Sunday, October 15, 2017

arbeitslos

doktorayi bitireli 4 seneyi gecti. is aramaya hic firsatim ve tabi ki de hevesim olmadi, bu ocak ayina kadar. iste yeni yil yeni kararlar derken, bi aksam oturdum, bi seferde on-oniki yere basvuruverdim, neredeyse hepsi geri dondu ve reddetti. hadi dedim, cv'yi update etmedim, cover letter'i salladim. sonra biraz duzenledim, daha ciddiye aldim.

tabi bu kadar kolay olumsuz yanit alinca da beni bi dusunce almadi degil. meger is basvurusu yapmadigim icin ben kendi dunyamda yasiyormusum, meger ne cetinmis bu ise girme sureci.

biraz daha ciddiye aldim ama yine de ayda bir ya da iki ayda bir, tek oturusta on-oniki yere basvurdum. gece gunduz dusunmedim yani. hos bi ara dusunur gibi oldum, dunyam karardi resmen, bildigin kustum herkese.

simdiye kadar toplam "yetmis"i buldu basvurdugum yer sayisi. bi tane bile gorusmeye cagiran cikmadi. kimi "ohoo 70 ne ki, yuz yere basvurunca umutsuzluk ancak baslamali" diyor, kimi "en az 300 basvuru lazim diyor".

kime inanayim bilmiyorum ama ogrendigim tek sey, bu carka girmek kolay olmayacak. bunun kadin-erkek ayrimi var, cocuklu-cocuksuz ayrimi var, genc-yasli, tecrubeli-tecrubesiz, ve son olarak ama en onemlisi olarak elindeki kimlik, nerelisin, burada kalicigin ne kadar garanti...

kisacasi, ich bin doktorandin aber ich bin arbeitslos.


Monday, October 9, 2017

erteleme

hayatimda yaptigim en rutin islerden biri erteleme. yemek yemegi erteleme, almanca kursunu erteleme, yemek yapmayi, banyo yapmayi, planlar yapmayi, mail yazmayi ve cevap vermeyi, hatta mailleri okumayi...
boyle iste, ne zamanki hayatimdan bu erteleme biraz cikar gibi olsa bi nese gelmiyor degil ama ne yazik ki uflesen ucacak cinsinden bi nese, o da gercekten orada burada, birinin uflemesiyle ucup gidiveriyor ve yine erteleme hayatimdaki en rutin isim olarak geri geliyor.
hayat boyle nasil gecer ki en buyuk soru isaretli sorum bugunlerde, ya da gercekten de boyle geciyor muymus, boyle geciren insalar varmiymis da en buyuk saskinligim, hala kabullenemedigim ve olamaz diye umut besledigim tek sey.

yok

kac saattir sunun basinda oturuyorum. oylece acik duruyor ve ben surekli actigim bikac sayfaya surekli ama surekli bakiyorum. sanki aninda bi sey gorecem ve hayatim degisecekmis gibi. oyle bi beklenti. beklenti bile degil, beklentide bi umut olur di mi. bu ne bileyim boyle, zaman oldurmek. zaman oldurmek icin yaptigim 3-5 saniyelik eylemler. ne icin zaman oldurmek, dusunmemek icin.

yazmanin iyi geleceginin farkindayim. beni duyan degil dinleyen birileri varmis gibi hayal ederek yazmak iyi gelecek. ne yazacam ki. geyik yapacam tabi ki. 

Saturday, March 25, 2017

oluyor bazen oyle.

deniz.
eger gecmise gidip deniz'in ufacik anlari benim kalbimin en derinine degiyorsa, daha cok hatirlamak lazim, hatirlamak icin de yazmak. mesela.

deniz'in bezi birakmasindan epey sonraydi, hatta soyle diyim, en son gece cisini yaptigi zamandi.
her zamanki gibi beni yanina cagirdi, sabah oldu mu diye sordu. yanina gidip sarilmak istedigimde, aa cisini yapmissin, dedim. o da bana,
"oluyor bazen oyle" dedi.

bu "oluyor bazen oyle" benim aklimdan cikmaz oldu. buyuk ihtimal benim ogrettigim birseyi tekrar ondan ogrenmis oldum ve aklima, kalbime oyle de bir isledi.

ne zaman biseyler, yolunda gitmese, ilk aklima gelen sey, o karanlik odada deniz'in sakince ve kendine guvenli tonla bana "oluyor bazen oyle" demesi.


Friday, March 24, 2017

30 gun

doktora tezini yazarken hayalini kurdugum, niyet ettigim 30 gun. yarin son gunu. heyecanliyim. icim kipir kipir. kasim ayindan beri toplamaya calisiyorum bu gunleri. ama gezmeler ama hastaliklar derken nihayet bitiyor.

oyle iyi geldi ki, basladigim, planladigim bir isi, niyeti ertelemeden bitirmek, bitirmek, biterebilmek, bitiriyor olmak, bitirirken ortaya cikan duyguyu yasamak.

istekler gerceklesebiliyormus, niyetler oluyormus. unutmusum. nedense. unutuluacak sey mi ki aslinda. ne zaman ogrendim pes etmeyi, ne zaman basladim, isteklerimin ustunu ortmeye, kim bilir. karisik zamanlar, olaylar, yerler, kombinasyonlar. bosverelim. oluyor bazen oyle.


