nun Eleven Minutes kitabini aldim. Cimen okumus muydu diye dusundum ama hatirlayamadim. Eve donerkenki manzara gelis yolundaki gibi guzel degildi, kapkaranlikti heryer, canim sikildi, eve donecegim icin mutlu bile olmaya basladim. Eve geldim, mutluluk bu sefer beklemiyormus beni.

Monday, March 9, 2009

sekerpareye kustum

Misafirlerim geldi, gitti, nedense anlatacak bisey bulamadim, cunku yok, cunku anlatilacak bisey olmadi. Pek bi yorgundum, onlar gelene kadar ben butun enerjimi bitirmisim coktan, bi de biseyler de yemistim gelmeden, mantik; ayik olmak, enerjik olmak, eksik olan biseyleri hemen gorebilmek, komik bi mantikmis, gulmeyin ben de sonrasinda anladim...

Yemekler mi, onlar fena degildi, onlar cok sevdiler, ozellikle de pilavimi, bol sehriyeli pilavimi, evim olana kadar en cok ozledigim pilavdi, ilk yaptigim sey de o oldu...

Ama halilarin kirlenmiyecegine inansam daha cok kisi cagiracam, gelirken hepsi cok guzel sarap getirdi, en guzel kismi herkes gittikten sonra onlarin getirdigi sarabi yudumlayip dedikodularini yapmakti...


Bu arada alisveris listesi yapmaktan ve carsamba aksamlarindan nefret ediyorum...

Sunday, March 1, 2009

Oscar demisken

Hotelde kalirken en sevdigim sey, en rahatsiz eden sandalyeme oturup masada film izlemekti (!) bazen de kollarimi hissetmemek icin daha daha rahatsiz olan yatakta yuzukoyun uzanarak izlerdim... Neyse, simdi ben bi liste yaptim, hani insan bazen unutur bazen karistirir ya, ben de burada boyle sirin mi sirin bi sayfam varken yazivereyim dedim. Hepsini odunc aldim, hic bi korsanlik yok valla. Bi de sunu soylemek istiyorum ki anlasilan o ki bunlar bana az gelmis ki bazilarini 2 kere izlemisim.

Ohhh... Sanirim gunumuzu yasamaya ve yazmaya baslayabilecegim...

  • Conversations with Other Women
  • Beetle Juice x 2
  • Forgetting Sarah Marshall
  • Juno x 2
  • Copying Beethoven
  • Cinderella Man
  • Coffee and Cigarettes
  • Eternal Sunshine of Spotless Mind x 2
  • Kung Fu Panda
  • Sweeney Todd- The Demon Barber of the Fleet Street
  • Kadin Kokusu
  • Duvara Karsi
  • Mamma Mia
  • Burn After Reading
  • Vicky Christina Barcelona x 2
  • Surf's Up
  • Igor
  • Farinelli
  • A Lot Like Love
  • Avatar - 3 seasons
  • Desperate Housewives 3rd and 5th seasons

mutfaga girmeyi bilmeyenlerin mutfagi

Bazilarinin bildigi gibi burada yemek konusunda baya bi sikinti cekmistim, ama ilginctir ki bu genelde kendi yaptigim yemeklerden kaynaklanmisti, mesela. Guven cok iddali geldi buraya yemek konusunda ama 5 gun boyunca ayni yemegi yapinca, tek basina asciligini burada noktaladik. Iyi isler basardigimiz gibi tahmin etmedigimiz tatlari yakaladigimizda oluyor tabi :) Soyle bi dusununce, mercimek koftesi yerine bulgur koftesi yedik baya bi sure, sekerpare yerine de topkek buyuklugunde kurabiyeler, kozlenmis karniyarik, ekmek kalinligindaki krepler... Sanirim boyle bi kac tane daha var, ama simdilik skor berabere.

Haftaya da ilk yabanci misafirlerimiz gelecek, biraz heyecanliyim, deli gibi tarifler arayip duruyorum. Bir de farkettim ki o kadar cok yemek sitesi varmis ki sasirdim kaldim, acaba bizden coklar mi diye dusunuyorum. Gerci nedense kokteyllerle ilgili dogru durust bi site bulamadim bunu da Cimen'den bekliyorum.

En kisa zamanda ben de Canon bilmem ne alip haftaya duzenledigim masanin "sak sak" fotograflarini cekip koyacagim.

sabahin koru

Bicir bicir oldugum cocukluk donemlerinde evle ilgili hatirladigim en guclu duygu, haftasonu sabahlari erkenden kalkip mutfaktan abur cubur yiyip cizgi filmleri seyretmekti, hem de televizyona en yakin koltukta oturma ozgurlugum de olurdu, bunu oyle cok severdim ki eger bi ayak sesi duyarsam sanki birden beni dunyamdan ayiriyorlarmis gibi gelirdi. Simdiki evimde de oyle, Guvencim, erken kalkmayi beceremedigi icin yine ev benim, yine abur cuburumu yedim, biraz gazetelerde oyalandim ve simdi de daglara bakarak isinma yazisi yaziyorum...

Bu arada Mart gelmis bile... Buraya geldim geleli en hizli ay Subat oldu benim icin, tabi ki 28 gun olmasi ve Guven'in burada olmasi ve benim artik proje ile ilgili tutusmalarim basladigi icin zaman yine gun olarak degil de hafta olarak akmaya basladi, ajandalar doldu, o kadar yorulur oldum ki eger bos zamanim varsa internette zaman gecirmek yerine 10da yatar oldum. Ama seviyorum bu duyguyu, 3 ay boyunca sirf bunun icin aglayip sizladim, neden boyle bosum diye, masteri bitirdikten sonra herkesin yasadigi o bosluk duygusundan sonra ne de cok istemistim yine bi isim olsun diye. Sahi master demisken, ikinci makalem de matbaada sirasini bekliyor, internetten gorulebiliyor elbette ki ama ele almak bambaska biseeeey.

Mart ayi coook guzel olsun, hava biraz daha guzel olsun, babet giyebilelim, yun atkilardan kurtulalim, gezelim tozalim, mutlu olalim, bu kadar...

 
design by suckmylolly.com