Tuesday, July 29, 2008

Arap Kizi

Yagmur yagiyooor
Seller akiyooor
Arap kizi camdan bakiyooor

Belki hatirlarsiniz yagmur yaginca boyle bunu soylerdik, ben ozellikle bunu cok severdim, Arap kizi olarak kendimi gorur, oyle hosuma giderdi bu sarkiyi soylemek. Saclarimi soyle arkaya atarak bir hava ile Arap kizi ben'im derdim arkadaslarima. Sonra cingeneleri de cok severdim, onlardan biri olmak isterdim, cingene olmak demek sanki hep gobek atacakmisim, hep gulecekmisim, hep disarlarda dolasacakmisim gibi dusunurdum. Hala da arap kizini ve cingeneleri pek severim.

Sunday, July 27, 2008

rengarenk...

Iste benim emekli olduktan sonra zamanimi gecirmek istedigim nesneler; ilk uclu olarak igne, iplikler ve etamin kumasi, ikinci uclu olarak ise kucuk bir dikis makinasi, eski kumaslar ve karton kaliplar.
Cogu insan benim kanavice sevgime sasiriyormus -annemin sozu bu- bunca isin gucun arasinda diye, ama insan bunlarla ugrasirken oyle mutlu oluyor ki. Cunku hesapladigimizda 25 senelik hayatimda 19 senesi okulda gecti ve hangi ogrendigim seyi somut bir neseneye dondurebildim, neyi yarattim, neyi gelistirdim. Sunu da araya sikistirmak isterim ki okul oncesindeki yaraticiliklarim kanaviceden bile muthis dusuncelerdi. Neyse, kendi adima konusmam gerekirse okulda ogrendiklerim uygulamaya konulur seyler degil, master bitirdim, tezi yazdim ama simdilik kimseye faydasi yok, ustelik hayattaki amacim bu, ufacikta olsa yararim olsun dunyanin diger ucuna bile. Onun icindir ki ben de simdilik kanavice yapiyorum, en azindan cocuklarima belki onlarin cocuklarina kalir, mutlu olurlar diye. Hem renkli mi renkli hem de yaptikca bakasin geliyor, baktikca yapasin geliyor, elinde senin olurstudugun rengarenk bir sey var. Mesela resimde gordugunuzu havlu icin yapiyorum, cok kiymetli ve ben onunla elimi yuzumu silerken neler dusunecegimi, neleri hayal edecegimi az cok tahmin ediyorum.


Emeklilik deyince aklima geldi, Mine der ki, insan isini de hobi olarak gormeli, bana hakli gibi geliyor ama bunu yapabilecegim konusunda emin degilim.

(eski kumaslarla ise ne yaptigimi daha sonra yine resimlerle anlatirim)

...bazen...

dusunuyorum da acaba hayati arabesk yasadigimiz zamanlar ne kadar siklikta... sanki bu aralar kendi cevabimdan hic hosnut degilim, siz de bi dusunun bakalim...

Zaman

Hic basiniza geldi mi bilmiyorum, hani bazi zamanlar vardir bir seyi cok istersiniz, cok beklersiniz hatta tek sorun o'dur hayatinizda -ya da siz oyle gorursunuz- sonra o oluverir, pat diye, bu kadar kisa surede olunca sasar kalirsiniz, sevinmek, mutlu olmak istersiniz ama olmaz cunku sirasini bekleyen baska birsey patlak verir, bir bakarsiniz bu daha buyuk bir sorun, uzuntunun, acinin artik gogus kafesinizde somut olarak hissedildigi bir sorun, hicbir sey kalmaz geriye, ne sizi mutlu etmesini beklediginiz seyin kiymeti ne de yeni sorunun nasil cozulecegine dair umut. Hatta umut var mi ki diye dusunur olursunuz, umut da yoktur. Sadece zaman vardir, unutmak icin, acinin hafiflemesi icin. Yeni gorulen, farkedilen seyler bu kadar aci verir insana, kabul edilirse varliklari, inat edilmezse eger kendini kandirmaya zaman daha hizli gecer, di mi, umarim, lutfen.