Monday, February 27, 2017

klise girdabi

yazip yazmamak
yazmak isteyip yazamamak
icini dokup rahatlamak
uzun aradan sonra merhaba
neler oldu neler
nereden baslayacagini bilememek
yeni yil baslangiclari
yeni ay hevesleri
hatta yeni hafta heyecanlari
hepsi bu klise girdabinda donup duruyorlar.

tek istedigim, hersey kendiliginden ilerlesin, zorlamadan, egreti durmadan, oyle yavasca, zorlanmadan, kendiliginden olsun.

sesli konusmayinca oluyor ama biliyor musun? sesli konusmayinca...


Friday, November 11, 2016

yasasin okulumuz!

her okula giden cocuk gibi elbette ki deniz de hastalanacakti, soguk alginligi olursa halsiz kuzuyu bol bol dinlendirip sukredecektik, bulasici olursa da kara kara bu keyfi yerinde olan kuzuyu nasil eglendirecegimizi dusunup sukredecektik. iste bu ikincisi geldi basimiza bu sene ilk olarak. bu sabah uykudan sismis, yemekten yanaklari kocaman olmus, anneye doymus bi kiz gonderdim okula.

butun hastaliklari boyle gecsin, daha beterlerini gormeyelim. 
ama bu dort gunun sonunda, bi ev kusu olmama ragmen ativerdim kendimi yollara, yagmur yagiyormus, hava buz gibiymis hic bakmadim. bu yaptigim sey benim kendi dunyamda buyuk bi olay diye yaziyorum, yoksa ne var ki canim.
benim icin cok seyi var ki canim!



Friday, November 4, 2016

schoggi tram

her pazartesi kizimla, kahve gunumuz. hazir buralar noel icin senlenmeye baslamisken ve etkinlikler alip basini gidiyorken ben de kostur kostur en iyi arkadasimla birlikte gidelim diye aliverdim biletleri. etkinlikler cok, ama cok iyi takip etmek muhim. hem sureler kisa, hem de kontejyanlar az. mesela bu schoggi tram. zurih'te yuz seneden fazla olan bi pastanenin duzenledigi kucuk bi gezi. yarim saat suruyor, zurih'in merkezinde bi daire yapiyor ve o sirada da kucuk bi kek, 3-4 tane kendi yapim cikolatalarindan ve bi fincan da sicak cikolata servis ediyorlar. cok keyifli, hele yanimdaki deniz kizla... yine gidelim dedi ama yok, bilet yok. arada bir havali pastanelere goturup avutmaktan baska bi care yok.

ayrica her ne kadar bayilsa da sicak cikolatasini sogutamadigimiz icin icemedi ama onunla yanyana oturup teddy bear'li cataliyla kek yemek bile unutulmayacak anilar depomda.



kasim 2016, zurich

yoo yooo

bu degildi tabi ki, yazmalara baslamak. ama bahaneler aynisi. neden zaman denilen sey, hafta hafta ilerliyor acaba. ve neden benim beynim arada bir siliveriyor ki yasananlari.
neyse psikologcugum geldi de biraz toparlama vakti. valla bu psikologla sefkati icin konusuyorum, baska kimselerden cok gordugum yok da.

gecen hafta hele super gectiydi, sporun yeri nasil da bambaska. senin nefes alip vermen yetmiyor ki iste yasamak icin. beyninin de nefes almasi gerekiyor, o abudik gubidik dusuncelerin aralanmasi gerekiyor di mi. sonra kaninin dolastigini hissetmen gerekiyor, miden bos olunca da midenin oldugunu farkediyorsun, mis. kisacasi aclik ve spor herseyin oldugu gibi bu psikolojinin de en onemli caresi. bunlarin ustune baska hicbi sey tanimam. ha, tamam belki biraz naz yapacagin birileri de iyi olurdu ama onlar sana bagli degil, onun icin ana maddelere bakalim biz.

ama carsambalari guzel, hele de konusacak birim varsa, guzel geliyor. guzel gelecek. 

Monday, October 17, 2016

haftasonu ve kayboluyorum.

haftasonunun nasil gectigini ben anlayamiyorum ki bir turlu. hem de simdi dusununce, cumartesi gunu cocuklar kac saat evde degillerdi, ben tek basimaydim, supurge, mutfak, yemek yapmaca ve bi saat bas agrisiyla gecirsem de tek basimaydim.

oyle fazla yasiyorum ki bu kaybolmalari. zaten buraya yazmamamin nedeni de o degil mi. bulamiyorum ki icimdekileri, ipin ucunu tutup da soyle guzel bir yumak yapamiyorum cogu zaman. boyle, sabirla, yavas yavas, yumaklari cogalta cogalta, bi gun bi bakmisim hersey oluvermis, olmasa da olanlar o kadar cok olacak ki, tolere etmek daha kolay olacak.

bu sabahin boyle baslamasinin en buyuk sebeplerinden biri de belki, dun aksam yaptigim kacamaktir. bu kacamagin tabi ki de sabah midemde ve enerjimde bi etkisi oalcakti. ama iste bu kadar da bozulmamaliyim bu etkiye di mi? yok, o sarap bana odem olarak donmus, yok iki aydan fazladir sonunda ciddiye aldigim kilolarima harcadigim emegime yazik olmus, yok, 4 senedir gormedigim sayilari gormusum de yine kaybetmisim. yuz mekik, bi saat yurume hallederiz biz onu.


 
design by suckmylolly.com