Friday, July 25, 2008

tatilde her sabah sekizde ne yapilir??

tabiki de oncelikle uyku acma calismasi yapilir, ruyalar gozden gecirilir, guzelse bugun guzel gececek hissi sindirilir, eger kotuyse amaan ne ruyasi denir ve lensler takilir, pike ve yastik alinip televizyon karsisindaki koltuga yatilir ve Hatirla Sevgili'nin cikmasi beklenir :) Bu haftaicinde istisnasiz her sabah bunu yaptim, cok da guzel oldu, cok da iyi oldu. Cunkuuuu, ne zaman duydugumu bilmedigim, adini, sozlerini hicbir seyini hatirlamadigim, sadece o zamanlar muzigini cok sevdigimi hatirladigim bir sarkiya tekrar kavustum. Ama artik sadece muzik icin degil sozleri icin de bayilincak bir sarkiymis, bunu farkettim. Ve artik uc defa, bes defa istersem on defa tekrar tekrar dinleyip beni hem eglendiren hem de dusunduren sarkimi, siirimi buldum. Fikret Kizilok'u ayakta alkisliyorum ve rahmetle aniyorum. Dadaaaann...

Suleyman Hep Basbakan


Fikret Kizilok

iste 3 film...

Neden daha once izlememisim dedigim ilk film, American History X, sastim kaldim kendime, nasil bunu kacirmisim, neredeymisim o sirada, nelerle ugrasiyormusum, neyse. Bu filmle Meltem Gurle'nin derslerinde ogrendigim sey -icimde her turlu ayrimciliga karsi buyuk bir ofke, kizginlik, kirginlik, caresizlik karisimi duygunun oldugu- yine yeserdi. Bunlar hala var, biliyorum, nasil bizim ulkemizde de neye inanir olursa olsun, neyi savunur olursa olsun, fanatikler varsa, bu dusunceyi yasam nedeni haline getiren insanlar varsa heryerde var bu, ve biseyler yapilabilir mi, neden olmasin.

Diger iki film ise, Goya's Ghosts ve Atonement, bunlari da begendim. Gerci Goya's Ghosts'ta Natalie Portman ve Javier Bardem disinda baska birsey beni pek etkilemedi sanki.

Atonement ise senaryosu ile etkiledi beni, gecmisime soyle bir baktim acaba var mi yaptigim oyle bir sey diye, sanki buna benzer birsey buldum, cok daha ufak tabi ama sizinle paylasamayacagim, gercekten zormus boyle seyleri paylasmak, utanctan mi yoksa kendi kulaklarinla duymaktan cekindigin icin mi size birakiyorum.

(Donduuum!!

(bu sadece bir parantez yazisidir)
Tatilim bu kadarcikti, cok kisa oldu bu sefer, ama ilerisi icin yine ayni sekilde dinlenmek amacli tatil planlarim var tabi (ne de olsa, ben su anda "off, tezimi ne zaman yazsam, acaba hangi makale ile ugrassam, bugunu nasil gecirsem" diye dusunup hic bir isini bitiremeyen bir kizim. Ama kesin olarak yapmayi planladigim sey ise Emir beyin dedigi gibi bilogir ruhunu yakalamak ve buraya butun mutsuzluklarimi, sevinclerimi, kirginliklarimi hatta ve hatta uzman psikolojik danismanimdan ogrenmeye calistiklarimi yazacagim, buna hazir olun lutfeeen!!)

Saturday, July 19, 2008

tatil kitaplari, filmleri, dizileri...

Uzun zaman oldu kitap okumayali ama artik cooook uzun zamanim var, Baba ve Pic, 12 Mart olayi, Sili'de Gizlice, Edebiyat nedir... Okuyacagim hepsini valla :) Bir de butun sene boyunca izlerim deyip aldigim ve hic elimi suremedigim bir suru DVD, bunlari da izleyecegim valla :)
Denize gitmek hic istemiyorum zaten, annemin evinde, eski biblolari, halilari, tablolari, cocuk kitaplarini seyretmek, yarim kalmis defter arkalarini bakmak, eski kiyafetleri bulup cikartmak, nerede ne zaman giydigini dusunmek, iste bunlari istiyorum bu tatilde. Kitaplarimi, cdlerimi, etaminimi kucuk bir cantaya koydum, baska hicbir esyami almadim gidiyorum.

veni vidi vici

bu basliktan sonra daha ne yazabilirim ki bilemiyorum... yoruldum, herkes de benimle birlikte yoruldu, dua etmekten, beni dusunmekten, beni dinlemekten ve simdi biraz tatil diyorum herkes icin ve tabi en cok da bana, bencil olarak... tatil ama nasil bir tatil, denizli kumlu bir tatil istemiyorum sanirim, yapayalniz kitaplarim, filmlerim ve muziklerimle olan bir tatil, bir de etaminim...

Son soz olarak ise, eger Kasim'dan sonra yolunuz Isvicre'den gecerse Lozan'a ugrayin, bekleriz.

Thursday, July 10, 2008

Passiflora

likir likir icmeme sadece 4 gun kaldi, ve ben simdi kendimi test ediyorum, bende ne kadar etkili diye, umarim dusundugum gibidir, lutfeeeen...

Tuesday, July 8, 2008

thanks goes too...

gectigimiz haftayi tez, sunum, ortakoy, etiler, hisar derken buyuk bir kosturma ile gecirdim, son uc gunu her ne kadar yerimden kalkmayarak gecirdimse de o kadar yoruldum ki yatarken bile sandalyeden yatagima atlayarak gectim, peki bu arada benim yemek, kahve takviyemi kim yapti, tabi ki Semos sultan, ne ne kadar sut koysan acilmayacak kahvemi ne de seftalilerimi eksik birakti kendisi, tabi bir de benim camimdan iceri attigi kagitlarla ve tuvaline boyadiklarini onaylamak icin de surekli yanimda oldu :) kendisine de tesekkurlerimi iletiyorum ve buradan da soz veriyorum ki eger keyfim yerinde donersem J'adore alacagim belki bir de Italyanca sozluk :)

biraz eski tarihli bir fotograf ama buraya konulasi...

sevi'm

Size tanistirmak istedigim bir arkadasim var, kendisini kendimi bildim bileli taniyorum, manzarada bir bankta dizine yatarken buldum kendimi, adada bisiklet turu yaparken gogus kafesim dar geldi cigerlerime. Sorduklari zaman ben dort, o bes sene der arkadasligimiza, kimse bilmez ne, ne zaman, nasil basladi, herkesin biraz biraz cabasi vardir. En iyisinden arkadasimdir birlikte buyudugum, birlikte guldugum, uzuldugum, huzuruyla uyandigim. Can dostumdur, canimdir. Ama onun arkadasligimizdaki cabasi saygi duyulacak kadar coktur, beni buyuten abimdir. Ve ona bu guzel duygu icin tesekkur ediyorum, uc gundur sozlerini bilmeden mirildandigim bir sarkiyi da armagan ediyorum.

Zekai Tunca- Gulu Susuz Seni Asksiz Birakmam :)

Friday, July 4, 2008

TRIO ELS

Bi gece Mine elinde gittigi konserin programiyla odama geldi, o gunlerde kapisiyorduk, kim daha cok operaya, tiyatroya, konsere gidecek diye :) Hepsini okumus ve bana umut olsun, guc olsun diye de elinden birakmamis, sonra yine birlikte okuduk, benim icim kipir kipir oldu, belki diyordum tekrar kemanima devam ederim, hele su kotu gunler bir gecsin de. Simdi kotu gunlerin yavas yavas gectigini farkettim ve bu biyografileri tekrar okumak hayallerimi hatirlatacak gibi geldi bana.

Dikkat edilmesi gereken yer neresi peki, insan universitede ne okursa okusun, hatta kimya bile okusun :) hala keman, piyano calmaya ve saprona olmaya sansi varmis, super bi bilgiymis di mi :)

Thursday, July 3, 2008

i am afraid of...

Bugunlerde biri gelse ve anket yapsa ve sorsa en buyuk korkunuz ne diye, tek cumle ile hirsiz girmesi ve laptopumu calmasi derim. Ama gercekten en buyuk korkum bu. Tezim icin hadi bunu da yazayim, yarina unuturum derken, epey gec bir saate kadar ugrasiyorum bilgisayar basinda. E haliyle ben kaliyorum en sona, ben de isigi sondurdum mu, butun ev karanlik ve beni bir korku aliyor, bi yarim saat uyuyamiyorum, arada laptopun soguma seslerini 'tik' olarak duyuyorum, basimi kaldirip laptopuma bakiyorum, evi dinliyorum, sakinlestirmeye calisiyorum kendimi. Ama sanirim daha kesin bir cozum buldum, bu gece yatagimin altina koyacam laptopu.

Bu korkunun nereden geldigini dusunuyorum da, kucucukken birkac kere gordugum ruyadan dolayi sanirim, evde yabanci bir insani gormek, onun gerilimi, caresizligi, amaa o ruyalari hatirliyabiliyorum, offf :( acaba bu gece daha mi kotu gececek (icimi doktum diye bu korkudan kolay kolay kurtulamam di mi)

Wednesday, July 2, 2008

Yeni ay

Kutlamakta geciktim bu ay, ama dunku olaylardan sonra nasil kutlayabilirim, her gazeteyi, haber sayfasini okumakla gecirdim evde oldugum zamanlari, merak ediyorum, endise ediyorum... Ama yine de Temmuz ayi ve Mustafa Balbay kutlanabilir.

 
design by suckmylolly.com